28 Mar 25 - Cum 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Kısa Kısa: Yapay Zeka

Kısa Kısa: Yapay Zeka

  • Ekonomi ve jeopolitik için önemli

İtalyan Siber Güvenlik Dairesi müdür yardımcısı Roberto Baldoni, La Stampa’daki yazısında, yapay zekanın jeopolitik bir faktör olma yolunda ilerlediğini söylüyor:“Dijital transformasyon, kamusal alanı, özel hayatımızı ve toplumumuzun büyük bölümünü geri dönülmez biçimde değiştirdi. … Bunun kaçınılmaz sosyal etkileri var . … İşlemci kapasitesi alanında kuantum bilgisayarların, şebeke yapılarındaysa 5G’nin etkisiyle yapay zeka, bilhassa Çin ve ABD’de stratejik öneme sahip jeopolitik bir faktöre dönüştü. En gelişmiş uluslar bu sektörde yerlerini almak için çok boyutlu ulusal stratejiler üretiyor, zira ekonomik gelecekleri ve jeopolitik bağımsızlıkları buna bağlı.”

  • Robotlaşmış gazetecilik akıl karıştırır

Yapay zekanın yükselişi, sırf ABD’deki medya sektöründe bu yıl 3000 kişinin işini kaybetmesine neden olmuş.

“Karmaşık cümleler kurabilen, insanlarla dürüst bir iletişime sahip, empati gösterebilen ve eleştirel düşünebilen bireylere ihtiyaç var. Kuru veriler, algoritmalar ya da şu nesnellik denen şey, bunların yerini alamaz. İnsanların giderek kendi görüşlerini destekleyen düşünceler aradığı, (her nedense) onlardan nefret edenlerinse, kendilerini gördüklerinden daha kötü oldukları bir dönemde robotlaşmış gazeteciliğe karşı azımsanmayacak bir argüman.”

  • Yapay zeka kamu yararına olmalı

Intel Fransa yöneticisi Stéphane Negre,  yapay zeka teknolojisi geliştiren ve kullanıma sunan kesimlerin, mevcut güvensizlikle mücadelede el ele vermesi gerektiğini savunuyor: “Kamoyunu yapay zekanın avantajlarına ikna edebilmek için bu teknolojinin etrafını saran sis perdesinin kaldırılması gerekiyor. … Buradaki en büyük zorluk, yapay zekanın insanın kontrolünün ötesinde değil, insanı tamamlayıcı bir teknoloji olduğunu anlaşılır hale getirmek. Yapay zeka kamu huzuruna katkı sağlamalı.

  • Avrupa diş gösteriyor

L’Echo, Belçika’da yayınlanan bir ekonomi ve finans gazetesi: Paris’te düzenlenen yapay zekâ zirvesinde, sektöre 300 milyar avro üzerinde yatırım yapılacağı ve bunun yarısının Avrupalı sanayi ve teknoloji şirketlerinden oluşan yeni bir ittifaka ayrılacağı açıklandı. Dolayısıyla Avrupa, Washington’da OpenAI liderliğinde duyurulan 500 milyar dolar değerindeki Stargate girişimine başı dik bir şekilde karşılık verebilir. Avrupa’nın yeni ekonomi lehine aldığı bu güçlü karar memnuniyetle karşılanmalı.”

  • Avrupa bu treni kaçırmasın

Hospodářské noviny, (Çek Cumhuriyeti’nde yayınlanan ulusal bir günlük gazete) ABD ve Çin yapay zekâ dünyasına liderlik etse de Avrupa’nın hâlâ daha iyisini yapma fırsatına sahip olduğunu belirtiyor:“Çin’in DeepSeek uygulaması, ABD’nin bu yeni sektördeki hegemonyasının zannedildiği kadar güçlü olmayabileceğini gösterdi. … Ancak savunma sektörünün aksine, Avrupalılar yenilik ve yatırım meselelerini kendileri adına halletmeleri için başkalarına bel bağlayamazlar ve esas olarak düzenlemeye odaklanabilirler. Amerika ya da Çin’in başı çektiği diğer sektörlerde olduğu gibi, bu alanda da harekete geçmenin vakti artık geldi. Tekerleği yeniden icat etmek için değil, onu doğru yönde hareket ettirmek ve yola gereğinden fazla taş koymamak için.”

