Bu gün Türk gençlerinin %60’ı neden Avrupa’ya gitmek istiyor. Aynı şey. Aynı durum ve öngörü..
Sormalı Türk’e şimdi, sonraki propagandanın tesiriyle ve hala eskiye bakarak ona buna küfredeceğine, yok onlar bize şunu yaptı, bunlar bize bunu etti diye sallayacağına akıllı ol, anlamaya çalış, kendine bi bak. Sen şimdi ne durumdasın? Ne diyordun nereye geldin?
Sen şu an iyi değilsin. Dünya milletleri arenasında esamen yok! Siyasette ekonomide bir ağırlığın yok! Dünya üretiminde %1’sin. Finansta başkalarına muhtaçsın. 70 yıldır AB üyelik peşinde koşturuyor, 80 yıldır güvenliğini NATO’ya teslim etmişsin. Meşruiyetini Lozan’dan veya Amerika’dan alıyorsun!.. Burdasın yani. Ama ve hala Osmanlıyı ve tabasından diğerlerini suçlayarak kendini avutuyorsun.
O diğerleri bir zamanlar sana da herkese de çok iyi ve faydalıyken, ne oldu da sonradan kendini kurtarmaya baktı, burayı anlamıyorsun. Düşmansızda duramıyorsun ama kendine hiç bakmıyorsun. Bence sende bi numara yok, açığını böyle kapatıyorsun..
Sevsinler şu Türkçüleri! Kendi melek kadar masum, bilgili, yetenekli, hatta biricik, karşıdakiler şeytan, cahil, suçlu ve hain! Hadi ya! Sende bi numara varsa önce onu göster!
Ben söyleyeyim seni sana; kahramansın, yiğitsin, fedakarsın, ilk zorluğu iyi aşıyorsun ama arkasını getiremiyorsun, çünkü arkası sende yok. Olsaydı Selçuklu ve Osmanlıda başka işlere de el atar maharetini artırırdın. Olmadığı için kurdukların yaptıkların elinden gidiyor, bu kez isyan ediyor, ortalığı dağıtıyorsun. Sonra da başına vuruyorlar.
Bu nedenle ittihatçıların propagandasına, goy goyuna aldanma! Bunlar var ya, Osmanlı da yükselemeyenlerin yükselecekleri millilik/Türkçülük pazarlamasıdır!..
Bu ittihatçı propagandası hala geçerliyse ki geçerli tutuluyor, bu toprak zehirlenmiştir. Doğallığını yitirmiştir; iyi ürün vermeyecek dinlendirilip kendini toparlayana kadar. Bu sebeple, bu şartlarda burdan Osmanlı/ümmetçi/İslamcı çıkmaz! Babasının bilmem neyine tapan şu oğulları, bu oğulları çıkar ama Osmanlı çıkmaz. Ki geriye gitmeye gerek yok son yüz elli yıllık tecrübe dahi bunu gösterdi.
Bu toprak bu haliyle kalırsa insan ruhunu, bedenini, sağlığını ve düşüncesini düzelten ve besleyen ürün vermeyecek!..
Osmanlı güçten düşüp kötüleşince bozulma kaçınılmazdı, baştan başlayarak her şey bozulmaya başladı, ekonomide, yeniçeri sistemi de, ilmiye de bozuldu.
İlk bozulmalar Türkmenlerden geldi (toprak sistemi, ordu düzeni, ilmiye sistemi bunlardaydı). Güya bunlar “kurtarıcı.”
Sonra yeniçeriler de bozulacak ve gayrı müslimler dışardan hami arayacak. O bozuklukta kim ne kaptıysa elinde kalacak. Kapan kapana yani! Bundan doğal ne var? Cumhuriyette iktidarlar ne yapıyorlar? Devleti, hazineyi, müşterek mülkleri kim kapıyor! Hesap soran mı var? Bunlar var ya, işte onlardır, alıştılar ve hala o işleri sürdürüyorlar!
Daha ilginç bi şey var, o çöküşte, bozulmada geleceğini Osmanlılıkta görmeyenler sadece gayrı müslimler miydi? Türkler ne yapıyordu? Hani devletin sahipleri ya, devleti kurtarmaya bakıyor! Nasıl? Avrupalılara yaslanarak, Osmanlıyı yıkıp Türk devleti kurarak. Burası acı vericidir! Bunlara göre gayrı müslimler kötüydü, haindi, de Türkler neydi? Türkler de Osmanlılığı bir gelecek olarak görmüyordu. Kendine bir gelecek arıyordu ötekiler gibi. O hengamede herkes, hepsi kendi başının çaresine bakıyordu!
Bize anlatılan kahramanlık hikayeleri, devleti kurduk, şu toprakları kurtardık efsaneleri, Osmanlıya hıyanetin sonucudur. O günkü Almancı İngilizci Fransızcı Rusçular, bu günkü AB’ciler, Natocular, Amerikancılardı!.
Başka açıdan bakalım. Sorun onda bunda değil, Osmanlının tarihsel ve siyasal ömrünü doldurmasındadır. Tarih böyle akıyor. Burayı anlamazsak şimdiki içi boş tartışmalarla ömür tüketiriz. Sorun kendi küllerinden yeniden doğmak mı, eskiyi terk ederek, ondan tümüyle koparak başkalarına uyup başkalaşarak yenilenmek mi?
Cumhuriyet neden İslamcı/ümmetçi/şeriatçı ve de kozmopolit toplumcu değil de Türkçüydü? Çünkü Osmanlıyı içerden vurmuştu? Kendini haklı çıkartmak için de Osmanlıyı karaladı durdu.
Osmanlılık ne Türklük ne? Biri İslam diğeri gayrı İslam..
Bunu duymazsınız ama duyun. 150 yılık propaganda hepimizi zehirledi.
Burayı konuşamazsak İslam’ı falan bırakalım, İslam bizim hamalımız değil.
Özetle kim ne olmak istiyor, neyin peşindedir, istediği şeyin neresindedir? Buraya verilecek cevap kimin ne olduğunu gösterir. Bunu test etmeye ihtiyaç var. Ölçü ne olacak? Referans neresi olacak?
Burda tarih devreye girer. Çünkü her şeyi gösteriyor.
“İslamcı” denenler burda diğerlerinden ayrışmıyorsa, diğerleri gibidir.
“Ayrışma” dediğin öyle böyle olmaz, İslami hudutlar içinde kalarak olur. Her şeyinle, her halinle. Bu hal Emevicilik yaptırmaz. Hanedancılık, devletçilik, vatancılık, milliyetçilik yaptırmaz. Çünkü İslam bu sınırlara hapsolmaz.
İster bana yıkın suçu, ister idraksizliğe! Ortada bir sorun var, bu sorun çözülmeden başka hiç bir sorun çözülmeyecek. Çünkü sorunlar hiyerarşisinde esas sorunu göremezsek, diğer sorunlarla kafayı yedirenler, bizi oyarlar! Bizi güderler! Bizi kullanırlar! Hem de tepe tepe!
Demek ki duymak istemediklerimizi konuşmanın vakti geldi, biz geçirdik o tavı, bari bizden sonraki nesilde de geçip gitmesin.
