31 Mar 25 - Pts 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Articles by: Mehmet Ali Dinc

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 10. Mukaddime (Öncül)

Şer’î meselelerde nakil (vahiy, Kur’an ve sünnet) ve akıl birbirini desteklediğinde, nakil öncelikli olur ve bağlayıcı kabul edilir; akıl ise ikinci planda olur ve takipçi olarak değerlendirilir. İnceleme ve sonuca varma sırasında akıl, yalnızca naklin izin verdiği ölçüde katkıda bulunur. Bunun nedenleri şunlardır: Kıyas ve Akıl Kıyas, yalnızca akla dayanan bir işlem değildir; şeriatın sunduğu […]

Devamı

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 9. Mukaddime (Öncül)

İlim, önemi ve kesinliği açısından üç kısma ayrılır: A) İlmin esas ve özünü teşkil eden kısım (sulbu’l-ilim) ilmin özü: Bu kısım, ilmin temelini oluşturur ve güvenilir bilgilerden meydana gelir. İlim öğreniminin merkezi bu kısımdır ve ilimde derinleşmek isteyenlerin nihai amacı bu bilgiye ulaşmaktır. Bu bilgiler kesin ya da kesin bir temele dayanır. Yüce Şerîat-i Muhammediyye […]

Devamı

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 8.Mukaddime (Öncül)

Şer’î (dini) bakımdan muteber (saygın) olan ilim, Allah ve Rasûlü’nün övdüğü ve sahibini arzu ve heveslerinden koruyan, görevini yerine getirmeye yönlendiren ve bu kurallara uymaya iten ilimdir. İlim ehli üç mertebede bulunur: 1. Birinci mertebe: İlim talibi olan fakat henüz olgunlaşmamış kimselerdir. İlim yolunda taklit seviyesindedirler. Bu kişiler, dini yükümlülüklerin ve teşviklerin etkisiyle amel ederler. […]

Devamı

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 7. Mukaddime

Yedinci Mukaddime Şer’î ilimlerin Allah’a kulluk etmek amacıyla talep edilmesi gerektiğini ve başka bir amacın sadece bu maksada tâbilik yoluyla kabul edilebileceğini anlatıyor. Ana noktalar şu şekildedir: A) İlimlerin Pratik Neticesi: Pratik bir sonucu olmayan her ilim şer’î açıdan kabul görmez. Şer’î bir amacı olsaydı, ilk nesiller tarafından araştırılırdı, ancak böyle bir araştırma yoktur. B) […]

Devamı

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 6. Mukaddime

Altıncı Mukaddime (öncül): Birinci Kısım: İstenen bir şeyin öğrenilmesi için gerekli olan açıklama, bazen çoğunluğun anlayabileceği basit bir şekilde, bazen de daha karmaşık bir yolla ifade edilir. Örneğin, “melek nedir?” sorusuna “O, Allah’ın yaratıklarından biridir ve onun emrinde çalışır” demek; “insan nedir?” sorusuna “Senin mensup olduğun cinstir” demek; “yıldız nedir?” sorusuna “Geceleyin gördüğümüz şeydir” demek, […]

Devamı

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 5. Mukaddime

Beşinci Mukaddime (öncül) Dini Konularda Pratiklik Dini uygulamalarda, pratik bir sonucu olmayan tartışmalara veya etkinliklere katılmak hoş karşılanmaz. Bu, dini gereklilikler açısından somut faydası olmayan herhangi bir eylem veya tartışmadan kaçınılması gerektiği anlamına gelir. Bunun nedenleri: Pratik Olmayan Bilginin Riskleri Sonuç Özetle, pratik dini faydası olmayan bir şey, Şeriat tarafından istenilen bir şey değildir. Bu […]

Devamı

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 4. Mukaddime

Fıkıh usûlünde bazı meseleler vardır ki, bunların üzerine furû-ı fıkıh (detaylı İslami hukuk) ya da şer’î âdâb (dini adab) bina edilmemiştir ve bu konularda yardımcı olmazlar.[1] Bu tür meselelerin fıkıh usûlüne dahil edilmesi yersizdir ve fıkıh usulünden sayılmazlar. Fıkıh usûlü, “fıkıh” ile ilişkilendirilir ve bu isim, ona yardımcı olmasından, fıkıhta yapılacak ictihadları gerçekleştirme fonksiyonuna sahip […]

Devamı

Henry Kissinger’dan Seyyid Kutup Kritiği

……………… Birçok İslamcı düşünür ve hareket, çoğulculuğun ve laik uluslararası düzenin kökten reddi yönünde bir çözüm getirmiştir. Dindar akademisyen ve Müslüman Kardeşler ideoloğu Seyyid Kutub bu görüşün belki de en etkili versiyonunu ifade etti. 1964’te, Mısır Cumhurbaşkanı Nasır’a yönelik suikast planına katılma suçlamasıyla hapisteyken, mevcut dünya düzenine karşı savaş ilanı anlamına gelen ve modern İslamcılığın […]

Devamı

Muvâfakât Okumalarından Notlar: 3. Mukaddime

Fıkıh usulünde aklî deliller, naklî delilleri desteklemek veya açıklamak için kullanılır. Aklî deliller tek başına delil olarak kullanılmaz. Çünkü yapılan iş, şer’î bir konuda düşünmek ve bir neticeye varmak için çalışmaktır; akıl ise şâri’ (hüküm vaazına selahiyetli) değildir. Şer’î deliller (Edille-i şer’iyye) temel referans kaynağıdır. Ancak, bu delillerin delâletinin kesinliği konusunda genel kabul gören bir […]

Devamı