07 Tem 26 - Sal 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Yazışmalardan: Propaganda & Bürokrasiye Entegre Girişimleri

Yazışmalardan: Propaganda & Bürokrasiye Entegre Girişimleri

Propaganda

Propaganda hava ve su kadar DOĞAL olmalıdır.

Mümkün olan en düşük psikolojik direniş seviyesinde ilerlemelidir. Birey öylesine özümsemeli ki, tüm dürüstlüğü ile burada propaganda diye bir şey yok diyebilmelidir. Oysa gerçekte, birey propaganda tarafından öylesine kuşatılmıştır ki, fiilen gerçeği görmesi mümkün değildir.

Doğallık, insan ve propaganda öylesine iç içe geçmiştir ki her şey tercihe ve serbest iradeye değil, reflekse ve mitosa (hakim hikayeye) dayanır. Aynı fikirler, aynı imajlar, aynı söylentiler katarının uzun ve uyuşturucu tekrarı, insanı, tabiatının propaganda tarafından asimilasyonuna hazırlar.

Jacques Ellul, Teknoloji Toplumu, s:446

Propaganda öylesine hakimdir ki modern hayatta doğal diye bir şey kalmamıştır. PROPAGANDA doğalı işgal etmiştir. Aynı şeyleri düşünen, aynı caddelerde yürüyen, aynı şehirlerde yaşayan, aynı tepkileri veren, aynı hayalleri kuran, aynı beklentileri olan topluluklar üzerlerine ZORLA giydirilen bu üniformanın birileri  tarafından giydirildiğini ve DOĞAL olmadığını fark edemeyecek kadar durumu içselleştirmişlerdir diyor sanırım.

&&&

Bürokrasiye Entegre Girişimleri

Hedefine giderken bazen solculara biner bazen sağcılara bazen ateistlere biner bazen dinarlara

… bir yandan bürokratlar Burjuvalaşırken bir taraftan da AĞALAR sınıfı bürokrasiye entegre ediliyorlardı.

Mesela Emin Sazak 1920-1950 seneleri arası kesintisiz mebusluk yapmıştır. Emin Sazak Eskişehir havalisinin en büyük toprak ağalarındandır. Öyle ki 70 BİN dönümü bulan arazilerinin içinde 15 köy, 7 çiftlik, her çiftlikte bir saray, Sazak Köyünde 3 Konağı ve  4 tane tren istasyonu vardı. Topraksız köylülere toprak dağıtılmasını içeren Toprak yasasını engelleyenin Emin Sazak olduğunu söyleyenler onun Mustafa Kemal tarafından atanmış olduğunu ve İnönü zamanında da pozisyonunu koruduğunu söylemeyi ihmal ederler. 

Çukurova’nın en büyük ağalarından Cavit Oral 1935, 1939, 1943,

Yine Çukurovanın ağalarından Damar Arıkoğlu 1920, 1923, 1927, 1931, 1935, 1939, 1943 yıllarının Meclis üyesidir

Daha başka Ali Saip Ursavaş, Cemal Hüsnü Taray, Hilmi Taray, Hilmi Uran, Kasım Gülek, Hilmi Uluğ, Şeref Uran yıllarca vekillik yapan AĞALARDIR

Menderes ailesinin Aydın’da 60 BİN dönümü aşan toprakları vardır. Menderes kendisini Mustafa Kemal’in keşfettiğini ve mebusluğunu hararetle istediğini yazar…

Meclise sürekli “MEBUS” tayin edilenler sadece AĞALAR değildir. Sürekli MEBUS tayin edilmiş şeyhler de vardır. 1920-1950 arasında sürekli mebus olmuş Vanlı İbrahim Arvas gibi. Hakkı Ungan 1923’ten öldüğü1943’e kadar mebustu. Diyarbakır mebusu Zülfü Tigrel, Siirt mebusu Halil Hulki, Mahmut Soydan, Süreyya Özgevren sürekli mebus olan Mustafa Kemal dönemi Şeyhlerindendir.

Bunlar ortadayken Mustafa Kemal’in “Efendiler ve Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar ülkesi olamaz” sözlerini herhalde biraz nüanse etmek gerekecektir.  

Görüldüğü gibi sadece bürokratlar burjuvalaşmıyor, mülk sahibi ağalar ve şeyhler de Bürokratlaşıyor. Yani Yeni Türkiye’de köklü sınıflar yoktu. Hakim sınıflar bloku, karşılıklı “Yatay geçişler”, ilişkiler ve menfaatler süreciyle belirleniyordu.

Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası, s:120 (kısaltılmıştır)

Türkiye Cumhuriyetinin belli bir kimliği yoktur. Daha çok Yerli ve yersiz SERMAYENİN çıkarları etrafında dönen ilişkilerce belirlenir. Devletin pozisyonunu Solcu, ateist, Kemalist, dindar, muhafazakar ya da İslamcı olmak değil YERLİ SERMAYENİN çıkarlarına muhalif olup olmamak belirler

BU nedenle bir dönem devletin kimliği Ateist Fransız tipi Laiklikken, sonra sol fraksiyon, ardından sağcı Türkçü sonra dindar muhafazakar Türkçülük olabilmiştir.

Zeyl: Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri yönetici Bürokrat ZÜMRENİN ve onları destekleyen AĞALARIN menfaatlerini korumayı ANA HEDEF edinmiş başta İngilizci sonra Amerikancı (ama illa Batı’cı), Sağcı, Türkçü, muhafazakar bir yapıdır.

Hedefine giderken bazen solculara biner bazen sağcılara bazen ateist Kemalistlere biner bazen dinarlara

Diyor sanırım

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir