22 Mar 25 - Cts 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > “Reşid Rıza’nın Laissez-Faire (Serbestçi) Yaklaşımı ve Selefiliğin Şekillenmesi”

“Reşid Rıza’nın Laissez-Faire (Serbestçi) Yaklaşımı ve Selefiliğin Şekillenmesi”

                            Not: (Laissez-faire (bırakınız yapsınlar) yani ekonomik bağlamda devletin                                      müdahalelerini en aza indirgeme yaklaşımı. Resim: 1897’de el-Menar’ı                                  kurmasından bir yıl önce. Wikimedia Commons’tan alınmıştır.)

Yirminci yüzyılın eşiği, İslam geleneğini imparatorluğun sönmekte olan çağının muazzam değişimleriyle başa çıkabilecek hale getirmek için çeşitli çabalara tanık oldu. İslam çalışmaları alanında geçmişi olan Mısır merkezli Suriyeli gazeteci Muhammed Reşid Rıza (1865-1935), bu girişimde dergisi  el-Menar aracılığıyla yer aldı.

Modern İslam düşüncesi tarihçileri, onun katkısının niteliği ve mirası konusundaki değerlendirmelerinde belirgin şekilde farklılık gösterirler. Bir görüş, Rıza’nın etkilendiği hocası Muhammed Abduh’un (1849-1905) daha yenilikçi ve geniş görüşlü çizgisinden koptuğunu ve radikalizmi teşvik eden bir Vehhabi fanatiğine dönüştüğünü öne sürer. Aksine, diğer görüş Rıza’yı İslami dünya görüşüne dair pek de hassas olmayan faydacı bir davetçi olarak tanımlarlar

Leor Halevi’nin  Modern Things on Trial: Islam’s Global and Material Reformation in the Age of Rıza, 1865 – 1935  (Columbia University Press, 2019) adlı eseri, İslam reformcusunun yeni bir çehreye büründüğü özgün bir değerlendirme sunmaktadır. Burada, Rıza artık bize söylendiği gibi şeyhine ihanet eden somurtkan bir köktendinci ya da dininden taviz veren bir Makyavelist değildir. Bir yayıncı, editör, kendi kendini atamış müftü, girişimci, ana dili Arapça olmayanlar için Arapça öğretmeni, gayrı resmi diplomat ve siyasi hayalperest olarak bir faaliyet ve sürekli tefekkür hayatı yaşamıştır.

Halevi’ye göre, Suriyeli din adamı herhangi bir klişeye dâhil edilmemeli ve tek boyutlu bir adam olarak görülmemeli, bunun yerine çok katmanlı bir figür olarak değerlendirilmelidir.

Yirminci yüzyılın başında, sadece birkaçını saymak gerekirse: tuvalet kâğıtları, banknotlar, gramofon plakları, kravatlar, şapkalar ve seksi Fransız pantolonları vb. Arap dünyasında oldukça tartışmalı nesnelerdi. Bu bağlamda, Müslümanlar dini liderlerinden bu yeni araçları kullanıp kullanmama konusunda fetva almak durumundaydı. Bazı seçkin Müslüman erkekler için, Rıza bu işte bu müftüydü.

Yabancı mallar konusundaki yaklaşımını bir başlangıç ​​noktası olarak kullanan Halevi, Rıza’nın el-Menar abonelerinin sorularına yanıt olarak verdiği hükümleri veya fetvaları analiz etmiştir. Maddi kanıtlara dikkat eden bir ortaçağ ve modern İslam tarihçisinin bu analizi, bize Rıza’nın projesine dair güvenilir bir değerlendirme sağlıyor.

