- yüzyılda Avrupa’nın sınır bölgelerinde kaybolmuş bir Osmanlı kütüphanesinin izini sürmek… Rawda El-Hajji’nin çalışması tam olarak bunu yapıyor. Araştırma, Osmanlı döneminde Budapeşte’de yaşayan vaiz Süleyman Efendi’nin kütüphanesinin dramatik hikâyesini yeniden kurmaya çalışıyor.
1683’teki Viyana kuşatması ve Osmanlı topraklarının Avrupa orduları tarafından ele geçirilmesi sırasında birçok el yazması savaş ganimeti olarak Avrupa’ya taşındı. “Türkenbeute” diye adlandırılan bu eserler zamanla farklı şehirlerdeki kütüphanelere dağıldı. Bugün Süleyman Efendi’nin koleksiyonundan kalan onlarca yazma eser özellikle Bolonya ve Leipzig gibi şehirlerde bulunuyor.
Bu araştırma yalnızca kayıp kitapların izini sürmekten ibaret değil. Osmanlı kütüphanelerinin nasıl çalıştığını, insanların hangi kitapları okuduğunu ve bilgiyi nasıl paylaştığını da ortaya çıkarıyor. Çünkü eski kitaplar yalnızca metin değil; kenar notları, sahiplik kayıtları ve vakfiye belgeleri sayesinde geçmişteki entelektüel hayatın izlerini taşıyan canlı tanıklar.
Süleyman Efendi’nin kütüphanesi bu açıdan eşsiz bir pencere sunuyor. Kenar notlarında fıkıh tartışmaları, tıp tarifleri, hatta veba dönemlerinde doğum ve ölüm kayıtları bile bulunabiliyor. Bu izler bize Osmanlı’nın Avrupa’daki şehirlerinde yaşayan insanların günlük düşünce dünyasını gösteriyor. Araştırma ayrıca Belgrad ve Saraybosna gibi yerlerdeki yazma koleksiyonlarıyla karşılaştırmalar yaparak Osmanlı’nın geniş coğrafyasında dolaşan bilgi ağını yeniden haritalandırmayı hedefliyor.
Kısacası bu çalışma, savaşla parçalanmış bir kütüphaneyi yüzyıllar sonra yeniden bir araya getirme çabası. Dağılmış el yazmaları üzerinden, Avrupa sınırlarındaki Osmanlı İmparatorluğu’nun çok kültürlü entelektüel dünyasını yeniden görünür kılıyor. Bir bakıma her kitap, kaybolmuş bir şehrin hafızasını geri getiriyor.
