12 Şub 26 - Per 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 30 – Rum Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 30 – Rum Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

30- Cevdet Paşa Meali – Rum Suresi

Mekke’de nazil olmuş 60 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi olan Allah’ın ismiyle başlarım

1- Ben mecid (şerefli, ulu, büyük) olan Allah’ım.

2- Rumlar mağlup oldular.

3- Size yakın yerde. Onlar mağlubiyetten sonra galip olacaklardır.

4- Üç yılla dokuz yıl arasında. Bundan evvel ve bundan sonra emir Allah’ındır ve o gün müminler ferahlanırlar.

5- Allah nusreti (yardım) ile dilediğini mansur (zafere ulaşan) eder ve Allah galip ve kadirdir ve rahimdir.

6- Allah bunu vaad etti. Allah vadinde hilaf (ters, aykırı) etmez. Lakin nasın (insanlar) ekserisi bunu bilmezler.

7- Onlar dünya hayatının zahirini (dış görünüş) bilirler ve ahiretlerinden gafillerdir.

8- Onlar kendi kendilerine tefekkür (düşünme) etmezler mi ki Allah gökleri ve yeri ancak hak ile ve bir muayyen (belirlenmiş) müddetle hâlk (yaratma) etmiştir. Nasdan (insanlardan) ekserisi rablerinin likasını (yüz, çehre) inkar ederler.

9- Onlar arzda seyahat edip kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olduğuna nazar (bakmak) etmezler mi? Bu evvelkiler kuvvet cihetinden (yönünden) onlardan şiddetli idiler. Arzı ekmekte ve imarda onların imarlarından ziyade idiler. Onlara mucizelerle resulleri geldi. Allah onlara zulüm etmedi. Velakin nefislerine kendileri zulüm ettiler.

10- Sonra fenalık edenlerin akıbeti, Allah’ın ayetlerini tekzib (yalanlama) ve onunla istihza (alay etmek) eyledikleri cihetle fena ukubet (ceza) oldu.

11- Allah hâlkı (yaratma) ibtida (başlangıç) inşa eder ve sonra iade eyler. Sonra ona rücu (dönüş) edersiniz.

12- Kıyamet koptuğu günde mücrimler (günahkârlar) hayretle sukut ederler.

13- Allah’a şerik (ortak) ettiklerinden şefaatçi bulamadıklarından onlara da küfür ederler.

14- Kıyamet koptuğu günde kâfirler ayrılırlar.

15- İman edip salih amel işleyenler cennette mesrur (sevinçli, mutlu) olurlar.

16- Ayetlerimizi ve ahiret gününe mülaki (kavuşma) olacaklarını inkar ve tekzib (yalanlama) edenler, azaba ihzar (hazır etme) olunurlar.

17- Akşam ve sabah ettiğinizde de, Allah’ı tespih ve tenziye (temiz ve güzel olmak) ediniz.

18- Göklerde ve yerde hamd ona mahsustur. İkindi ve öğle vakitlerinde de onu tespih ediniz.

19- Diriyi ölüden ve ölüyü diriden çıkarır. Ve arzın ölümünden sonra diriltir ve siz de bunun gibi kabirlerinizden çıkarsınız.

20- Sizi topraktan hâlk (yaratma) etmesi ve sonra yeryüzüne dağılan beşer olmanız Allah’ın kudretinin delaletlerindendir (delillerinden, işaretlerinden).

21- Onun, sizin için onlarla ülfet (alışma, kaynaşma) ve ünsiyet (yakınlık) edesiniz diye kendi cinsinizden zevceler hâlk (yaratma) etmesi ve aranıza meveddet (sevgi, muhabbet) ve rahmet koyması, ayet-i kudretindendir (kudretinin ayetlerindendir). Bütün bunlarda tefekkür eden bir kavim için ibretler vardır.

22- Göklerin ve yerin hâlkı ve lisanlarınızın ve renklerinizin ihtilafı (farklılık) ayet-i kudrettendir (kudretinin ayetlerindendir). Bunlarda bilenler için ibretler vardır.

23- Gecede ve gündüzde, uykunuz ve onun fazlından medar-ı maişet (geçim sebebi) aramanız, ayet-i kudrettendir (kudretinin ayetlerindendir). Bunlarda hakikati işiten kavim için ibretler vardır.

24- Size şimşeği korku ve ümit ile göstermesi ve semadan (gökyüzü) su indirip onunla ölmüş arzı ihya (diriltme, canlandırma) etmesi, ayet-i kudrettendir (kudretinin ayetlerindendir).Bunda teakkul (akletme) eden kavim için ibretler vardır.

25- Göğün ve yerin onun emriyle kaim (kalkmak, ayakta durmak) olması, ayet-i kudrettendir (kudretinin ayetlerindendir). Sonra sizi arzdan bir kere daveti üzerine derhal mezarlardan çıkarsınız.

26- Göklerde ve yerde olanlar hep onundur. Cümlesi ona muti (itaat eden) ve münkadlerdir (boyun eğmiştir).

27- O hâlki (yaratma) ibtidaen (başlangıç) yaratır. Sonra iade eder. Bu ona güç değildir. Göklerde ve yerde onun en yüce misali vardır. Ve o galip ve kadir, hakimdir.

28- Size kendi nefsinizden misal verildi. Malik (sahip) olduğunuz kölelerinizden verdiğimiz malda size şerik (ortak) olup, tasarrufta müsavi (eşit) olduğunuz ve ondan kendi nefsinizden korktuğunuz gibi korktuğunuz kimse var mı? Buna razı olur musunuz? İşte biz ayetimizi teakkul (akletme) eden kavim için böylece tafsil (açıklama) eyleriz.

29- Belki nefislerine zulüm edenler, bilmeksizin hevalarına tabi oldular. Allah’ın dalalete düşürdüğüne kim hidayet eder? Ve onlara yardımcı da yoktur.

30- Ve hakka meyil ve batıldan uzak olarak dine veçhinle (yüz, çehre) kaim (daim) ol. Bu Allah’ın nası (insanlar), onun üzerinde yarattığı fıtratıdır. Allah’ın hâlkında (yaratmasında) tebdil (değişiklik) yoktur. İşte doğru din budur. Velakin ekseri nas (insan) bilmezler.

31- Allah’a rücu (dönüş) eder olduğunuz halde, ondan ittka (korkma, çekinme) edin. Namazınızı kılın ve müşriklerden olmayın.

32- Ve dinlerini tefrik (ayırma, parçalama) edip taife taife olanlardan olmayın. Her hizib kendi önünde olanla ferahlanır.

33- Nasa (insanlar) bir zarar isabet etse, Allah’a iltica (sığınma) eder oldukları halde ona dua ederler. Allah tarafından bir rahmet tattırılsa, onlardan bir fırka rablerine şerik (ortak) eylerler.

34- Onlara verdiğimiz nimetlere küfür etsinler ve dünyadan istifade eylesinler. Kariben (yakın) görecekler.

35- Yoksa onlara biz şerik eyledikleri şeyle emir eder bir hüccet (delil)  mi verdik?

36- Biz nasa (insanlar) bir rahmet tattırır isek, onunla memnun ve ferhan (sevinçli) olurlar. Ve eğer onlara amellerinin cezası olarak bir musibet isabet etse, derhal ümitlerini keserler.

37- Görmezler mi ki, Allah dilediğine rızkı yayar ve sıkar. Bunda iman eden kavim için ayet vardır.

38- Akrabaya, fakirlere, garip yolculara hakkını ver. Allah’ın rızasını isteyenlere bu hayırlıdır. Ve onlar felah (kurtuluş) bulurlar.

39- Nasın (insanlar) malında artması için verdiğiniz faiz, Allah indinde (katında) artmaz.  Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz her zekâttır ki, kat kat artar.

40- O Allah’tır ki, sizi hâlk (yaratma) etti. Sonra rızık verdi. Sonra öldürecek, sonra diriltecektir. Bunlardan bir şeyi yapacak mabutlarınızdan (taptıklarınızdan) biri var mıdır? Allah onların şerik (ortak) eylediklerinden münezzeh (pak, temiz) ve alidir (yücedir).

41- Nasın (insanların) amelleri sebebiyle kara ve denizde fesat zahir (görünmek, ortaya çıkmak) oldu. Belki bu hallerinden rücu (dönme) ederler diye onlara bazı amellerinin cezasını tattırırız.

42- Deki: “Arzda seyr-ü seyahat (seyahate çıkmak) edin ve evvelki akvamın (kavimlerin) akıbetinin nasıl olduğuna nazar (bakmak) edin. Ekserisi müşrikler (şirk koşanlar) idiler.

43- O günde Allah’ın sizi ret edip kurtarmak imkanı olmayan gün gelmezden evvel veçheni (yüzünü) doğru dine tevcih ( yönünü çevirme) et. O günde nas (insanlar) ayrılırlar.

44- Küfür edenin küfrü kendi aleyhinedir. Ve salih amel işleyen de nefisleri için makam ihzar (hazırlama) ederler.

45- Allah iman edip salih amel işleyenleri fazlıyla (lütuf, kerem) mükâfat eder. Allah kâfirleri sevmez.

46- Size rahmetinden tattırmak ve emriyle gemileri yürütmek ve onun fazlından (lütuf, kerem) kesb-u kar (kazanç sağlamak) talep etmeniz ve bu nimetlere şükür eylemeniz için rüzgârları müjdeci olarak göndermesi, ayet-i kudret-i ilahiyesindendir (ilahi kudretinin ayetlerindendir).

47- Biz senden evvel kavimlerine resuller gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Tekzib (yalanlama) edenlerden intikam aldık. Müminlere nusret (yardım) bizim üzerimize hak idi.

48- O Allah’tır ki, rüzgarı gönderir, bulutları onlarla sevk eder. Gökte onları dilediği gibi yayar ve parça parça kılar. Onların arasından yağmurun çıktığını görürsün. O yağmuru kullarından dilediğine isabet ettirdiğinde, onlar sevinirler ve birbirlerine müjde ederler.

49- Hâlbuki onlar bu yağmur nazil (inme) olmazdan evvel meyus (üzüntülü) ve mütehayyir (şaşırmış) idiler.    

50- Allah’ın rahmeti asarına (eserlerine) nazar eyle,  ölü arzı nasıl ihya (diriltme, canlandırma) eder? Böyle olan Allah, şüphesiz ölüleri de diriltir. Ve o her şeye kadiridir.

51- Eğer biz bir rüzgar gönderir ve onlar da ekinlerini sararmış görürlerse, bundan sonra Allah’a küfür ederler.

52- Muhakkak sen ölülere ve arkasını dönmüş kaçan sağırlara ses işittiremezsin.

53- Ve sen körleri, dalaletlerinden kurtarıp hidayet edici değilsin. Ancak sen ayetlerimize iman eden ve Müslüman olanlara söz işittirirsin.

54- O Allah’tır ki, sizi zaftan (zayıflık) yarattı. Sonra zafı kuvvet kıldı. Ve sonra kuvveti yine zaf ve ihtiyarlık kıldı. İstediğini hâlk (yaratma) eder ve o bilir ve taktir eder, kadirdir.

55- Kıyamet koptuğu günde mücrimler (günahkâr), dünyada bir saatten ziyade kalmadıklarına yemin ederler. Ahirette de böyle yalan söylerler.

56- Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar: “Allah’ın kitabında olduğu gibi, bais (dirilme) gününe kadar dünyada ve mezarda kaldınız. İşte bu bais günüdür. Velakin siz baisin (dirilmenin) hak olduğunu bilmiyordunuz” derler.

57- O günde kâfirlere mazeretleri fayda vermez. Ve onlardan tövbe ve rücu (dönüş) da istenmez.

58- Biz nas (insanlar) için bu Kur’an’da her şeyden misaller verdik. Eğer onlara sen bir ayet getirsen kâfirler: “Siz yalancısınız” derler.   

59- İşte böylece Allah, bilmeyenlerin kalplerine mühür vurur.

60- Onların ezalarına (üzme, eziyet verme) sabır et. Allah’ın vadi haktır. Bais (dirilme) ve hesaba inanmayanlar seni aldatmasınlar.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir