21 Şub 26 - Cts 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 31 – Lokman Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 31 – Lokman Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

31- Cevdet Paşa Meali – Lokman Suresi

Mekke’de nazil olmuş, 34 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım

1- Ben mecid (şerefli, büyük) olan Allah’ım.

2- Bu ayetler tekmil (bütün, eksiksiz) hikmet olan kitabın ayetleridir.

3- Muhsinlere hidayet ve rahmettir.

4- Onlar namazlarını kılarlar ve zekâtlarını verirler ve ahiretlerine inanmışlardır.

5- İşte onlar rableri tarafından doğru yol üzerinde olup, felaha ermişlerdir.

6- Nasdan (insanlardan) öyleleri vardır ki, nası ilimsiz olarak Allah’ın yolundan şaşırtmak için oyuncak sözleri satarlar. Ve Kur’an’ı istihza (alay) ederler. İşte ona zelil (rezillik) edici azap vardır.

7- Ona ayetlerimiz tilavet (okuma) olunursa, kibir ve gururla arkasını döner ve onu işitmiyormuş ve kulağında sağırlık varmış gibi vaziyet alır. Onu elemli azap ile tebşir (müjdelemek) et.

8- İman eden ve salih amel işleyenlere nimetleri bol cennetler vardır.

9- Onda ebedi kalırlar. Bunu Allah hakken vaat etmiştir. O galip ve kadir ve hakimdir.

10- Gökleri görünür direkleri olmaksızın yarattı ve arzda temayül (bir tarafa eğilme) etmemesi için dağları koydu. Ve onda her türlü yürüyen şeyleri dağıttı. Ve semadan su indirip onunla faydaları olan her türlü otlar inbat (bitmek) eyledi.

11- İşte Allah’ın yarattığı budur. Ondan başka ilah ittihaz (edinme) eylediklerinizin yarattıklarını bana gösteriniz. Belki zalimler aşikâr (açık, apaçık) dalalettedirler.

12- Biz Lokman’a hikmeti verdik ve “Allah’a şükür et” dedik. Şükür eden nefsi için şükür eder. Küfür eden de Allah’a zarar veremez. Allah gani (zengin) ve zatı hamde layıktır.

13- Lokman oğluna vaaz ederek: “Ey oğlum! Allah’a şerik (ortak) etme. Zira şerik pek büyük zulümdür.”

14- Biz insana valideyni (ana-baba) ile vasiyet ettik. Anası onu zaaf üzerine zaafa düşerek karnında taşıdı. Sütten kesilmesi de iki senedir. Bana ve valideynine şükür et. Nihayet gelinecek yer benim nezdimdir (yanımdır).

15- Eğer onlar senin bilmediğin bir şeyle bana şerik (ortak) etmeye cehd (çaba, gayret) ederlerse, onlara itaat etme. Onlara dünyada hasen (güzel) muamele eyle, refakat (arkadaşlık, yoldaşlık) et. Bana rücu (dönüş) edenlerin yoluna ittiba (tabi olma) et. Rücunuz (dönüşünüz) banadır. Size işlediğiniz şeylerden haber veririm.

16- Lokman oğluna: “Ey oğlum! Eğer amelin bir hardal tanesi kadar olsa, bir kayanın içinde yahut göklerde veya arzda bulunsa, Allah onu meydana getirir. Allah latif ve habirdir.

17- “Ey oğlum! Namazını kıl, maruf (iyilik) ile emir ve münkerden (kötülük) nehiy (yasaklama) et. Sana isabet edene sabır et. İşte bu en büyük umurdandır (işlerdendir).”

18- “Kibir ile insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde mağrurane ve iki tarafa sallanarak yürüme. Allah fahr (övünme, gururlanma) ve gurur ile sallananları sevmez.”

19- “Yürüdüğünde ne acele ne de yavaş yürü. Sesini yükseltme. Çünkü en müstekreh (çirkin, iğrenç) ses eşeğin sesidir.”

20- 21 –  Görmez misin Allah göklerde ve yerde olan şeyleri size musahhar (boyun eğdirme) kıldı. Ve üzerinize zahiri (görünen) ve batıni (görünmeyen) nimetleri döktü. Nasdan (insanlardan) bilmeksizin rehbersiz ve kitapsız olarak Allah hakkında mücadele edenler vardır. Onlara, “Allah’ın indirdiğine tabii olun” denilse, “babalarımızı üzerinde bulduğumuz dine tabii oluruz” derler. Eğer şeytan onları cehennem azabına davet etse, ona da tabii olurlar mı?

22- İyilik eder olduğu halde veçhini (yüzünü) Allah’a teslim eden kimse, en emin ve muhkem bir şeye temessük (sıkı tutma) etmiş olur ve her emrin akıbeti Allah’a rücu (dönme, dönüş) olur.

23- Küfür edenin küfrü seni mahzun etmesin. Onların rücu (dönme, dönüş) edecekleri yer biziz. Onlara işledikleri şeylerden haber veririz. Allah kalplerde olanları bilir.

24- Biz onları dünyada az bir müddet istifade ettiririz ve sonra ikaba (ceza, eziyet) ve galiz (kalın, sert) azaba muztar (mecbur, çaresiz) kılarız.

25- Onlara, “gökleri ve yeri kim yarattı” diye sorsalar, “Allah” derler. Deki: “Elhamdülillah” Belki onların çoğu bilmezler.

26- Göklerde ve yerde olan şeyler hep Allah’ındır. Allah gani ve bizzat hamda layıktır.

27- Ve eğer yerde bulunan ağaçlar kalem ve deniz ve ondan sonra yedi denizler de mürekkep olsa, Allah’ın kelimatı tükenmez. Allah ali (yüce) ve kadir, hakimdir.

28- Sizin hâlkınız (yaratılmanız) ve baisiniz (diriltilmeniz) bir nefis hâlk (yaratma) ve bais (diriltme) gibidir. Allah işitir ve görür.

29- Görmez misin ki Allah geceyi gündüze ve gündüzü geceye sokar. Ve güneş ile ayı da musahhar (boyun eğdirme) kıldı. Cümlesi vakt-i muayyene (belirlenmiş bir vakit) kadar cari (geçerli) olurlar. Ve Allah işlediklerinden haberdardır.

30- Bu kudret Allah’ın hak olmasından ve ondandır. Başka ibadet eylediklerinin batıl bulunmasındandır. Allah ali (yüce) ve büyüktür.

31- Görmez misin ki size Allah’ın ayet-i kudretini (kudret ayetini) göstermek için Allah’ın himmetiyle (yardımı, ihsanıyla) gemi denizde yürür. Bunda hayır ve şükür edenlere ayet ve ibret vardır.

32- Gemide onları dağlar gibi dalgalar kapladığında, dini halis ile dua ederler. Onları karşıya kurtardığımızda, onlardan iman edenler vardır. Ve ayetlerimizi nakz-ı ahitle (ahdi bozmak) ad eden ve nimeti inkâr eyleyenler inatla küfür ederler.

33- Ey insanlar! Rabbinizden ittika (korkma, çekinme) edin. Babanın evladından ve evladın babasından bir şey de ödeyemediği günden korkunuz. Allah’ın vaadi haktır. Sizi dünya hayatı ve şeytanın iğvası (şaşırtma, ayartma) aldatmasın.

34- Kıyametin ne vakit kopacağı ve ne vakit yağmur yağacağı ilm-i Allah (Allah’ın ilmi) indindedir (katındadır). Allah rahimlerinde olanları bilir. Bir kimse yarın kazanacağını ve nerede öleceğini bilmez. Bunları Allah bilir. Allah her şeyi bilici ve her şeyden haberdardır.    

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir