Birliktelik Meclisi’nin 30 Mart 2026’da gerçekleştirdiği İran ve Türkiye oturumunda Ali Bulaç’ın yaptığı sunumu sizlerle paylaşıyoruz.
Sunumun makine özeti:
1. Tarihsel Temeller ve Ulemanın Özerkleşmesi
İran ulemasının bugün sahip olduğu güçlü konumun kökenleri Safevi ve Kaçar dönemlerine dayanır. Safeviler döneminde İran’ın Şiileşmesiyle devletle iç içe olan ulema, Kaçar hanedanı dönemindeki otorite boşluğunda halkın müracaat merkezi haline gelerek mali ve hukuki özerklik kazanmıştır. Osmanlı’nın aksine İran uleması “örfi hukuku” reddederek şeriat üzerindeki etkisini korumuştur. 19. yüzyılda “Usuliler”in “Ahbariler”e karşı kazandığı zafer, yaşayan bir müçtehide tabi olma zorunluluğunu getirmiş ve içtihat kapısını sonuna kadar açmıştır.
2. İmam Humeyni ve Mehdiyet Kavramının Dönüşümü
İmam Humeyni’nin en büyük devrimi, Şii inancındaki Mehdiyet anlayışını pasif bir bekleyişten aktif bir direnişe dönüştürmesidir.
- Velayet-i Fakih: Masum imamın (Mehdi) gaybetinde, onun naibi olarak bir müçtehidin (fakih) siyasi liderliğini öngörür.
- Aktif Bekleyiş: Geleneksel anlayışta Mehdi gelene kadar zulme rıza gösterip takiye yapmak mümkünken; Humeyni, Mehdi’nin gelmesi için adaletin tesis edildiği bir İslam Cumhuriyeti kurulması gerektiğini savunmuştur.
- Kırılma Noktası: 15 Hordat olaylarında halkın tepkisiz kalması, Humeyni’yi Mehdilik anlayışını “şahs-ı manevi” bir misyona ve devrimci bir harekete dönüştürmeye itmiştir.
3. Modern Ulus Devlet ve Siyasi Yapı
İran İslam Cumhuriyeti, her ne kadar dini temellere dayansa da modern bir ulus devlet yapısındadır.
- Sistemde halk tarafından seçilen Meclis-i Hubregan (Uzmanlar Meclisi), Velayet-i Fakih’i seçer.
- Kaynakta, bu yapının Pakistan veya Sudan gibi diğer örneklerden farklı olarak merkezi bir idare ve modern kurumlarla işlediği belirtilir.
4. Dış Politikanın 10 Temel İlkesi
Devrim sonrası İran’ın dış politikası şu ana ilkeler üzerine inşa edilmiştir:
- “Ne doğu ne batı” ilkesinin benimsenmesi.
- İslam’ın yeniden ayağa kalkacağı inancı.
- “İran için İslam” değil, “İslam için İran” anlayışı; yani İran’ın varlığının İslam’a hizmet etmesi gerektiği.
- ABD’nin “Büyük Şeytan” olarak tanımlanması ve Sovyetler gibi onun da çökeceği öngörüsü.
- ABD ile doğrudan savaşı göze almak.
- ABD ile savaşın sahasının Filistin olarak belirlenmesi; İsrail ve Kudüs’ün dış politikanın anahtar kavramları haline getirilmesi.
- Kudüs’ün Müslümanlar için tarihsel ve küresel bir sembol olarak kabul edilmesi.
- Rejimin meşruiyetinin Filistin mücadelesine bağlanması; bu mücadeleden vazgeçilmesinin devrimin sonu olarak görülmesi.
- İç ve dış tehditlere karşı uyarı: Laiklerin, milliyetçilerin ve liberal dini çevrelerin bu dış politika hattını değiştirmesine karşı teyakkuzda olunması.
- Asıl meselenin “rejim” olduğunun kabulü: ABD, İsrail ve bölge ülkelerinin asıl hedefinin İran’daki bu rejimi değiştirmek olduğunun bilinciyle hareket edilmesi.
Bu 10 ilke, Ali Bulaç’a göre İran’ın bölgedeki askeri ve siyasi stratejisinin fıkhi ve ideolojik temelini oluşturmaktadır.
5. Güncel Durum ve İç Muhalefet
İran içinde bugün “Hatt-ı İmam” (İmam’ın çizgisi) ile liberal/reformcu İslami muhalefet arasında bir çekişme vardır. Muhalif kanat (Hatemi ve Rafsancani gibi isimlerle anılan kesim), küresel sistemle entegre olmayı ve serbest piyasa ekonomisini savunurken; Hatt-ı İmam, anti-emperyalist direniş hattının korunması gerektiğini vurgular.
Özet olarak bu sunum, İran’ın motivasyonunun sadece askeri değil, köklü bir fıkhi içtihat ve paradigma değişikliği olduğunu ortaya koymaktadır.
Not:
Birliktelik Meclisi, dayanışmayı ve iş birliğini teşvik etmek amacıyla oluşturulmuş bir platformdur. Farklı grupların, bireylerin veya kuruluşların bir araya gelerek ortak hedefler doğrultusunda kararlar aldığı bu meclis, toplumsal sorunlara çözümler üretmek, fikir alışverişinde bulunmak ve kolektif hareket etme amacını gerçekleştirmek için gayret eder. Birliktelik Meclisi, üyelerinin eşit haklara sahip olduğu, bir yapıdır ve toplumun ortak çıkarları doğrultusunda etkinlikler düzenler.
