18 Oca 26 - Paz 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Millilik-Yerlilik: Tarihi Toplumun Afyonu Yapmak

Millilik-Yerlilik: Tarihi Toplumun Afyonu Yapmak

Aşağıda, Abdurrahman Arslan’ın “Tarihi Toplumun Afyonu Yapmak”  makalesi özetlenmiştir.

Abdurrahman Arslan makalesinde, son dönemde Türkiye’de yaygınlaşan  “yerli ve millî”  söyleminin yalnızca kültürel veya masum bir kimlik vurgusu olmadığını, aksine derin bir ideolojik işlev gördüğünü savunur. Yazar, bu söylemin toplumu tarihsel, siyasal ve ahlâkî gerçeklerle yüzleşmekten alıkoyan bir “afyon” işlevi gördüğü temel iddiasıyla hareket eder. Buradaki “afyon” benzetmesi, Marx’ın din eleştirisine göndermede bulunmakla birlikte, doğrudan dine değil,  tarihin ve toplumun ideolojik olarak uyuşturulmasına yöneliktir.

 Yerlilik ve Millilik Ne Anlama Geliyor?

Bu bölümde Arslan, “yerli” ve “millî” kavramlarının tarihsel ve düşünsel kökenlerini tartışır. Kavramların başlangıçta Batı karşısında bir savunma refleksi olarak ortaya çıktığını, ancak zamanla eleştirel düşünceyi dışlayan, kapalı ve mutlak bir ideolojik dile dönüştüğünü vurgular. Yerlilik, hakikatle ilişki kuran canlı bir tarih bilinci olmaktan çıkarılıp, geçmişin seçmeci ve romantize edilmiş bir anlatısına indirgenir.

Tarih, Toplum ve İdeoloji

Arslan’a göre bu söylemin en sorunlu yönü, tarihi yaşayan ve eleştiriye açık bir süreç olarak değil, kutsallaştırılmış ve dokunulmaz bir miras olarak sunmasıdır. Bu yaklaşım, toplumu edilgenleştirir; insanlar tarih yapan öznelere değil, tarihin yüceltilmiş anlatısına tabi kılınır. Böylece tarih, toplumu dönüştüren bir imkân olmaktan çıkarak, toplumu uyutan bir ideolojik aygıta dönüşür.

Din, Devlet ve Millî Söylem

Makalenin merkezî bölümlerinden biri olan bu kısımda, dinin yerli-millî söylem içerisinde nasıl yeniden konumlandırıldığı ele alınır. Arslan’a göre din, evrensel ahlâkî ve eleştirel yönlerinden soyutlanarak, devlet merkezli ve millî kimliği pekiştiren bir araç hâline getirilir. Bu durum, dinin iktidarı sınırlandıran değil, onu meşrulaştıran bir işleve bürünmesine yol açar. Böylece din, toplumu uyandıran değil, mevcut düzenle barıştıran bir rol üstlenir.

Entelektüel Sorumluluk ve Meşrulaştırma Mekanizması

Yazar, bu söylemin yalnızca siyasal aktörler tarafından değil, aynı zamanda bazı entelektüeller tarafından da üretildiğini ve meşrulaştırıldığını belirtir. Entelektüelin eleştirel mesafesini kaybetmesi, yerli-millî söylemin sorgulanamaz bir hakikat gibi sunulmasına katkı sağlar. Bu durum, düşüncenin iktidarla arasındaki mesafenin kapanması anlamına gelir.

Toplumun Afyonlaştırılması

Bu bölümde Arslan, makalenin başlığındaki metaforu açar. Yerlilik-millilik söylemi, topluma sahte bir güven, sahte bir tarih bilinci ve sahte bir aidiyet duygusu sunar. Gerçek sorunlar –adaletsizlik, ahlâkî çözülme, siyasal tahakküm– görünmez hâle gelir. Toplum, eleştirmek yerine kabullenmeye; sorgulamak yerine aidiyet duygusuyla tatmin olmaya yöneltilir.

Sonuç

Makalenin sonucunda Arslan, yerli-millî söylemin toplumu diri tutan tarih ve din anlayışını zayıflattığını savunur. Bu söylem, toplumu hakikatle yüzleştirmek yerine, onu ideolojik bir konfora hapseder. Böylece tarih, din ve toplum; dönüştürücü güçlerini kaybederek, mevcut düzenin sürdürülmesine hizmet eden birer araca dönüşür.

“Tarihi Toplumun Afyonu Yapmak”  Abdurrahman Arslan

https://birikimdergisi.com/dergiler/birikim/1/sayi-404-aralik-2022-404-aralik-2022/10082

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir