Şüphesiz ki bir müslüman için hayatında en önemli şey Allah (c c)’a yakın olabilmektir. İşte bunun usulü de Rasûlullah (sav)’a yakın olmaktan geçer. Zaten taabbudi ibadetlerin farz kılınmasının asıl maksadı kulun Allah (c.c )’a yakınlaşmasına vesile olmasıdır. Allah Azze ve Celle es-Sameddir , yani hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır. Bunlara ihtiyacı olan biziz. Onun için bu farz kılınan umdeleri bir yük gibi algılamak yerine bir fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Rabbimiz bir hadis-i kudside şöyle buyuruyor:
“ … Kulum bana farz ibadetlerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder. Nihayet Ben onu severim. Ben kulumu sevince artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum …” Buhari, Rikak 38 “
Bu uzunca bir hadistir. Ben sadece bizimle ilgili kısmını aldım. Tabii ki buradaki ifadeler mecaz ifadelerdir. Anladığım kaderiyle bütün uzuvlar sadece Allah (c c )’n rızasına uygun amel ederler (Allahu Alem ) . O’nun rızasına muhalif hiç bir konumda bulunmazlar. Şüphesiz ki bunu en iyi yapan Rasûlullah ( sav )’dır.
Şimdi Rasûlullah (sav )’a nasıl yaklaşabileceğimizle ilgili bir hadisi verelim:
Rasûlullah (sav ) ,Muaz bin Cebel’i Yemen’e vali olarak gönderirken ona şu tavsiyelerde bulunmuştur. Şüphesiz ki O’nun tavsiyesi bizim için emirdir.
“Ya Muaz! Sen kitap ehli bir kavme gidiyorsun onları önce Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna iman etmeye davet et. Şayet bunu kabul ederlerse onlara Allah’ın günde beş vakit namazı emrettiğini söyle. Şayet bunu yerine getirirlerse o zaman Allah’ın kendilerine zenginlerden alıp fakirlere vermek üzere farz kıldığını haber ver. Bir de mazlumun ahından sakın. Çünkü mazlumun ahı ile Allah arasında hiç bir perde yoktur. Bunun üzerine Muaz, Ya Rasûlullah nasihatlerini artır deyince “Rasûlullah (as) Muaz’a, belki seninle bir daha görüşemeyebiliriz “ dedi. Bunun üzerine Muaz, Resûlullah’a (as) o zaman beni gönderme ,ben sana yakın olmak istiyorum. Rasûlullah( as) şöyle buyurdu:
Bana en yakın olan benim sünnetim üzerinde olandır. ”
Buhari, el- Cami’us-Sahih I-vı,I-vııı İstanbul ; Megazi 60 .
Bu hadiste bir İslam davetçisi için çok önemli mesajlar var. Önce muhatabı iyi tanımak, sonra da söylenecek sözlerin sırasını bilmek. Bizim şu andaki konumuz bu olmadığı için, sadece hadisin son kısmı ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Rasûlullah(sav) ne buyuruyor; “ Bana en yakın olan benim sünnetim üzerinde olandır”. Bu gün bizler Yüce Allah’ın takdiri gereği her ne kadar Rasûlullah(sav)’la birlikte bulunmanın hazzını tadamamışsak da o halet-i ruhiyenin manevi havasını takatimiz ölçüsünde sünnet-i seniyyeye yapışarak, onu hayatımıza aktararak teneffüs etmeye gayret ediyoruz. Ümit ediyoruz ki Yüce Rabbimiz inşaAllah cennette bizi sevgili peygamberimizle buluşturur. Dünyadaki bu özlemimiz ahirette tahakkuk eder. Bu arzumuzun kaynağı aşağıdaki hadistir :
Buhari’de muhtelif tarikler ile tevatüren rivayet ediliyor ki “ Rasûlullah (sav)’a bir topluluk tarafından sevilip de kendisine ulaşamayan kimseler hakkında sual ettiler. Efendimiz buyurdu ki kişi sevdiği ile beraberdir “. Enes bin Malik diyor ki Müslümanlar bu hadise sevindikleri kadar başka hiç bir şeye sevinmemişlerdir. Kişi sevdiği kişinin amelini işlemeye gayret eder. Biz peygamberimizi seviyoruz. Bu inancımızın bir gereğidir. Onun için O’nun amelini kendimize amel ediniyoruz. Bu sebeple peygamberimizin manevi şahsiyeti ,bizim malımızdan da canımızdan da evladır.
Şimdi sizlere Rasûlullah(sav)’la beraber yaşama hazzını tatmış sahabelerden bazı anekdotlar takdim etmek istiyorum. Uhud savaşında Rasûlullah(sav)’in yaralanan ve toz-toprak içinde kalan yüzünü bir sahabi somurarak temizledi. Rasûlullah(sav) ona tükür dedi. O da vallahi tükürmem dedi. Rasûlullah(sav) buyurdu ki kim cennetlik birisini görmek istiyorsa bu kişiye baksın dedi. Bir başka sahabi Rasûlullah(sav)’a gelen oku eliyle engelledi ve eli çolak kaldı. Daha bir başkası Rasulullah(sav)’ın üzerine yağmur gibi yağan okları önlemek için Rasûlullah(sav)’in üzerine kapandı ve hiç bırakmadı, sırtı kirpinin sırtı gibi olmuştu. Bu fedakarlığı, bu bağlılığı gösterenler sadece erkekler miydi? Hayır. Şimdi sizlere Rasûlullah(sav)’a bağlılığın doruk noktasına ulaşmış bir kadından bahsetmek istiyorum. Evet Sümeyra binti Kays’dan bahsetmek istiyorum.
“Uhud savaşı sırasında bir ara Rasûlullah(sav)’in şehit edildiği haberi hem savaş alanına, hem de Medine’ye yayıldı. Müslümanlar anlatılması imkansız bir konuma düşmüşlerdi. Rasûlullah(sav)’ın olmadığı bir dünyanın kendileri için bir işe yaramayacağı düşüncesi herkesin kafasında belirmişti. Çünkü onlar kendi canlarından, babalarından, çocuklarından daha çok Rasûlullah(sav)‘I seviyorlardı. İşte onlardan biri, bu kadınlar içinde yıldızlaşan kadınlardan biri ,evet Sümeyra binti Kays (r.anha)’dan bahsetmek istiyorum. Sümeyra binti Kays da Rasûlullah(sav)‘ı arayıp sormak için savaş meydanına en hızlı koşanlardan biri idi. Halbuki kocası, kardeşi ve oğlu orada şehit olmuşlardı. Savaş meydanında üçünün de cesedini ayrı ayrı gösterdiler. Fakat o hep Allah’ın Resulünü soruyordu. Sonunda Rasûlullah(sav)’ın yanına götürdüler. O’nun yaşadığını görünce o kadar sevindi ki ayakta duracak takati kalmamıştı. Rasûlullah(sav)’ın eteğine yapıştı, çöktü ve şöyle dedi: ya Rasûlullah sen sağ ve selamette olduktan sonra bütün musibetler hafif kalır “(Vakidi, Megazi,1,292).
İşte peygamber sevgisi….Sevgi olmayınca hiç bir şey olmaz. Şu kendilerini Kur’an’cı ! olarak takdim eden bu insanlara soruyorum. Sizde hiç peygamber sevgisi var mı? Belki bu bir boş soru….Peygamberin sünnetini devre dışı bırakanda peygamber sevgisi olur mu ,asla olmaz.
İmanın tadını almak için Rasûlullah(sav) şu üç şeye dikkat çekmiştir: Allah ve Rasulünü her şeyden çok sevmesi, Allah’ın sevdiğini sevmesi ve nihayet hidayete erdikten sonra tekrar küfre girmeyi ateşe girmekten daha kötü görmesi.
Yine Kur’an’cı geçinenlere soruyorum: Sizde Allah (c,c) sevgisi var mı? Rabbim bakın ne buyuruyor:
“De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” Al’i İmran ,31” Ayrca Bakınız Nisa 115.
Demek ki Allah(c.c)’ın sizi sevmesi, sizin Resulüne uymanıza bağlı. Resul aramızda yoksa O’nun süneti elimizin altında. Sünnete uymadan Allah(c.c)’ın sizi sevmesi mümkün mü? Elbette hayır. Allah (c,c)’ın en sevdiği kulu Resulü olduğu halde niçin Allah(c.c)ın sevdiğini sevmiyorsunuz. Sizler bu mantalite ile bırakın imanın tadını almayı onun kokusunu bile alamazsınız.
Rabbim bizlere kendisini hakkiyle sevmemizi, yalnız O’nun sevdiklerini sevmemizi nasib etsin ve hidayet nimetini üzerimizden eksik kılmasın .Amin.
Selâm ve muhabbetle,
Ekrem Öztürk
