08 Tem 26 - Çar 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Türkçülüğün Kendine Bulacağı Tarihsel Referans! -1-

Türkçülüğün Kendine Bulacağı Tarihsel Referans! -1-

Modern çağda her milliyet kendini yeniden kimliklendirirken, (misalen bir Alman kimdir, nerden gelir, dili, vatanı, edebiyatı, kültürü nedir sorularını) icat ettiği tarihe referansla inşa etti. Bu tarihte din yoktur, dinin hükümran olduğu tarihler yok sayıldı. Kimliğin bir unsuru olarak hangi dine mensup idiyse o dini de sekülerleştirdi. Karşıt kimliği ötekileştirerek özgünleşti. Karşıt kimlik olmadan olmadı.

Bu genel çerçeveden sonra Türklerin karşıtına dair neler denebilir, buraya bakalım istedik.

Türkmenlerinin Osmanlıyla çatışması bunun için iyi bir izah vesilesidir: Yıldırımın Timur’a yenilgisi, yenilgiye sebep olan Türkmenlerin tutumu, devletin düştüğü durum, Yavuz’un burdan çıkarttığı büyük derslerle başlar hikaye, Dadaloğlu’ndan tut Karacaoğlan’ına kadar devam eder. Ehl-i sünnet, ehl-i teşeyyü mezhep farklılığı da burda işlevsel olur..

Osmanlı olmak Türk kalamamak, göçerliği bırakıp yerleşikliğe geçmek, kabile hukukundan/örfünden milletler birliği/ümmetçi formdaki yeni bir toplumda buluşmak, birleşmekti.

Burda Türk kalamazdın. Yerel yaşamı ve hiyerarşiyi sürdüremezdin. Başkalarıyla birlikte, ortak bir siyaset ve hukukta birleşecektin.

Osmanlı pek mi iyiydi, tabi ki değil, hiç bir “millet” masum değil ama Osmanlı Türkçü/kavimci değildi, dini esaslara dayalı bir ümmetçilikti. İslam’ı muhafaza ve müdafaa için Osmanlı olmuştu. Bu kafidir! Geçelim!..

Emeviler “Arapçıydı.”

Abbasiler “ümmetçiydi.”

Selçuklular “ümmetçiydi.”

Beylikler geriye dönüp “Türkçü olmak zorundaydı.”

Osmanlılar “ümmetçiydi.” Parçalandıktan sonra geriye dönüş tekrarlandı bi dolu “milliyetçi milletler çıktı.” O gün bu gün birbirlerini boğazlamakla meşguller.

Avrupa Emeviler gibidir. Roma, Amerika Osmanlı gibidir. İmparatorluktur, kozmopolit topluluktur. Bünyesinde her farklılık yaşatılır.

Osmanlı olmak milliyetçiliğin, kabileciliğin panzehiridir. Çünkü bu sınırları aşan üst basamaktır. Reddedilmez, yok sayılmazsın ama kendin de kalamazsın. Kaliteye, yücelmeye, ortaklığın kazandırdığı her şeye dahil olursun. Sende var olan yetenekleri başkalarınınkiyle birleştirir, yücelirsin. Devlet, imparator olur, payınla övünürsün.

O sebeple milliyetçilik/kavmiyetçilik varken Osmanlı olunmaz. Osmanlı olunca da bunlar olmaz. Biri varken diğeri olmaz..

Medine İslam devletini, farklılıklarla bütünleşmiş İslam ümmetini tanımayanlar, İslam’ın neden çok hızlı ve güvenli yayıldığını, kabul gördüğünü anlayamaz.

Emevileri anlamıyor? Bunlar nerden çıktı, neyin üstüne oturdu göremiyor. Emevilik, kabaca bu gün bilinen ulusçuluk/milli devletçilik, milliyetçiliktir. Ama aynı zamanda ümmetçiliktir. Çünkü hukuk şeri hukuk sistemidir. Toplum kozmopolittir. Siyaseti Emevicilik ama hukuku, iktisadı, bilimi, sanatı, savaşı, barışı İslamcılıktır..

İslam, insanları içine sıkıştırıldıkları kabile kavim cenderesinden kurtarıp başkalarıyla tanıştırır, buluşturur, kaynaştırır, birlikte yaşatır, birlikte güç yapar, birlikte iş yaptırır. Yani İslam insanlığı yerel, lokal, karyeler hapishanesinden çıkartır, kurtarır..