Suriyeli din âlimi, İslam hukuk teorisinde eklektik bir yaklaşım benimsemişti; yani tek bir mezheple kendini sınırlamadı ya da belirli bir âlimin öğretilerine bağlı kalmadı. Ne Hanefi ne de Hanbeli mezhebine ait olarak tanımlanabiliyordu. Hem modern kavramları hem de teknolojileri, ürünleri ve makinelerin kullanımını serbest gören bir yaklaşımı vardı. Onun bu serbest ve yenilikçi hukuki kararları, Kur’an’dan ayetler, hadislerden gelen anlatılar ve Selef adıyla bilinen İslam’ın erken dönem karakterlerinin idealize edilmiş örneklerinden yola çıkan bir yorumlama yöntemiyle meşru görülüyordu.[1]

Halevi bu yönteme “laissez-faire Selefiliği” adını veriyor. “Laissez-faire (Serbest Piyasa Selefizmi) kararlarını yetkili bir şekilde savunmak için, Rıza, Selef’in rivayetlerini ve İslam hukukundan seçtiği kanıt metinlerini düzenledi.”[2] Bunu yaparken,’Abduh’unkinden oldukça farklı bir biçim oluşturdu. İkincisi, fetvalarını büyük ölçüde kısaltılmış, yoğunlaştırılmış bir şekilde yayınlamayı ve bunu Mısır’ın büyük müftüsü olarak imzalamayı tercih ederken, resmi bir dini pozisyonu olmayan Rıza, içtihatlarını açıklığa kavuşturma ve bunların kökenlerini daha önceki İslam hukukçularının içtihatlarıyla benzeştirme yöntemine başvuruyordu.

 Halevi, “vaka bazında” yaptığı incelemeyle, Selefilik hikâyesini halkın içinden, örneğin Kur’an plakları dinlemek için gramofon almaya giden bir müşteriden ve komşusunun bu satın almanın meşruiyetini onunla tartışmasından, böylece içlerinden birinin Rıza’dan bir hüküm istemesiyle ilişkilendirerek anlatıyordu. “

Halevi şöyle ifade eder: ‘Önce meta geldi; ancak, ardından sıradan kişiler arasındaki dini tartışma bunu izledi; reformcunun uzman hukuki hükmü ise en sonunda geldi.“ Bu sıralama, özellikle örnekte modern bir nesnenin şer’i hukuk önünde yargılanmasına neden olan sebepler zincirini anlamak istiyorsak, dikkat edilmesi gereken önemli bir sıralamadır.” [3]

“Modern Things on Trial” (kitabı),  şehirlerine nefes kesici ve benzeri görülmemiş bir “Batı” malları girişi yaşayan yirminci yüzyılın başlarındaki Müslüman tebaanın günlük yaşamından parçalar aktarır. Bu çalışmada, Selefiliğin materyalist bir okumasına, ortaya çıkışının alışılmamış bir kavrayışına maruz kalıyoruz. Bu nedenle Halevi, “Selefiliği entelektüel seçkinlerin fildişi kulelerinde geliştirdiği bir hareket olarak görmek yerine” “çeşitli toplumsal aktörleri, özellikle fetva arayanları, bu ideolojinin oluşumunda aktif katılımcılar olarak” anlatmaktadır.[4] Gerçekten de, “bazen [fetva arayanlar] sorunu çözmek için tercih ettikleri yolu kibarca veya gösterişli bir şekilde önerecek kadar ileri gittiler.”[5]

20. yüzyılın başında Selefiler, iş dünyasıyla bir işbirliği oluşturdu ve Rıza, bu birleşimi destekledi. Rıza, “uluslararası bir İslami girişimci” olarak tanımlanmayı tercih ediyordu ve Halevi’nin belirttiği üzere, Selefiler bu dönemde sermaye odaklı bir dünyada İslam’ın reformu için ideolojik bir araç haline geldiler. Halevi ayrıca şu görüşü dile getirir: “Selef olarak bilinen İslam’ın erken dönem kahramanları, kapitalist bir bakış açısıyla yeniden yorumlanarak adeta mezarlarından diriltilmek durumuna getirildiler.”[6]  

