08 Oca 26 - Per 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Siyasal Muhalefet mi Çetecilik mi

Siyasal Muhalefet mi Çetecilik mi

Çete, şehirde karakoldan, şirketlerden, mahalli yargıdan bağımsız hareket edemeyeceği gibi,

Mafya, ülkede siyasetten, bürokrasiden, holdinglerden, yüksek yargıdan bağımsız hareket edemez.

Bu ikisinin atalarından eşkıya, valinin izni ve bilgisi olmadan yol kesemezdi. Korsan, kraliçenin veya sultanın desteği ve bilgisi dışında denizde gemi batıramazdı..

Siyasi muhalefet denen örgütler yukardakilerden nasıl ayrışır?
Muhalif siyasi örgütleri çeteden, mafyadan nasıl ayırt ederiz?.

Bir devletin hukuku ve adaleti olmazsa silahlı güce, şiddet odağına dönüşeceğini siyaset bilen herkes söyler. Burda devlet şiddet kullanma tekeli nedeniyle en büyük silahlı örgüte dönüşür.

Peki siyasal muhalefetin ve örgütlerin devletten bağımsız hareket ettiklerini nasıl bileceğiz?

Bir, böyle bir soru gıcık bir sorudur. Kolayına sorulmaz.
İki, böyle bir soruyu kim neden sorar? Cevap bilinir bilinmesine de, pek dile getirilemez. Cüret ister.. bilgi bilinç ister.. tarih felsefesi ister.. siyaset kuramı ister.

Biz cevabı, siyasi muhalif hareketlerin veya örgütlerin yöntemine bakarak vermeli deriz. Burdan amaca gidilir. Çünkü yöntem, asıldan kaynaklanır. Amacına uygun eyleme dönüşür..

Belli oldu ki siyasi amaçlı muhalif bir örgütlenme yoksa, siyaset yok demektir. Siyaset yoksa, işbirlikçilık söz konusudur. Devletle halk arasında aracılık vardır.

İnancı ve dini siyasetin dışında tutan sivil toplum, tarikat, cemaat, vakıf, sivil itaatsizlik, sivil aktivizm gibi hareketler bu bağlamda kaale alınmaz, ciddi bulunmaz. Çünkü bunlar devletlerin müsade ettiği sınırlarda fonksiyonel olur. Kraliçenin muhalefeti gibi bir şey çünkü. Dolayısıyla ve aynı zamanda uluslarası düzenin makbul parçalarıdırlar..

Yönteme bakıp aslı/maksadı/nedeni görebilir miyiz?
Elbette. Çünkü yöntem aslın uzantısıdır. Aslından neşet eder. Şu halde yöntemin meşruluğunu veya haklılığını ne gösterir? Onun ideolojisi. Doktrini. İnanç unsurları. Doğal olarak hak olanı, haklı olanı ayırt etmek kolaylaşır..

Siyasi ideolojilerden sosyalizmin, faşizmin, liberalizmin kendi yöntemleri vardır. Doğallıkla dinlerden Hristiyanlığın, Budizm’in, Yahudiliğin, Aleviliğin, İslamcılığın da kendi yöntemleri olur. Ayrışmayı yöntemde görürüz.

Değinip geçmek istendiğinde bir ölçü olarak şartlar sıkılaştığında takiyye, illegalite yahut münafıklık var mıdır yok mudur, islam hariç her birinde bu mündemiçtir, bunlar zayıf durumda kaldıklarında bu yolu kullanır. Şartlar tersine dönüp güçlendiklerindeyse her şey açığa çıkar ama iş işten geçer..

İman ya da inanç yalnızca kalbi, içsel bir şeyse, bireysel bir tercih, vicdan işi ise ve dışarıya sızmıyor ahlaka dönüşmüyorsa, sallayın gitsin; tipik modern ideolojilerden birine dönüşmüştür! Bu durumda filozof, şeyh, allame, bilgin falan olabilirsiniz ama Müslüman olamazsınız! Çünkü Müslümanlık böyle bir şey değildir. Çünkü şartlar müslümanı değil, Müslüman şartları yönetir.

Şu halde dışarıya yöntem olarak sızan inanç, ideoloji, doktrin kendini ele verir. Maksadı açık eder. Bırda da değinip geçmek istenirse bir ölçü olarak, islam hariç diğerlerinde maksadın sınıf atlamak, yukardakilerin yerine geçmek esastır. Büyülü sloganların arkasında bu maksadın yattığı bilinir.

Aynı kriteri islamcı tarafa uyguladığımızda benzerliği görmek için şu sloganları duymak şaşırtıcı gelmez: “Düşmanın silahıyla silahlananlar, (harp ve taktik cahili olduğu için) harp hiledir diyenler, karşıda bir İslam devleti olmadığı halde ve yaşadığı ülkeye savaş açmadığı halde ülkesine dar-ı harp diyenler..” davası uğruna adam da öldürür, soygun da yapar, yol da keser. Çünkü davası buna müsaade eder.

Bu davanın ne olduğunu bilmek için allame olmak gerekmez, peygambere bakan görür.

Demek ki yönteme bakarak davanın ne olduğunu anlayabileceğimiz gibi, bu dava denenin ne olduğunu da anlayabiliriz..

Çete miyiz mafya mı? Faşist Marksist sosyalist liberal siyasal muhalif miyiz başka bir şey miyiz? Neye karşıyız, neden karşıyız?
Karşı olduğumuz şey (devlet düzen toplum veya cümleten cahiliye diyelim) her neyse, onunla hukukumuz ne? İlişkimizi ne tayin ediyor?

Neyin peşindeyiz? Uğruna var olduğumuz şey ne?
Bunları biz mi kararlaştırıyoruz Allah mı? Örneğimiz referansımız kim? Kendimizi neyle test ediyoruz?.. Doğrusu eğrisi için neye bakıldığı önemli yani..

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir