İslam hukuk usulünde (fıkıh usulü) “vaz’i hükümlerden” biri olan şart kavramı tanımlanıyor.
Vaz’i hükümlerin ikinci kısmını oluşturan “şart” konusu sekiz mesele halinde incelenecektir.
Birinci Mesele: Şartın Tanımı ve Mahiyeti
Bu kitapta “şart” ile kastettiğimiz şey; bir amacın (hikmetin) veya bir hükmün gerçekleşmesi için, o hükmün bağlı olduğu ana unsuru (meşrutu) tamamlayan bir nitelik konumunda olan durumdur.
Bunu şu örneklerle açıklayabiliriz:
- Zekat: Malın üzerinden bir yıl geçmesi veya malın artma (nema) imkanına sahip olması, mülkiyetin gerektirdiği sorumluluğu ya da zenginliğin amacını tamamlayan bir unsurdur.
- Zina ve Recm: Kişinin evli (muhsan) olması, işlenen zina fiilinin “recm” cezasını gerektirmesi için o fiili tamamlayan bir vasıftır.
- Kısas: Öldürülen ile öldürenin dokunulmazlık (hürmet) bakımından eşit olması, kısas hükmünün uygulanması veya caydırıcılık amacının gerçekleşmesi için tamamlayıcıdır.
- Namaz: Abdestli olmak (taharet), kıbleye yönelmek ve örtünmek; namaz eyleminin ya da Allah’ın huzurunda yakarışta bulunma amacının tamamlayıcı şartlarıdır.
Özetle: Şartın; sebebin mi, illetin mi, sonucun mu yoksa şer’i hükmün bağlandığı başka bir durumun mu vasfı olduğu fark etmez. Şart, her durumda bağlı olduğu ana unsurun (meşrutun) özelliklerinden biridir.
Şart ile Şarta Bağlı Olan (Meşrut) Arasındaki İlişki
Bu tanımdan şu sonuç çıkar: Şart, bağlı olduğu şeyden (meşruttan) ayrı bir varlığa sahip olmalıdır. Öyle ki:
- Şart yokken ana unsur (meşrut) aklen var olabilir: (Örneğin abdest yokken namaz hareketleri yapılabilir).
- Ancak ana unsur (meşrut) yokken şartın varlığı bir anlam ifade etmez: (Namaz yoksa abdestin namaz şartı olma vasfı kalmaz).
Bu durum, gerçek ya da itibari tüm niteliklerin, nitelenen şeyle (mevsuf) olan ilişkisi gibidir. Burada teknik terimler üzerinden bir tanım yaptığımız için sözü daha fazla uzatmaya gerek yoktur.