Rıza, işgal altındaki Mısır’a geldikten kısa bir süre sonra, 1898 yılında el-Menar adlı dergiyi kurdu. 1903’te dergide bir fetva bölümü oluşturdu ve yıllar boyunca yaklaşık 1.060 fetva yayınladı. Bu fetvaların önemli bir kısmı, Avrupa’da ortaya çıkan yeniliklere ve sorunlara hitap ediyordu. Halevi’nin ifade ettiği üzere, Rıza’nın Mısır’daki ilk on yılı, aynı zamanda ithalat hacmi ve değerindeki kayda değer bir artışla örtüşüyordu.[7] Rıza’nın okuyucuları ve fetva talep edenler ise Lübnan, Brezilya, Hindistan, Tayland, Fransa, İsviçre, Almanya gibi dünyanın dört bir yanından geliyordu. Halevi’ye göre, Rıza’nın böylesine geniş bir okuyucu kitlesine ulaşması, onun türünün ilk örneği olarak küresel bir müftü haline gelmesini sağladı.

Bu durum, el-Menar’ı, İslam dünyasında iletişimin küreselleştiği geç imparatorluk ve erken ulusal dönemlerle ilgilenen tarihçiler açısından oldukça değerli bir yayın haline getiriyordu.[8] Rıza fetvalarını ücretsiz sunmuyordu; bu hizmet sadece abone olan kişilere özeldi. Halevi’ye göre, “Rıza’nın fetvaları, kâr amacı güdülerek makinelerde basılan kapitalist ürünlerdi. Rıza, bu fetvaları okuyucuları için hazırlamaya istekliydi, ancak bu hizmetten yararlanmak isteyenlerin kendisine önceden önemli bir ücret ödemesi gerekiyordu.”[9]

Bugün Müslüman toplumlarda yaygın olan çok sayıda kapitalizm yanlısı ve açık piyasacı fetvanın altında Rıza’nın imzası var. Sadece İslami mirastan değil, aynı zamanda “laissez-faire ve laissez-passer” (bırakınız yapsınlar-bırakınız geçsinler) ifadelerini ortaya atan François Quesnay (1694-1774) gibi Fransız aydınlanmasından ve ekonomistlerden de etkilenen bir düşünür olarak Rıza, kendini “İslam’ın kutsal yasalarını modern finansal araçlara uygulamanın yollarını bulmaya” adadı.[10]  

Bununla birlikte, Rıza’nın laissez-faire Selefiliği “tüm yabancı şeylerin sınırı serbestçe geçmesine izin vermek, ticaret ve tüketime yönelik her bir İslami engeli ortadan kaldırmak” değil, daha ziyade “kutsal kitap ve Selef adına bireysel refah ve toplumsal refaha yönelik dini ve yasal engelleri en aza indirmek” idi.[11]  O kadar kararlıydı ki, diğer müftüler ve şeyhlerle belirli mallar ve icatlar hakkında sözlü tartışmalara girecek, İngiliz mallarının Mısır tarafından boykot edilmesi yönündeki milliyetçi çağrılara boyun eğmeyi reddedecek ve geleneksel dini kurumlarla yüzleşmek anlamına gelse bile serbest ticareti övecekti.

Cemaleddin Afgani (1838-97), ‘Abduh ve Rıza gibi Müslüman reformcular, birkaç postkolonyal entelektüel teorisyen tarafından ikiyüzlü ve manipülatif olarak görülmüştür.  “Modern Things on Trial” kitabı bu yaklaşımı eleştirmektedir. Halevi, tek tip bir politika yerine, süreklilik ve kopukluk noktalarını yeniden yapılandıran tarihsel bir okuma önermektedir. “Sorun,” diye açıklıyor, “kısmen İslam’ı reform etmek için nesiller boyu süren çabadaki tarihsel sürekliliğe dair abartılı bir görüşten kaynaklanmaktadır.”[12] Rıza’nın mirası bağımsız ve tek başına ele alınmayı hak ediyor. O, Afgani ve ‘Abduh ile birlikte bir üçlü içinde yer alan pasif bir üye değildir. Halevi, “on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl reform projeleri arasındaki kopukluğa” işaret etmektedir.

Başka bir yaygın örüntü, Rıza’yı ilerici düşünürlerin tarihindeki tuhaf bir an veya hatta başarısız bir aydınlanmacı olarak tasvir etmektir. Bu anlayışa göre, ılımlılıktan aşırılığa doğru hareket etti. Başka bir deyişle, eğer Althusserci terimler kullanılacak olsaydı, projesinde I. Dünya Savaşı’ndan sonra bir tür epistemolojik kopuş yaşandı. Halevi, “Erken doktrinlerinin ‘modernist’ ve geç doktrinlerinin ‘fundamentalist’ olarak yargılayıcı tanımları yanıltıcıdır” diyor. “Avrupa modernliğiyle, sonra da İslam antikitesiyle özdeşleşmedi. Kariyeri boyunca, aynı anda her iki çağın bazı yönleriyle özdeşleşti.”

Rıza’nın İbn Teymiyye’nin bazı kavramlarını yaydığı doğrudur, ancak Halevi’nin belirttiğine göre, Mahatma Gandhi’yi (1869-1948) desteklemiş ve onun Sağlık Rehberi  (1921) adlı kitabının ilk Arapça çevirisini yayınlamıştır. Ayrıca Rıza, Martin Luther (1483-1546) gibi reformist ilahiyatçılara sürekli hayranlık duymuş ve onların düşüncelerini pazarlamıştır. Bununla birlikte, Halevi Rıza’nın siyasi programında bazı değişiklikler olduğunu kabul eder, ancak bunları herhangi bir ideolojik sapmadan daha çok, özellikle imparatorluk siyasetinden ulus-devlet modeline geçiş olmak üzere siyasi koşullardaki geniş bir değişimle ilişkilendirir.

Rıza’nın bir Müslüman reformcu olarak katkısı, muhtemelen iddia edilen Vehhabi sapkınlığı nedeniyle birçok akademisyen tarafından küçümsenmiştir. Yine de bu küçümsemenin başka bir açıklaması olabilir, yani Müslüman Kardeşler ve kurucusu Hasan el-Benna (1906-49) ile ilişkisi. Aslında, Halevi’nin bize söylediği gibi,  1935’te Rıza’nın ölümünden sonra el-Menar’ı yayınlamaya devam eden kişi Benna’nın kendisidir. Böyle bir olay daha fazla ayrıntı gerektirse de, Halevi okuyucusuna bu iki adamın birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğine dair hiçbir ipucu vermez.

Bir kısım “İhvan” ideologları Rıza’nın çalışmalarına olan takdirlerini dile getirmiş; onu ve Benna’yı silah arkadaşları olarak tasvir etmişlerdir. Buna karşılık diğer “İhvan” eleştirmenleri bu iki figürün asla yakın olmadığını ve bu değerlendirmenin sadece bir abartı olduğunu savunmaktadır. Her ne olursa olsun, “İslamcılar” Rıza’ya yüce bir statü vermişlerdir ve onu bir dereceye kadar talihsiz bir Müslüman reformcu yapan tam da bu statüdür. Sonunda bu değerlendirmeler ya Vehhabilere ya da İslamcılara bağlanmaktadır.

Rıza’nın hayat hikayesi genellikle ya onun pragmatist yaklaşımına karşı çıkanlar ya da onu itaatsiz bir öğrenci olarak resmeden kişiler tarafından kaleme alınmıştır. Modern Things on Trial kitabı ise, modern İslam’ı basitleştirerek yorumlayan bu tür görüşlere karşı yenilikçi, canlı ve maddi odaklı bir karşılık sunmaktadır.

Muhammad Addakhakhny

https://www.jadaliyya.com/Details/41169

Adresinden çevrilmiştir.


[1] Leor Halevi, Modern Şeyler Yargılanıyor: Rıza Çağında İslam’ın Küresel ve Maddi Reformu, 1865-1935 ( New York: Columbia University Press, 2019), 9.

[2] Aynı eser, 24.

[3] Aynı eser, 44.

[4] Aynı eser, 22.

[5] Aynı eser, 62.

[6]Aynı eser, 99.

[7]Aynı eser, 76.

[8] Aynı eser, 57.

[9] Aynı eser, 62.

[10]Aynı eser, 107.

[11]Aynı eser, 126–127.

[12]Aynı eser, 21.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir