02 Nis 26 - Per 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 33- Ahzab Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 33- Ahzab Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

33- Cevdet Paşa Meali – Ahzab Suresi

Medine’de nazil olmuş, 73 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım

1- Ey nebi! Allah’a ittika (korkma, çekinme) et, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Allah alim ve hakimidir.

2- Ve rabbinden sana vahyolunana ittiba (tabi olma) eyle. Muhakkak Allah işlediğiniz şeylerden haberdar oldu.

3- Ve Allah’a tevekkül et. Allah vekil olarak kâfidir.

4- Allah bir ricalin (insan, adam) içinde iki kalp yaratmadı. Kendilerinden izhar (açığa çıkarma) eylediğiniz zevcelerinizi valideleriniz kılmadı. Ve evlatlıklarınızı da oğullarınız etmedi. Bu, sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allah hakkı söyler ve tarik-i hakka (hak yoluna) hidayet eder.

5- Evlatlarınızı babalarıyla çağırınız. Bu Allah indinde (katında) adalete daha yakındır. Eğer babalarını bilmiyor iseniz, din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. “Kardeşim, dostum” diye hitap ediniz. Bu hususta hata eder iseniz günah yoktur. Lakin günah kalbinizin amdendedir (bile bile, kasten). Allah Gafur, Rahimdir.

6- Müminlere nebi nefislerinden daha yakındır ve zevceleri de validelerinizdir. Allah’ın kitabında akraba birbirine, müminlerden ve muhacirlerden daha evladır. Ancak dostlarınıza iyilik etmiş olursanız müstesnadır. Allah’ın kitabında böyle yazılıdır.

7- Şunu yad eyle ki, biz enbiyadan misaklarını aldık ve senden ve Nuh’tan ve İbrahim’den ve Musa’dan ve İsa ibn-i Meryem’den büyük misak aldık.

8- Ta ki, sadıklara sıdklarından sual ede ve kafirlere de elemli azabı hazır eyleye.

9- Ey müminler! Size karşı düşman askeri geldiği zaman, Allah’ın size olan nimetini der-hatır (hatırlamak) ediniz. Biz onların üzerine şiddetli rüzgâr ve görmediğiniz askerleri gönderdik. Allah işlediğiniz şeyleri görücü idi. 

10- Şunu da yad (anma) et ki, onlar üst ve alt tarafınızdan geldiklerinde, gözleriniz kararıp yürekleriniz boğazınıza geldi. Ve Allah’a türlü türlü zanlarda bulundunuz.

11- O zaman müminler imtihan olundular ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldılar.

12- Ve münafıklarla, kalplerinde hastalık bulunanlar, “bize Allah’ın ve resulünün vaat ettiği şeyler, ancak aldatıcı şeyler imiş” dediler.

13- Şunu da yad (anma) edin ki, münafıklardan bir taife: “Ey Medine ahalisi! Bugün siz düşmana mukavemet (dayanma, karşı koyma) edemezsiniz! Geri dönünüz” dediler. Ve onlardan bir fırka da nebiden izin isteyip, “evlerimiz açık ve muhafazasızdır” dediler. Halbuki haneleri açık ve muhafazasız değildi. Ancak kaçmayı murat ediyorlardı.

14- Eğer düşman Medine’nin etrafından girip, münafıklar fitneye (imtihan) davet olunsalar pek azı müstesna olarak o davete icabet ederlerdi.

15- Hâlbuki onlar bundan evvel düşmana arka dönüp kaçmamaya Allah ile ahid etmişlerdi. Onlar bu Allah’ın ahdinden mesul olurlar.

16- Deki: “Siz mevtten (ölümden) veya kıtalden firar etseniz, bu firar size fayda vermez. Yine dünyada az zaman kalırsınız.

17- Deki: “Eğer Allah size bir fenalık veyahut bir rahmet murat etse, sizi Allah’tan muhafaza edecek kim vardır?” Allah’tan başka dost ve yardımcı bulamazlar.

18- Sizden halkı cihattan alıkoyanları ve kardeşlerine, “bize geliniz” diyenleri Allah bilir. Ve onlardan kıtale pek azı gelirler.    

19- Onlar size karşı bahildirler (cimri, pinti). Eğer bir korku olursa onları ölüm baygınlığına uğramış adamların gözleri gibi gözlerle sana baktıklarını görürsün. O korku zail (yok olma) olunca keskin lisanlarıyla sizi incitirler. Ve mal üzerine de bahil ve haset gösterirler. Onlar iman etmemişlerdir. Allah onların amellerini hiç eder. Bu da Allah için kolaydır.

20- Müttefikleri henüz gitmemiş zan ederler. Onlardan o kadar korkarlar ki, düşman yeniden gelse Medine’yi terk ile çölde Arap ile beraber olmaya ve gelen gidenden sizin haberinizi sormayı isterler. Ancak pek azı mukateleye (savaş) iştirak eylerler.

21- Size Resulullahta güzel numune vardır. Bu haslet Allah’ın rızasını ve ahiret sevabını ümit ile Allah’ı zikir edenlere mahsustur.

22- Müminler müttefikleri gördüklerinde, “işte bu Allah’ın ve resulünün bize vat eylediğidir. Allah ve resulü vaadinde sadıktır” derler. Ve bu hal onların imanlarını ve Allah’a teslimiyetlerini artırır.

23- Müminlerden Allah ile vaatlerinde sadık olanlar vardır. Vaatlerini hiçbir suretle tebdil (değiştirme) etmediler.

24- Allah sadıkların sıdklarına (doğruluk sadakat) mükâfat eder ve münafıkları dilerse azap eyler. Veyahut tövbelerini kabul ile bağışlar. Allah Gafur-ur Rahimdir.

25- Allah kâfirleri kalplerindeki gayzlarıyla (düşmanlık, nefret) bir hayra nail olmaksızın reddetti ve geri çevirdi. Ve Allah kıtalde (savaş) müminlere Nusret (yardım) buyurdu. Allah kavi, galip ve kadirdir.

26- Ve Ehl-i Kitaptan kafirlere arka olanları kalelerinden indirdi. Ve kalplerine korku ilka (bırakma, yerleştirme) etti. Onlardan bir fırkayı katleder ve bir fırkayı da esir eylersiniz.

27- Ve onların arzlarını ve diyarlarını ve mallarını ve henüz ayak basmadığınız yerleri size miras kıldı. Allah her şeye kadirdir.

28- Ey nebi! Zevcelerine söyle: “Eğer dünya hayatını ve ziynetini ister iseniz, geliniz size istifade ettireyim. Ve size ikram ile yol vereyim.”

29- “Eğer Allah’ı ve resulünü ve dar-ı ahireti (ahiret yurdunu) istiyor iseniz, sabır ediniz. Allah sizden muhsin olanlara büyük mükâfat hazırlamıştır.  

30- Ey nebinin zevceleri! Sizden aşikâr fuhuş irtikab (kötü iş) edene azap iki kat edilir. Ve bu da Allah’a kolaydır.

31- Ve sizden Allah’a ve resulüne itaat edip salih amel işleyene de mükafatını iki kat veririz ve ona rızk-ı kerim (bol rızık) hazırlarız.

32- Ey nebinin zevceleri! Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’tan ittika (korkma, çekinme) ediyor iseniz söz söylediğinizde mülayemet (yumuşak) ve tevazu ile söylemeyin. Kalplerinde maraz olanlar sizden tamah eder. Maruf ve müstahsen (makul) vecihle (güzel) söyleyiniz.

33- Hanelerinizde karar ediniz. Önceki cahiliyetin yaptığı gibi süslenip gezmeyiniz. Namazınızı kılıp zekâtınızı veriniz. Allah ve resulüne itaat ediniz. Ey ehli beyt! Allah sizden mundarlığı (iğrençlik) ve günahkârlığı gidermek ve sizi tamamıyla temizlemek ister.

34- Evlerinizde, Allah’ın ayetlerinden ve hikmetten tilavet (okuma) olunan şeyleri düşününüz. Allah latif ve habir oldu.

35- Müslim ve müslimeler, mümin ve mümineler, ibadete ve taata devam eden erkek ve kadınlar, sadık ve sadıkalar, saber (sabretmek) ve sabereler, Allah’tan haşi (huşu duyma) ve haşialar, sadaka veren erkek ve kadınlar, saim (oruç tutan) ve saimeler, erkek ve kadından ferçlerini (edep yeri) muhafaza edenler ve Allah’ı çok zikir eden erkek ve kadınlar için, Allah mağfiret ve büyük mükâfat hazırlamıştır.

36- Allah ve resul bir işe hüküm verdiğinde, bir mümin ve mümineye kendi işlerinde muhayyerlik (seçme hakkı) hakkı yoktur. Allah ve resulüne asi olan muhakkak ve aşikâr dalalete düşmüştür.

 37- Şunu da yad (anma) eyle ki ona Allah’ın senin enam eylediğiniz kimseye, “zevcini tatlik (boşanma) etme diyor. Ve Allah’ın izhar (açığa çıkarma) edeceği şeyi halkın tepkisinden korkarak kendi nefsinde gizliyordun. Hâlbuki Allah korkmaya ehaktır (layıktır). Vaktaki, Zeyd zevcesinin hacetini kaza ve ikmal etti. Müminlere evlatlıklarının tatlik eyledikleri zevcelerini nikâhta müşkülat olmaması için, onu sana terviç (revaçta olmasını sağlamak, destekleme) eyledik. Allah’ın emri her halde yerine gelecektir.

38- Allah’ın ona farz eylediği şeyde, nebi üzerine güçlük yoktur. Evvel geçen ümmetlerde de Allah’ın sünneti böyledir. Allah’ın emri takdir olunmuş, hüküm katidir.

39- Onlar Allah’ın risaletini tebliğ ederler ve ondan korkarlar ve Allah’tan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah kâfidir.

40- Muhammed ricalinizden (adamlarınızdan) birinin babası olmadı. Lakin o Allah’ın resulü ve enbiyanın sonuncusudur. Ve Allah her şeye alim oldu.

41- Ey iman edenler! Allah çok zikir ile zikir edin.

42- Ve sabah ve akşam onu tespih eyleyin.

43- Sizi zulümattan (karanlıktan) nura çıkarmak için üzerinize salat (yardım) eden o Allah ve melaikeleridir. Allah müminlere rahmet ve inayet (yardım) eder oldu.

44- Müminlerin Allah’a mülaki (kavuşmak) olduğu günde, tahiyatları (Selamları) selamdır. Ve onlara kerim (cömert) mükâfat hazırlamıştır. 

45- Ey nebi! Biz seni ancak şahit, müjde verici ve korkutucu olarak gönderdik.

46- Ve izniyle Allah’a davet edici ve nur olarak irsal (gönderme) eyledik.

47- Müminlere, onlara rableri tarafından büyük fazl-u kerem (ikram etme) olduğu ile tebşir (müjde) et.

48- Ve kâfirlere ve münafıklara itaat etme ve onların ezalarını (incitme, üzüntü) terk et ve Allah’a tevekkül eyler. Hafız (koruyan, muhafaza eden) olarak Allah kafidir.

49- Ey müminler! Mümin kadınları nikâh edip sonra onlara temas etmezden evvel tatlik (boşama) eylediğinizde onlar üzerine sayacağınız adet yoktur. Onları, bir şey vererek müstefid (istifade) edin ve hasen (güzel) suretle yol verin.

50- Ey nebi! Biz sana mehirlerini verdiğin zevcelerini ve Allah’ın sana verip malik (sahip) olduğun cariyelerini, seninle beraber hicret eden amcan kızlarını ve halanın kızlarını ve dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını ve kendi nefsini resule hibe edip, resul de onu nikah etmeyi murat eylediği mümin kadını, müminlerden başka sana mahsus olarak helal kıldık. Ve senin üzerine müşkülat olmaması için müminlerin zevceleri ve cariyeleri hususunda farz eylediğimizi evvelce sana bildirdik. Allah Gafur-ur Rahim oldu.

51- Zevcelerinden dilediğini yatağından uzaklaştırır ve dilediğini yaklaştırırsın. Ve uzaklaştırdığını yine yaklaştırırsın. Bunlarda sana günah yoktur. Bu muamele onların gözleri aydın olmasına ve mahzun olmamalarına ve onların cümlesine verdiğin şeye razı olmalarına yakındır. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah bilici ve kullarına hilm (yumuşak) ile muamele edici oldu.

52- Bundan sonra sana zevce almak ve zevcelerinden birini velev ki hüsnünü beğendiğin bir kadın ile tebdil (değiştirme) etmek helal olmaz. Ancak malik olan cariyeler helaldir. Allah her şeyin üzerine gözcüdür.

53- Ey müminler! Nebinin hanesine ancak size taam (yemek) içini izin verildiği halde giriniz. Oraya girip yemeği beklemeyiniz. Velakin davet olunduğunuz zaman giriniz. Yedikten sonra dağılınız. Sohbete dalıp oturmayınız. Bu haliniz nebiyi üzüyor ve sizden utanıyordu. Allah hakkı beyandan haya etmez. Eğer resulün zevcelerinden bir şey ister iseniz, perdenin arkasından isteyiniz. Bu hareket gerek sizin gerekse onların kalpleri için daha temizdir. Resulullaha eziyet etmek ve ondan sonra zevcelerini ebeden nikâhlamak hakkı yoktur. Bu hareketiniz Allah indinde (katında) en büyük günahtır.

54- Bir şeyi izhar (aşikâr etme) etseniz veyahut gizleseniz, onu Allah bilir. Allah her şeye alim oldu.

55- Kadınlar için babalarına, oğullarına, kardeşlerine ve kardeşlerinin oğullarına ve kız kardeşlerinin oğullarına, kadınlara, malik oldukları cariyelerine görünmekte günah yoktur. Allah her şeyin üzerine nazır (bakar, görür) ve şahit oldu.

56- Allah ve melekleri resule salat ederler. Ey müminler! Siz de onun üzerine salat-u selam getiriniz.

57- Allah resulüne eziyet edenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiştir ve onlara zelil edici azabı hazırlamıştır.

58- Erkek ve kadın müminleri kendi kabahatleri olmadan isnat ile eza edenler, muhakkak surette bühtanı (iftira) ve aşikâr günahı yüklenmişlerdir.       

59- Ey nebi! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle ki, örtüleriyle otursunlar. Bu onların bilinmesine ve kimse tarafından eza olunmamalarına daha yakındır. Ve Allah Gafur, Rahim oldu.

60- Eğer münafıklar kalplerinde maraz (hastalık) olanlarla Medine’de eracif (yalan söz) neşir (yayma) edenler, eğer buna nihayet vermezlerse, seni onların üzerine musallat ederiz. O zaman onlar sana pek az müddet komşuluk ederler.

61- Melunlar (lanete uğramışlar) nerede olurlar ise olsunlar, ahz (alma, alış) ve katlolunurlar.

62- Bu geçen ümmetlerde de Allah’ın sünneti idi. Allah’ın sünnetinde tebdil (değişme) bulamazsın.

63- Nas (insanlar) senden kıyameti sorarlar. Deki: “Onun ilmi Allah indindedir (katındadır). Kıyametin yakın olmadığını sana ne şey bildirdi?”

64- Allah kâfirlere lanet etti. Ve onlara cehennemi hazırladı.

65- Orada ebedi kalırlar. Kendilerine bir dost ve yardımcı bulamazlar.

66- Kâfirler cehennemde yüzleri bir taraftan bir tarafa döndükçe, “keşke Allah ve resulüne itaat ede idik” derler.

67- “Ya rabbi! Biz eşrafımıza (saygın kişiler) ve büyüklerimize itaat ettik. Onlar bizim yolumuzu şaşırttılar.”

68- “Onlara ya rabbi azabı iki kat ver. Onlara en büyük lanetle lanet et” derler.

69- Ey müminler! Musa’ya eza (eziyet) edenler gibi olmayınız. Allah Musa’yı söyledikleri şeyden tebriye (aklama) etti ve o Allah indinde (katında) muhterem idi.

70- Ey müminler! Allah’tan ittika (korkma, çekinme) edin ve doğru söz söyleyin.

71- Sizin için amelinizi ıslah eder ve günahlarınızı mağfiret eyler.  Allah ve resulüne itaat eden muhakkak bir fevze (kurtuluş, selamet) nail oldu.

72- Biz emaneti göklere ve yere ve dağlara arz ettik. Onu yüklenmekten imtina (kaçınma) eylediler. Ve Biz de onlara acıdık. O emaneti insan yüklendi. O nefsine zulüm eder cahil oldu.

73- Allah bunu, erkek ve kadın münafıklara azap etmek ve mümin ve müminelere de afv-u mağfiret eylemek için yaptı. Allah Gafur Rahim oldu.             

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir