Aşağıda, “Quincy Institute for Responsible Statecraft” sitesinde yayımlanan Trita Parsi tarafından yazılan “Yeni İsrail-İran Savaşı Geliyor” başlıklı yazının özeti yer almaktadır.
“Yeni İsrail-İran Savaşı Geliyor”
Bu yazı, İsrail ile İran arasında doğrudan bir savaşın giderek daha olası hâle geldiğini ileri sürmekte ve bu olasılığı besleyen yapısal, stratejik ve siyasal dinamikleri analiz etmektedir. Yazar, İsrail-İran gerilimini geçici krizlerin toplamı olarak değil, uzun süredir biriken ve artık doğrudan çatışmaya evrilme potansiyeli taşıyan sistemik bir güvenlik problemi olarak ele almaktadır.
Analizin temel iddiası, İsrail’in İran’ın nükleer kapasitesini varoluşsal bir tehdit olarak algılaması ile İran’ın bölgesel caydırıcılığını genişletme stratejisinin, tarafları giderek daha dar bir manevra alanına sıkıştırdığıdır. Yazıya göre, İran’ın nükleer programında kaydettiği ilerleme ve İsrail’in bu süreci askeri yollarla durdurma yönündeki eğilimi, çatışma riskini yapısal olarak artırmaktadır. Bu durum, tarafların niyetlerinden bağımsız biçimde, stratejik zorunluluklar üzerinden okunmaktadır.
Metinde ayrıca, geçmişte İsrail ile İran arasındaki çatışmanın büyük ölçüde dolaylı araçlar ve vekil aktörler üzerinden yürütüldüğü; ancak son dönemde Suriye, Lübnan ve Körfez hattında yaşanan gelişmelerin bu dolaylı çatışma modelini aşındırdığı vurgulanmaktadır. Yazar, karşılıklı saldırıların daha görünür ve doğrudan hâle gelmesini, tırmanma kontrolünün zayıfladığının bir göstergesi olarak yorumlamaktadır.
ABD’nin rolü, yazıda çatışmayı frenleyen bir unsurdan ziyade, belirsizlik yaratan bir faktör olarak ele alınmaktadır. ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek ile İran’la doğrudan çatışmaya girmek istememesi arasındaki gerilim, caydırıcılığın netliğini azaltmakta ve tarafların risk alma eşiğini düşürmektedir. Bu bağlamda, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı çatışmayı önleyici olmaktan çok, yanlış hesaplama ihtimalini artıran bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Yazar, İsrail iç siyasetinin de savaş ihtimalini besleyen bir faktör olduğuna dikkat çekmektedir. İç siyasi krizler, güvenlik söyleminin sertleşmesi ve liderlik düzeyinde artan baskı, askeri seçeneğin daha cazip hâle gelmesine yol açmaktadır. İran açısından ise rejimin iç meşruiyet sorunları ve bölgesel prestij kaygıları, geri adım atmayı zorlaştırmaktadır.
Sonuç olarak yazı, İsrail-İran çatışmasının “olup olmayacağı”ndan ziyade, hangi koşullarda ve nasıl gerçekleşeceği sorusunun anlam kazandığını savunmaktadır. Diplomatik kanalların zayıflığı, askeri caydırıcılığın karşılıklı olarak aşınması ve bölgesel gerilimlerin yoğunluğu, doğrudan bir savaş ihtimalini yapısal olarak güçlendirmektedir. Yazar, bu gidişatın tersine çevrilebilmesi için askeri çözümlerden ziyade diplomatik angajmanın yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulamakta; aksi hâlde büyük ölçekli bir çatışmanın kaçınılmaz hâle gelebileceğini ileri sürmektedir.
—
Bu metin şu yazıdan özetlenmiştir:
[https://quincyinst.org/2025/08/11/the-next-israel-iran-war-is-coming/]