  • Güçlü bir alternatif gerek

Le Quotidien, (Lüksemburg’da yayınlanan Le Quotidien, Fransızca bir günlük gazet) etik ve sürdürülebilir yapay zekâ hedefinin hayata geçirilmesinde gerçekçilik şart, diyor:“Bu devrim daha yeni başlamışken, istismarın pek çok biçimi de şimdiden ortaya çıktı. Örneğin, videolarda yüzlerin manipüle edildiği korkutucu deepfake’ler giderek yayılıyor. … Silikon Vadisi’nin dahileri, ürünlerini satarken ya da yeni dünya görüşlerini uygulamalar (yemek dağıtımı, e-ticaret vb.) aracılığıyla hayata geçirirken, yerel yasaları atlatma konusunda ustalaşmış durumdalar. ‘Etik ve sürdürülebilir’ yapay zekâ geliştirmek elbette övgüye değer bir hedef. Ancak, amacın aracı her koşulda haklı çıkardığı teknoloji devlerine karşı kendini savunabilmek de gerekiyor.”

  • Temel kurallarla ilerleme sağlanabilir

La Libre Belgique, (Belçika’da Fransızca yayın yapan günlük gazete) ABD ve Çin’in yaklaşımına karşı beliren bir alternatifi memnuniyetle karşılıyor:

“Kimilerinin tanımladığı şekliyle, yapay zekânın bir çerçeveye oturtulduğu, yazarların mahremiyetinin ve yaratıcılığının korunduğu, yapay zekânın mümkün olduğunca çok insan için erişilebilir, faydalı, verimli ve şeffaf kılınarak işbirliğine dayandırıldığı üçüncü bir yol. … Bu temel kurallara uyulursa, yapay zekâ sağlık, eğitim, enerji ve mobilite gibi alanlarda ilerlemeye yönelik muhteşem bir enstrümana dönüşebilir. … Bugün değerlerimiz ve çıkarlarımızla uyumlu bir yapay zekâyı savunmak ve ona yatırım yapmak her zamankinden daha çok önem teşkil ediyor.”

  • Yurttaşlar ve işletmeler tekellerden korunmalı

NRC, (Hollanda’da yayınlanan gazete) Avrupa’nın teknoloji çılgınlığında yurttaşlarını ve çıkarlarını unutmaması konusunda uyarıyor:“Avrupa’nın, teknoloji şirketlerinin aşırı veri açgözlülüğüne karşı yurttaşlarını koruması son yıllarda büyük bir öncelik haline geldi. Tıpkı (ABD’li) teknoloji şirketlerinin fiili tekeller oluşturmasının engellenmesi gibi. Ancak Avrupalı teknoloji şirketlerinin, JD Vance’in  (James David Vance, ABD senatör) konuşmasını memnuniyetle karşılaması ve bazı yapay zekâ düzenlemelerinin gevşetilmesini desteklemesi endişe verici bir gelişme. … Avrupa, kendi sanayisine inovasyon ve gelişim için alan açmalı, ancak teknolojinin sonuçta kimin yararına olması gerektiğini unutmamalı: Avrupalı yurttaşlar ve işletmeler.”

  • Erken davranan kazanır

London School of Economics profesörü Xavier Jaravel, Les Echos’da Avrupa’nın yapay zekâya daha fazla yatırım yapması gerektiğini belirtiyor: “Yapay zekâ devrimi, bu teknolojileri en hızlı şekilde hayata geçiren şirketler ve ülkeler tarafından şekillendirilecek. Bu da onların pazar paylarını artırmalarına ve istihdamı korumalarına olanak tanıyacak. Asıl risk yapay zekâ ile ‘değiştirilmekte’ değil, aynı ülkede veya yurtdışında yapay zekâ kullanan rakipler tarafından geride bırakılmakta yatıyor. Ancak Avrupalı şirketler, ABD’li şirketlerin yapay zekâya yaptığı yatırımın yalnızca yüzde 50’sinden biraz azını harcıyor. Avrupa’da yapay zekânın yaygınlaşması hız kazanmazsa, ABD ile aramızdaki üretkenlik farkı giderek büyüyecek.”

  • Daha fazla sorgulamalıyız

Algorithm Watch Switzerland sivil toplum kuruluşunun direktörü Angela Müller, Tages-Anzeiger için konuk yazar olarak kaleme aldığı makalede teknoloji devlerine daha eleştirel yaklaşmanın gerekliliğine vurgu yapıyor: “Tekellerine geçirdikleri teknolojiyi ve gelecekte sağlayacakları belirsiz faydalar uğruna giderek büyüyen yapay zekâ modellerinin çevresel, toplumsal ve ekonomik bedellerini kabullenmemiz gerektiğine dair anlatılarını sorgusuz sualsiz benimsersek, yapay zekâ insanlığa ve bir bütün olarak gezegenimize değil, her şeyden önce kendilerine hizmet eder hale gelecek. … Teknolojinin potansiyelinden ancak sebep olduğu zorluklarla ciddiyetle mücadele edersek gerçekten faydalanabiliriz. Bunun için de büyük yapay zekâ modellerinin bıraktıkları ekolojik ayak izine ve arkalarındaki güç yoğunlaşmasına odaklanmalı ve bu yolla kamu yararına yönelik yenilikçi ve sürdürülebilir bir yapay zekâ ekosistemi kurulmasını sağlamalıyız.”

  • Sürdürülebilir bir yoldan gidilmeli

Fransa’nın İsviçre ve Lihtenştayn büyükelçiliğini yapan Marion Paradas, La Tribune de Genève’de yapay zekâ konusunda tüm dünyayı bekleyen görevleri yazıyor:

“Öncelikle, mümkün olduğunca çok insanın yapay zekâya erişimi güvenceye alınmalı. … Sonra da yapay zekânın iklim değişikliğiyle mücadeleye tam katkısını sunması sağlanmalı. Ancak hali hazırda enerji bakımından sürdürülemez bir yol izleniyor. Bu durum karşısında, yapay zekânın çevreye maliyeti üzerine araştırmaları derinleştirmek, yeni standartlar tanımlamak ve yeşil yatırımı artırmak amacıyla sürdürülebilir yapay zekâ için farklı aktörlerden müteşekkil uluslararası bir ittifak tesis edilmeli. Son olarak da hep birlikte verimli ve kapsayıcı bir yapay zekâ yönetişim sistemi oluşturmaya çalışmalı.”

  • Beyinlerimizin tamamlayıcısı mı yoksa ikamesi mi?

Corriere della Sera,( İtalya’nın en prestijli ve köklü gazetesi) yapay zekânın ekonomide kullanımına ilişkin tartışmanın iki taraf ürettiğine dikkat çekiyor: “Bir yanda, yapay zekânın uzun vadede insan emeğinin yerini alacağını savunan muhafazakâr taraf var. Bunlar, Ludizm’den [makine kırma hareketi] bu yana teknolojiyi, insanların toplumsal ve mesleki gelişiminin önünde engel olarak gören tarihsel bir bakış açısını benimsiyor. … Bu kötümser bakış açısının yanı sıra, yapay zekânın etik ve siyasi sonuçlarının farkında olan, ancak bunu evrimsel bir perspektiften değerlendiren modernist bir taraf da var.”

  • Telif hakları öylece hediye edilemez

Yapay zekâ tartışmalarının son örneği Estonya’dan geldi: Adalet ve Dijital İşler Bakanlığı, kamu yayıncıları ve diğer medya kuruluşlarının içeriklerinin Meta’nın dil yapay zekâsına ücretsiz olarak sunulacağını ve böylece yapa zekânın Estoncasının eğitilebileceğini duyurdu. Ekspress Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mari-Liis Rüütsalu, ERR Online’da bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu dile getiriyor:

“Öncelikle, gazetecilik içeriği telif hakkıyla korunan bir fikri mülkiyettir. ERR içeriklerinin vergi mükelleflerinin parasıyla üretilmiş olması, bu içeriğin kâr amacı güden teknoloji devlerine ücretsiz sunulabileceği anlamına gelmez. … İkincisi, ABD ve diğer ülkelerde yapay zekâ şirketlerine yönelik telif hakkı ihlali iddialarıyla açılan davaların gündemde olduğu bir dönemde, Estonya devleti tam tersi bir mesaj veriyor.”

  • Dilbilimsel bir atom bombası

Papa’nın danışmanlarından Paolo Bennati, La Repubblica’da şu uyarıda bulunuyor: “Dil alanındaki GPT’ler ile diğer üretken yapay zekâ uygulamalarının bölünmelere sebebiyet vermek ve sahte haber yaratmak için kullanılması halinde, bu yolun sonu binaları ya da şehirleri yok etmeyecekse de bir arada yaşamamızı sağlayan kültürel bağları dinamitleyecek kültürel bombalara çıkabilir. Geoffrey Hinton’ın on yıl çalıştıktan sonra 2023’te Google’dan ayrılmasının ardındaki sebeplerden biri belki de budur. … İstifasını açıklarken, yapay zekânın kötü niyetli aktörler tarafından seçmeni manipüle etmek veya savaş kazanmak gibi kötü amaçlar için kullanılabileceğine dair endişelerini dile getirmiş ve içinde bulunduğu durumu, [atom bombasının mucidi] Robert Oppenheimer ile kıyaslamıştı.”

  • Stockholm elinden geleni yapıyor

Tagesspiegel, (Der Tagesspiegel, Almanya’nın başkenti Berlin’de yayınlanan günlük bir gazete) bizzat kendi çalışmalarının muhtemel sonuçları konusunda uyarılar yapan bir bilim insanının ödül almasının ender rastlanan bir durum olduğunun altını çiziyor: “[1980’de ödül alan ve] geçtiğimiz yıl ileri yaşta hayatını kaybeden [Paul] Berg, nihayetinde genetik alanındaki araştırma ve uygulamalara bugün katı düzenlemeler getirilmesine ve çoğu ülkede halkın meseleye eleştirel ve bilgili bir şekilde yaklaşmasına öncülük etmiş oldu. Yapay zekâ konusunda bu gemi limandan kalkalı epey vakit geçti. Uygulamalar iyice yaygınlaştı ve lider şirketler dünya borsalarında en yüksek değerlere sahip. … Stockholm verdiği ödülle, kamuoyunun dikkatini yapay zekânın risklerinin yanı sıra fırsatlarına da çekmek için elinden geleni yapıyor.”

  • Muazzam ilerlemeleri de görmek gerek

La Stampa, (İtalya’nın Torino şehrinde yayınlanan köklü bir günlük gazete) teskin ediyor: “Ne zaman yeni bir teknoloji doğsa, herkesi alarma geçiren uyarılar yapılmaya başlanır. Devrim potansiyeli barındıran bir şey piyasaya çıkıp da toplumsal yaşamın ve kültürün parçası haline gelince bu hep böyle olur. Otomobil, elektrik ve internette de aynısı yapılmıştı. … Korku temelinde gerçekleşen tartışmalar tek taraflıdır. Teknolojinin olumlu yanlarının gözden kaçırılması tehlikesini taşır. … Hinton ve Hopfield’in de araştırmalarında ele aldığı derin öğrenme algoritmalarına dayanan yapay zekâ, kanserin erken teşhis edilmesinde işe yaramıştır ve halihazırda meme, karaciğer ve prostat kanseri gibi hastalıkların önlenmesinde de kullanılmaktadır.”

  • Hayal gücü olmayınca ufuklar daralıyor

NRC, (Hollanda’da yayınlanan gazete) verilen ödül vesilesiyle VBK yayınevi yazarlarından yapay zekâ tarafından İngilizce diline yapılan tercümelere yardımcı olmalarının istendiği Hollanda örneğinden yola çıkarak şu yorumda bulunuyor: “Hem etik hem de estetik sorunlar söz konusu. Yapay zekâyla yapılan tercümeler ufuk açmıyor, daraltıyor. Yapay zekâ insan yaratıcılığını geliştirmek için kullanılabilir, ama onun yerini alamaz. Bir metnin başka bir dile aktarılması salt bir tercüme meselesi değildir, aynı zamanda kültürel aktarım da gerektirir. Yapay zekâ üslup bilmez, yeni türetilmiş sözcükleri yuvarlayarak anlaşılır hale getirir. … Edebiyatın hayal gücü gerektirdiği herkesin malumu, ancak yapay zekâda bu yoktur.”

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir