04 Nis 26 - Cts 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > “Modern İslam Düşüncesinin Geç Osmanlı Dönemindeki Kökenleri” 5. Bölüm: Sabri ve Seyyid Kutub: Fikir Birliği

“Modern İslam Düşüncesinin Geç Osmanlı Dönemindeki Kökenleri” 5. Bölüm: Sabri ve Seyyid Kutub: Fikir Birliği

Millet-Devlet, İslam Devleti

Mısır Sürgünleri ve Yeni Siyasi Tasavvurlar

Andrew Hammond’ın “Late Ottomans’ Impact on Modern Islamic Thought” adlı eseri 5. bölüm. Bu bölümün temel izleği, Mehmet Akif Ersoy’un millet-devlet yapısını kabul edişi ve Türk-İslam kimliğini uzlaştırma çabası ile Mustafa Sabri ve Zahid Kevseri’nin buna karşı geliştirdiği teorik itirazlardır. Sabri ve Kevseri, beşerî kanunların Şeriat’tan üstün tutulmasına ve modern devletin dini alanı daraltmasına radikal bir İslami iman görüşüyle karşı çıkmışlardır. Bölüm, Sabri’nin bu görüşlerinin Seyyid Kutub üzerindeki muhtemel etkilerini derinlemesine incelemektedir.

Akif’in Türkçülükle Uzlaşısı

  • Milliyetçilik ve Din: Akif, milliyetçi ideoloji ve millet-devlet yapısıyla, akranları Mustafa Sabri ve Kevseri’ye kıyasla çok daha barışıktı.
  • Kavmiyetçilik Eleştirisi: Akif, başlangıçta “kavmiyetçiliği” İslam birliğini yıkan bir “zelzele” olarak görmüş ve Arnavutluk’un kaybından büyük üzüntü duymuştur.
  • Milli Mücadele Dönemi: Ancak 1919-1924 yılları arasında, özellikle Ankara merkezli Milli Mücadele’ye destek verirken, Türkçü kelime dağarcığına tavizler vermeye başlamış; vatan savunmasını bir “fariza-i diniye” (dini farz) olarak nitelendirmiştir.
  • İslami Milliyetçilik: Akif, “millet” ve “ırk” (soy anlamında) kavramlarını dini bir içerikle yeniden yorumlayarak, Milli Mücadele’yi dini bir yükümlülük olarak halka sunmuştur.

Sabri’nin Milli Mücadele’ye Bakışı

Mustafa Sabri, Akif’in aksine Ankara’nın yürüttüğü sürece son derece eleştirel yaklaşmıştır. Sabri’ye göre:

  • Ankara parlamentosunun halifenin yetkilerini elinden alması, devletin İslam-dışılaşmasının bir kanıtıdır.
  • Milliyetçi ideoloji, İslam’ın evrensel hukukunun yerini alarak yeni bir baskı mekanizması oluşturmuştur.

Sabri ve Seyyid Kutub: Fikir Birliği

Bölümün en dikkat çekici kısımlarından biri, Mustafa Sabri’nin henüz Mısır’da edebi bir figür olan Seyyid Kutub’a duyduğu hayranlık ve aralarındaki düşünsel benzerliklerdir:

  • Takdir ve Etkileşim: Sabri, Kutub’un batı materyalizmine ve sömürgeciliğine karşı duruşunu takdir etmiş, onu “doğru yola en yakın kişi” (akrabu’d-dâllîn) olarak nitelendirmiştir. Ali Ulvi Kurucu’nun tanıklığına göre Sabri, Kutub’un yazı üslubuna ve hidayetine hayranlık duymuştur.
  • Hukuki/Ekonomik Baskı: Sabri, Türkiye’deki laikleşmeyi “siyasi bir irtidat” (dinden dönme) olarak görürken; Kutub, Mısır’daki sömürgeci ve kapitalist düzeni “ekonomik ve sosyal bir zulüm” olarak görmüştür.
  • Tuğyan ve İtaat: Her iki düşünür de Şeriat’ı uygulamayan veya ondan sapan yöneticiye (veliyyü’l-emr) itaatin düşeceği (sakatat tâ’atuhu) noktasında birleşir. Kutub, Sabri’nin “mürted toplum” imasına yaklaşarak, Şeriat’ın koruyucu kalkanından yoksun toplumlarda “tügât”ın (Tagutlar azgın baskıcılar) hakim olacağını savunmuştur.
  • İslam Mutlaka Hükmetmelidir: Kutub’un “İslam mutlaka hükmetmelidir” (lâ büdde li-l-islâm en yahkum) ilkesi, Sabri’nin siyaset ve dinin ayrılmazlığı fikriyle paraleldir. Her iki isim de modern anayasal demokrasilerin ve Avrupa kökenli kanunların İslam toplumunun ruhuyla çatıştığını öne sürmüştür.

Sonuç ve Tasavvur Farklılıkları

Özetle; Akif, milliyetçiliği İslam ile sentezleyerek yeni bir vatan tanımı yaparken; Mustafa Sabri ve Seyyid Kutub, modern devletin (milliyetçi veya kapitalist) İslam’ın hukuki ve ahlaki özünü yok ettiğini savunarak daha radikal ve ideolojik bir İslami duruş sergilemişlerdir.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir