24 Ağu 25 - Paz 10:48:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Fizilâl’den Hatırlamalar

Fizilâl’den Hatırlamalar

8-12.Ayetler: ” iman etmedikleri halde, Allah’a ve ahiret gününe iman ettik diyerek, Allah’ı ve müminleri kandırmaya çalışan kimseler vardır. Oysa onlar ancak kendilerini kandırırlar da farkında olmazlar. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmış tır. Yalan söyledikleri için can yakıcı bir azaba uğrayacaklardır. Kendilerine, yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde: Biz ıslah ediciyiz derler. İyi bilin ki asıl fesatçılar onlardır, fakat farkında değillerdir.

13-16. Ayetler ” Kendilerine: İnsanların iman ettiği gibi sizde iman edin denildiğinde, Sefihlerin inandığı gibi mi inanalım! derler. İyi bilin ki asıl Sefihler onlardır, fakat anlamazlar. Müminlerle karşılaştıklarında, iman ettik derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, biz sizinleyiz, onlarla sadece alay ediyoruz derler. Allah da onlarla alay eder ve onları azgınlıkları içinde şaşkın bir durumda bırakır. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlardır. Alışverişleri kar getirmemiş, doğru yolu bulamamışlardır.”

17-20.Ayetler: ” Onların durumu çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimsenin durumu gibidir. Ateş biran etrafını aydınlatır. Sonra Allah onların nurlarını giderir de kendilerini karanlık içinde görmez halde bırakır. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık hakka dönemezler. Yahut karanlık bir ortamda, şimşek, gök gürültüsü ve sağanak yağmur altında kalan ve yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimselere benzerler. Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alacak. Şimşek etraflarını aydınlattıkça onun aydınlığında yürürler, üzerlerine karanlık çöktüğünde ise oldukları yerde kalırlar. Allah dileseydi onları sağır ve kör ederdi. Çünkü Allah her şeye kadirdir. ” Sadakallahulazim (BAKARA: 8-20)

Surenin bu bölümünde üçüncü tip insanın anlatımına geçiliyor. Bu sahne ne  birincisi gibi şeffaf ve alımlı (3-4 ve 5. Ayetler Müminler) ne de ikincisi kadar karanlık ve çirkindir. (6 ve 7. Ayetler Kafirler) Bunun yerine bu tablo yanar-döner bir görüntü verir. (8-20.Ayetler Münafıklar ) yani bazen algılanır, bazen algılanmaz, kimi zaman görünür, kimi zaman görünmez. Bazen saklanır, bazen meydana çıkar.

Bu tablo Münafıkların tablosudur. Ön üç ayetiyle Münafıkların kişilikleri anlatılıyor. Burada Münafıkların niteliklerini anlatan ayetlerin kafirler den ve müminlerden söz eden ayetlerden daha çok ve daha kapsamlı olduğunu görüyoruz.

Allahualem, bunun sebebi şudur. İman ve küfür meselesi net bir çizgi ifade eder. Yani Mümin ve kafirin akide ve hayat konusundaki tavrı net ve açıktır. Hareketlerinde, tavırlarında, amellerinde ve düşüncelerinde onları tanımak kolaydır.

Ama şimdi ele alınacak olan münafık kişilikler, çifte standart uyguladıklarından onları tanımak ve ortaya çıkarmak kolay değildir. Onun içindir ki, Rabbimiz Allahualem, bu bölümde uzun, uzun bu üçüncü tip insan kişiliğinden söz edecek, bu çetin ve çetrefilli insan kişiliklerini uzun, uzun örnekleriyle bizlere tanıtacak. Yani Münafıklar, İslam ve Müslümanlar için, kafirlerden çok daha tehlikeli oldukları için bu bölüm ayetlerinde uzunca ele alınmıştır diye düşünebiliriz.

Bu tablo o günlerin Medine’sinde de canlı bir realite olarak gerçekten vardı. Fakat zaman ve mekan sınırlarını aşınca, bu tablonun, insanlığın bütün kuşakları boyunca tekrarlanan, yeniden yaşanan bir örnek olduğunu görürüz. Bu tür Münafıklara toplumun genellikle üst tabakasını oluşturan kesimlerde rastlanır. Bir Ebu Cehil’in müşrik olarak, İslam’a ve Müslümanlara vereceği zararın yanında, bir münafık olarak Abdullah İbni Übey’in verdiği zararın büyüklüğünü ve tehlikesinin boyutunu biliyoruz. İşte belki bu sebeplerden dolayı surede bir kaç ayetle (6ve7.Ayetler) bize kafiri tanıtan Rabbimiz bu bölümde ( 8-20. Ayetler ) uzun, uzun münafığı tanıtıyor.

Sure, Mümin ve kafir kişilikleri tanıtırken, tabloda tek yönlülük ve Yalınlık egemendir.  Şöyle ki birinci Mümin tablosunda seçtiği yönde doğrultusunu belirlemiş, saf bir psikolojik yapıyı yansıtırken, İkinci kafir tablosunda, rayından çıkmış, fakat belirlediği yönde doludizgin ilerleyen bir psikolojik yapının durumunu tasvir ediyor. Üçüncü tabloya, Münafık tablosuna gelince, burada sürekli zikzak çizen, hasta, karmaşık ve istikrarsız bir psikolojik yapı ile karşı karşıyayız.

Ayrıca bu münafık tablosunun ayrıntılı açıklanmasının bir başka amacı da, Münafıkların her zaman ve dönemde, Müslümanların iç cephesinde yıkım meydana getirme açısından önemli rol oynayabileceklerine, onların oyunlarını ve çirkin hilelerini keşfetmenin ne kadar gerekli olduğuna dikkatleri çekmektir.

Şüphesiz ki Medine de münafıklara yöneltilen çağrı ihlaslı, dosdoğru, ihtiraslardan arınmış bir inançla iman etmeleri idi. Yani bütün varlıkları ile İslam’a giren, yönlerini yalnızca Allaha doğru çeviren, Peygamber efendimizin eğitici ve yön verici telkinlerine kalplerini açarak samimi ve art niyetsiz bir yaklaşımla ve bütün varlıklarıyla O’nun direktiflerini benimseyen içten Müslümanlar gibi iman etmeleri. Öyle anlaşılıyor ki, Münafıklar peygamberimize böylesine bir içtenlikle teslim olmayı reddediyorlar, bu tutumu, yoksul halka yaraşan, toplumda mevkii olan seçkinlerin itibarı ile bağdaşmayacak bir şey sayıyorlardı. Bu düşünce ile Esteuzubillah ” Biz Sefihlerin inandığı gibimi inanalım!” ( BAKARA:2/13. Ayet.) demişlerdi.

İşte böylece Medine’de ki ve tüm zaman ve mekanlardaki Münafık grubun karakter yapısı açık ve net biçimde ortaya çıksın diye yüce Rabbimiz bizlere onlarla ilgili ayetleri uzun örneklerle açıklamıştır.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir