16 Şub 26 - Pts 11:26:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Farkı Fark Etmek, Yol Azığı: Dua

Farkı Fark Etmek, Yol Azığı: Dua

Yaklaşan ramazan ayı münasebetiyle önemli bir konuya temas etmek istiyorum: Dua; evet dua müslümanın yol azığıdır. Dua müslümanın paratoneridir. Onu kötülüklere karşı korur. Dua aciz olanın aciz olmayandan istemesidir. Dua eksik olanın mükemmel olana yakarışıdır. Dua kalbin Allah Azze ve Celle ile konuşmasıdır. Daha genel bir ifadeyle, Allah(c.c)’ın kulu ile konuşması vahiy, kulun Allah(c.c) ile konuşması duadır. Dua her şeyden önce bir ibadettir, hem de ibadetin özüdür. Bakınız Rabbimiz ne buyuruyor:

“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min ,60).

Gördüğümüz gibi dua etmek ilahi bir emirdir. Bu açıdan ibadettir. Dolayısıyla şuurlu bir şekilde neyi nerden istediğimizin farkında olarak dua etmeliyiz. Bu ayetten şunu da anlıyoruz ki dua etmeye mani olan en büyük etken, insanın büyüklenmesi, gururlanması, sanki hiç bir şeye ihtiyacı yokmuş gibi davranmasıdır. Hâlbuki hiç bir şeye ihtiyacı olmayan yalnız ve yalnız Allah(c.c)’tır. Böyle bir düşünce insanı İslam dışı bırakır.

Rabbimiz onun için bu tip kişilerin cehenneme gireceklerini bildiriyor. Bir de ayetten şunu da anlıyoruz ki dua asla karşılıksız kalmaz: ”Kul duasında şu üç şeyden birini mutlaka alır. Ya duası sayesinde günahı bağışlanır, kendisine gelecek bir kötülük defedilir, ya dünyada istediği verilir ya da ahirette mükâfatını alır”(Ahmet b. Hanbel 9/18).

        Dua aslında çok geniş kapsamlı bir kavramdır. Duanın kime karşı yapılabileceği, duada nelerin söyleneceği, daha çok hangi vakitlerde kabule şayan olacağı gibi birçok hususlar vardır. Ben bunlar üzerinde duracak değilim. Başta Kur’an olmak üzere birçok hadis kitaplarında bunlara ulaşabilirsiniz.

Benim buradaki maksadım bir müslümanın hayatında duanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatarak onlara yeni bir motivasyon vermek ve bu noktadaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmaktır. Öncelikle şunu ifade edeyim ki bir şeyin nasıl yapılacağını öğrenmeden önce niçin yapılması gerektiğini bilmemiz lazım. Bu bizim şuurlu olmamızı sağlar. Onun için  nasıldan önce  niçin  üzerinde durmak istiyorum.

      Dua hayatımızda o kadar önemlidir ki  yüce Allah (c,c) karşısında bize haddimizi bildirir. Çünkü dua daha önce ifade ettiğimiz gibi aciz olanın, aciz olmayandan yardım istemesidir. Bu açıdan kulluğun en önemli özelliklerinden biri belki de en başta geleni yaratanla  yaratılan arasındaki farkı  yakinen idrak etmektir. Kısacası farkı fark etmektir.

İşte dua bize bunu öğretir. Yahudi ve hıristiyanların temel problemi budur. Bunu idrak edemedikleri için Allah’a(c.c) oğul isnadında bulunmuşlardır.

        Duayı hayatımıza ne kadar çok aksettirebilirsek Rabbimizle olan irtibatımızı o kadar üst seviyede tutmuş oluruz. Bu davranışımız diğer ibadetlerimizi de  daha ihlaslı bir şekilde yapmamıza vesile olur. Peygamberimizin hayatı buna en güzel örnektir. Yatarken de, kalkarken de, yürürken de,  hatta savaşta da, barışta da ,yani en küçüğünden en büyüğüne kadar O’nun hayatı  hep dua makamında  geçmiştir dersek sanıyorum abartmış olmayız.  Aslında aşağıdaki ayet duanın insanın hayatında ne kadar önemli olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyor:

         “De ki duanız olmasa, Rabbim size  ne diye değer versin”(Furka

           Gerek taabbudi ibadetlerimizde,  gerekse yaptığımız diğer salih amellerde

Rabbimize karşı hiç bir zaman tam yaptık düşüncesi bizde oluşmamalı.Hep eksik yaptık,Rabbimize yaraşır bir şekilde yapamadık duygusu hakim olmalı.

Unutmayalım ki biz değerlendirme makamında değiliz.O Rabbimizin bileceği bir şeydir. Kısacası haddimizi bilelim. Nefsin devreye girmesine fırsat vermeyelim. İşte bu seviyeye  ancak dua sayesinde ulaşabiliriz.

Rabbim bizlere de dua dolu bir hayat nasib etsin.

            Sözlerime o tevazu timsali Yusuf(as)’ın duası ile son vermek istiyorum:

           “Ey Rabbim ! Mülkden bana bir nasib verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğrettin.Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de benim velim Sensin. Canımı müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat” (Yusuf 101).

            Yusuf(as) bir peygamber olmasına rağmen “ Canımı müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat” diyor. Biz de bütün kalbimizle bu duaya iştirak ediyor ve diyoruz ki “Ey Rabbimiz dünyada da ahirette de bizim sahibimiz Sensin .Canımızı müslüman olarak al ve bizleri salih kulların zümresine ilhak eyle.

Amin Amin Amin…ve selamün  alel mürselin vel hamdülillahi  Rabbil alemin…

             Selâm ve muhabbetle,

            Ekrem Öztürk

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir