29 Kas 25 - Cts 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Kur’an-ı Kerim Okumalarından Notlar: Zümer Suresi 27–35

Kur’an-ı Kerim Okumalarından Notlar: Zümer Suresi 27–35

ZÜMER SURESİ 27–35

Allah, insanların düşünmesi ve ibret alması için Kur’ân’da din ve dünya hayatına dair birçok örnek vermiştir. İnsanın lehine ve aleyhine olan davranışlar, Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, insanların birbirlerine karşı sorumlulukları bu kitapta açıklanmıştır. Kur’ân Arapça olarak indirilmiştir; bu ifade ile kalbe konulan hedefler ve bir amaç anlamı diye alğılanamaz dil yapısı şeklinde inzal olmuştur.. “Çelişkisiz Kur’ân” ifadesi, hem önceki ilahî kitaplarla uyumlu olması hem de kendi içinde hiçbir çelişki bulunmaması anlamına gelir.

Allah bir örnek vererek şirk ile tevhidin farkını açıklar: Bir adam düşünün; birbirleriyle anlaşamayan birçok efendinin emrindedir. Her biri farklı şey ister, adam şaşkın, dağınık ve huzursuzdur. Bir başka adam ise sadece bir tek efendiye bağlıdır ve ne yapacağını net biçimde bilir. Bu iki kişinin durumu elbette aynı değildir. Bu örnek mümin ile müşriğin hâlini anlatır: Şirk insanı parçalayan, huzursuz eden, yönsüz bırakan bir durumdur. Tevhid ise insanı tek bir hedefe yöneltir, güçlerini toplar ve huzur verir. Allah’a bağlı olan, bilir ki hayatın kaynağı da, rızık da, zarar-fayda da tek bir Rab’dendir.

Bu gerçeği açıklayan ayetlerin ardından Allah, Peygamber’e ve inkârcılara hitaben “Sen de öleceksin, onlar da ölecek” buyurur. Bu, hem ölümün herkes için geçerli olduğunu hatırlatır hem de ahiretin zorunlu olduğunu gösterir. Dünyada müminle inkârcı aynı durumda görünebilir; fakat ölümden sonra herkes ameline göre karşılık görecektir. Kıyamet günü insanlar Rabbi’nin huzurunda birbiriyle davalaşacak, dünyadaki hak ihlalleri orada ortaya konulacaktır. Sahabe, bu ayet geldiğinde bunun anlamını tam kavrayamamış; fakat iç savaşlar başlayınca, gerçekten müminlerin bile kıyamette birbirleriyle haklaşacağını anlamışlardır.

Allah hakkında yalan uyduran, ona isnat edilmemiş şeyleri söyleyen ve hakikat kendisine ulaştığında onu yalanlayan kişiden daha zalim yoktur. Allah’ın bunca nimeti içindeyken gerçeği inkâr etmek en büyük zulümdür. Bunların yeri cehennemdir. Buna karşılık “gerçeği getiren” (Cebrâil veya Peygamber) ve bu gerçeği tasdik eden (Hz. Ebû Bekir, sahabe veya bütün müminler) kimseler takvâ sahipleridir. Allah, bu müminlerin işledikleri kötü amelleri dahi bağışlayacağını söylemiş ve onlara büyük bir mükâfat vadetmiştir.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir