Haydutluk demek kısaca hak etmediği bir şeyi güç kullanarak sahibinden zorla almak demektir. Bu haydutluk malda- mülkde veya başka bir maddi alanda olabileceği gibi , bir bilim adamının sahip olduğu bilgiyi sahibinin rızası olmadan kaba kuvvetle almaya kalkmak da bir nevi haydutluktur. Demek istediğim haydutluk bir zihin yapısıdır. Bu yapının esas özelliği, ben güçlüyüm dolayısıyla ben haklıyım mantalitesidir. Onun için bu mantaliteye sahip olanlar gücü çok önemserler, hatta güce taparlar. Bu gücü , zamanı – zemini geldiğinde hiç bir sınırlama koymadan derhal uygulamaya koymak isterler.
Günümüzde ABD başkanının yaptığı tam da budur. İsmini özellikle kullanmadım. Çünkü isimler üzerinde yoğunlaşırsak esas fotoğrafı göremeyiz. Esas fotoğraf, esas problem bu tipleri üreten sistemlerdir. Bu sebeple ben sistemler üzerinde durmak istiyorum. Bir başka ifadeyle sivri sineklerle uğraşmak yerine , bunları doğuran sistem bataklıkları üzerinde yoğunlaşmak istiyorum.
Bugün haydutluk konusunda başrolde oynayan ABD başkanıdır. Bunun yanında dünyanın başka yerlerinde de başrolde olmasa da bu rolü paylaşan, paylaşmaya çalışan başka haydutlar vardır. Esasen bu durum sadece günümüze mahsus bir durum da değildir. Mesela, vaktiyle Avrupa ülkelerinin, Afrika ülkelerini sömürgeleştirerek onların yer altı ve yer üstü zenginliklerine el koymaları, bu da yetmiyormuş gibi insanlarını zorla kendi ülkelerine getirerek boğaz tokluğuna, metro inşaatı gibi en ağır işlerde çalıştırmaları bir başka haydutluk değil midir?
Bunları çoğaltabiliriz. Sanıyorum bir bakış tarzı açısından bu kadarı da yeterlidir. Yukarda belirttiğim gibi, benim asıl üzerinde durmak istediğim konu bu haydutların ortaya çıkmasına vesile olan sistemlerdir. Bu sistemlerin ortak özelliği hayat tarzının inşasında Allah’ın hükümlerini esas almayışlarıdır. Bir yerde Allah’ın hükümleri geçerli değilse orada zulüm vardır. Orada bir insanın başka birisini veya bir kavmin başka bir kavmi ya da bir devletin başka bir devleti, hatta devletler topluluğunun diğer devletleri sömürmesi vardır. Bunu Rabbimiz Maide suresi ayet 44, 45 ve 47 ‘de açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerdir, zalimlerdir, fasıklardır. Hakkın üzerini örttükleri için kafirdirler, insanlara zulmettikleri için zalimdirler ve sırat- ı müstakim üzerinde olmadıkları için fasıktırlar.
Son Söz
Önce bir tespitte bulunalım: Mülk Allah’ındır. Dolayısıyla Allah’ın mülkünde Allah’ın hükmü geçerli olmalıdır. Bu, müslümanın zamanla – mekanla değişmeyen bir temel ilkesidir. Burada Rasûlullah’ın (as) örnekliğini esas alarak ve mevcut durumu da doğru değerlendirerek merdiven basamaklarını atlamadan ,sırasıyla çıkmalı ve aynen bayrak yarışında olduğu gibi bir müslümanın bayrağı bıraktığı yerden başka bir müslüman devralmalı ,onun bıraktığı yerden arkadan gelen başka bir müslüman bayrağı almalı ve bu iş sürekli bir şekilde belli bir organizasyon içinde nihai hedefine doğru ilerlemeli…( Bkz. Bakara 193, Enfal 39).
Bugün Allah’ın ( cc) hükmünün esas alınmadığı bir dünyada yaşıyoruz.
Gördüğümüz gibi mevcut sistemler sivrisinek üreten birer bataklık konumundadırlar. Onun için sivrisineklerle uğraşmak yerine bataklık kurutulmalıdır. Vesselam.
Selâm ve muhabbetle ,
Ekrem Öztürk