Osmanlı şöyleydi böyleydi? Nerden bakıldığıyla irtibatlıdır. Kime göre, neye göre? Türkçülükten, Arapçılıktan, Arnavutçuluktan bakarsan Osmanlı kötü. İslam’dan bakarsan olması gereken. Siyaseti eleştirilebilir ama diğer yanlarıyla olması gerekendir. Ekonomisi eleştirilebilir ama o zamanda dünyada o sistem tek sistemdir. Sanayi çağını kaçırdı denebilir ama aslında kaçırmadı, bile isteye kaçırması istendi ve kaçırdı.

Osmanlıda gayr-ı müslimler abat, müslimler sefildi! Palavra. Cumhuriyetçilerin propagandası bu. Çünkü bunlar Türkçülükten bakıyor meseleye.

Bakın şimdi: Osmanlı sultanları Türk’tü. Ordu komutanları, ulema sınıfı Türk’tü. Yani devlette ana unsurlar Türk. Sadece kalemiye/bürokrasi devşirmeydi.

Osmanlıdaki Türk bu gün bize anlatılan, bizim bildiğimiz, her milliyet mensubu gibi Türk değil, Müslüman Türk. Türklüğü ikinci planda kalmış. Yani Türk Müslüman değil. Bunu en doğru biçimde Avrupalılar söyledi: Osmanlıya Türk derken modern tanımlı Türkü değil, Müslümanlığı kast ediyordu.

Osmanlıda Müslümanlar/Türkler çiftçi ve asker, diğer milliyet/din mensupları imalatçı, sanatçı, tüccar ve bürokrattı. Hepsinin aralarında iş bölümü vardı. Ama devletin sahibi, güvenlik, üretimin temeli (toprak sistemi) müslüman Türkün elindeydi.

Gayri müslimler bir cemaatti, cemaatler kendi içinde özerkti, liderlerini sultan onaylıyor, sultana karşı mesuldü. Her bir büyük cemaate kendini temsil hakkı, ekümeniklik verilmişti. Büyük lütuf! Bu günkü dünyada böylesi hala yok! Çünkü ulusçu/millici bir dünya bu günkü dünya. Farklılıklarla bir arada yaşamayı bilmiyor.

Bu meseleleri nasıl okuduğunuzla ilgili mesele, bunları neye göre değerlendirdiğinizle ilgili. Bu günden bakarak okumak Osmanlıya iftira atmak, Türkçülük Arapçılık, Kürtçülük, Ermenicilik vs yapmaktır. Bu meseleyi anlamak isteyenler yaşlı Rumlara ve Ermenilere soracak, doğru okuma yapamıyorsa onlardan dinleyecek! Onların insaflı çocuklarından dinleyecek!..

Bakın şimdi: Sen devletsin. Teban içinde her milletten/dinden/ dilden farklı insan var. Devletin sahibi adil, farklılıklar arasında, yeteneğe göre iş bölümü yaptırmış, sınıfsal ayırım yapmamış, becerilere göre çalıştırıyor, tümünü tüm topluma hizmet ettiriyor. Türkler burda asker ve çiftçi, yani hem toprağın sahibi, hem devletin sahibi.

Osmanlı da yeniçeriler gayrı müslim çocuklarıydı. Seçmeceydi. İslami ve mesleki eğitimden, devlet adabından geçtiler, İslam’a ve ümmete hizmet ettiler. Sayıları çok çok 40 bin kişi. Osmanlı ordusu bunların dışında en az 200 bin kişi daha, bu sadece kara ordusu. İstihkamı, denizcisi, topçusu vs hariç.

Ordu kimmiş? Türk. Orduda sayı üstünlüğü kimdeymiş, Türkte..

Sen devlet olarak adil, iyi ve güçlüysen, farklılıklar/diğerleri sana “çalışıyor.” Sana ne düşüyor, adil olmak. Zayıflamış ve güçten düşmüşsen, dolayısıyla kötüysen önce adalet bozuluyor, sonra kurumlar bozuluyor, sonra da “diğerleri” başının çaresine bakıyor. Çünkü Osmanlılıkta bir gelecek görmüyor! Ama bu arada Osmanlıyı kurtarmak için herkes kadar onlar da çabalamış. Birden olmuyor o işler. Sonuçta doğal olarak yeni parlayan, gelecek vadeden Avrupalılara meylediyorlar. Bundan doğal ne var?

(Devam edecek)

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir