18 Ağu 26 - Sal 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Özgürlük Direnişle Gelecek

Özgürlük Direnişle Gelecek

ÖZGÜRLÜK DİRENİŞLE GELECEK
VIII. BÖLÜM

Manifestomuz: Adalet, Şûra ve Özgürlük

Her çağın insanlığa sunduğu bir iddiası vardır.

Modern çağın iddiası güçtü.

Sanayi çağının iddiası üretimdi.

Kapitalizmin iddiası sınırsız tüketimdi.

Milliyetçiliğin iddiası ulus devletti.

Seküler siyasetin iddiası ise insanı vahiyden bağımsız olarak mutlu edebileceğiydi.

Fakat bugün dünyanın içine düştüğü tablo bize başka bir gerçeği göstermektedir.

Teknoloji gelişti.

Silahlar büyüdü.

Servet arttı.

Bilgi çoğaldı.

Fakat insan daha güvenli olmadı.

Daha adil bir dünya kurulamadı!

Daha merhametli bir medeniyet ortaya çıkmadı.

Çünkü medeniyet yalnızca betonla kurulmaz.

Medeniyet önce ahlakla kurulur!

İşte bizim çağrımız yeni bir imparatorluk çağrısı değildir.

Yeni bir jeopolitik blok oluşturma çağrısı da değildir.

Bizim çağrımız, insanı yeniden merkeze alan, adaleti siyasetin üstüne koyan ve tevhidi hayatın kurucu ilkesi kabul eden yeni bir medeniyet tasavvurudur!

Bu medeniyetin ilk ilkesi tevhiddir.

Çünkü tevhid yalnızca Allah’ın birliğine iman etmek değildir.

Tevhid, insanı kula kulluktan kurtarmaktır!

Hiçbir devletin…

Hiçbir ideolojinin…

Hiçbir liderin…

Hiçbir sermaye gücünün…

Hiçbir ırkın…

Hiçbir milliyetin…

Allah’ın mutlak otoritesinin yerine geçirilmesine razı olmamaktır!

İkinci ilke adalettir.

Adalet yalnızca mahkeme salonlarında uygulanacak hukuk kuralları değildir.

Adalet, yöneticinin emaneti ehline vermesidir!

Tacirin ölçüyü eksik tartmamasıdır!

Gazetecinin hakikati gizlememesidir!

Âlimin korkmadan doğruyu söylemesidir!

Komşunun komşusuna güven vermesidir!

Adalet, hayatın bütününe yayılan ahlaki bir düzendir!

Kur’an’ın istediği toplum, güçlülerin hukukunu değil, hakkın hukukunu ayakta tutan toplumdur!

Üçüncü ilke şûradır.

Allah Resûlü’nün (sav) inşa ettiği toplumda istişare, yalnızca bir yönetim tekniği değildi.

Şûra, insanın değerini kabul eden bir ahlaktı!

Çünkü istişarenin olmadığı yerde zamanla korku büyür.

Korkunun olduğu yerde ise hakikat susmaya başlar.

Hakikatin sustuğu yerde adalet yaşayamaz.

Adaletin olmadığı yerde ise ümmet ayakta kalamaz.

Bunun için yeniden konuşmayı öğrenmeliyiz!

Birbirimizi tekfir etmeden…

Birbirimizi düşmanlaştırmadan…

Farklılıklarımızı ümmet bilincinin önüne geçirmeden…

Hakikati birlikte arayan bir şûra ahlakını yeniden inşa etmeliyiz.

Dördüncü ilke emanettir.

Kur’an’da emanet yalnızca yöneticilere yüklenmiş bir sorumluluk değildir.

Her mümin, sahip olduğu imkânların emanetçisidir!

Bilgisi emanet…

Makamı emanet…

Serveti emanet…

Kalemi emanet…

Mikrofonu emanet…

Sosyal medya hesabı bile emanettir!

Çünkü insan, söylediği her sözden ve sustuğu her yerdeki sessizliğinden de sorumludur!

Beşinci ilke özgürlüktür.

Fakat bizim anladığımız özgürlük sınırsız arzu değildir.

Özgürlük, nefsin esaretinden kurtulmaktır.

Paranın kölesi olmamaktır!

Makamın tutsağı olmamaktır!

Korkunun mahkûmu olmamaktır!

Özgür insan yalnızca Allah’a kul olan insandır!

Çünkü yalnız Allah’a kulluk eden kişi, başka hiçbir gücün önünde eğilmez!

Altıncı ilke ilimdir.

İlk vahyin “Oku” emriyle başlaması tesadüf değildir.

Bilgi üretmeyen bir ümmet, başkalarının ürettiği dünyanın içinde yaşamaya mahkûm olur.

Bilim, teknoloji, ekonomi, hukuk, sanat ve düşünce alanlarında yeniden üretken hâle gelmeyen toplumlar yalnızca tüketici olur.

Tüketen toplumlar ise tarih yazamaz!

Bunun için yeniden okumalıyız!

Yeniden düşünmeliyiz!

Yeniden üretmeliyiz!

Yeniden yeni bir dünya kurmalıyız!

Yedinci ilke merhamettir.

Medeniyet, yalnızca güçlü şehirler kurmak değildir!

Yetimin yüzünü güldüremeyen bir toplum büyük değildir!

Aç komşusunu görmeyen bir şehir gelişmiş sayılamaz!

Mazlumun sesini duymayan bir devlet güçlü değildir!

Kur’an’ın medeniyetinde güç, merhametin hizmetkârıdır!

Merhametin efendisi değildir!

İşte bizim hayalini kurduğumuz ümmet budur!

Sınırların ötesinde birbirinin acısını hisseden…

Farklı dilleri konuşsa da aynı kıbleye yönelen…

Aynı akide etrafında kardeş olan…

Bilgiyi Allah’ın emaneti bilen…

İktidarı değil adaleti önceleyen…

Şahsiyetini makamdan üstün tutan…

Ve yeryüzünde “şahit ümmet” olma sorumluluğunu taşıyan bir ümmet…

Bu ümmet, başka medeniyetleri yok etmek için değil…

İnsanlığı yeniden umutla buluşturmak için ayağa kalkacaktır!

Çünkü bizim mücadelemiz intikam değildir!

Bizim mücadelemiz adalettir.

Bizim hedefimiz tahakküm değildir.

Bizim hedefimiz özgürlüktür.

Bizim davamız üstünlük değildir.

Bizim davamız Allah’ın razı olacağı bir şahitlik ortaya koyabilmektir.

Gazze’nin enkazı altında yalnızca binalar yıkılmadı.

İnsanlığın adalet iddiası da sınandı.

Yemen’de akan gözyaşı yalnızca bir coğrafyanın acısı değildir.

Bütün ümmetin vicdanına yöneltilmiş bir sorudur.

Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan zulümler de bize aynı soruyu sormaktadır:

“Hangi medeniyet insanı gerçekten koruyacak?”

Bizim cevabımız nettir!

Silahların büyüklüğü değil…

Bankaların zenginliği değil…

Teknolojinin ihtişamı değil…

İnsanı Allah’a kul yapan…

Adaleti iktidarın üstüne koyan…

Merhameti hukukun ruhu hâline getiren…

Şûrayı yönetimin temeli kabul eden…

Ve tevhidi hayatın merkezine yerleştiren bir medeniyet…

İşte insanlığı yeniden ayağa kaldırabilecek tek yol budur.

Çünkü medeniyetler önce fikir olarak doğar.

Sonra insan olur.

Sonra toplum olur.

En sonunda tarih olur.

Bugün bize düşen görev de budur.

Yakınmak değil…

İnşa etmek…

Beklemek değil…

Yürümek…

Tepki vermek değil…

Medeniyet kurmak…

Ve yeniden bütün insanlığa şunu söyleyebilmek:

Başka bir dünya pekala mümkündür!

Ama o dünya;

Tevhid üzerine kurulacaktır.

Adaletle yükselecektir.

Şûra ile güçlenecektir.

Merhametle büyüyecektir.

İlimle gelişecektir.

Özgürlükle nefes alacaktır.

Ve insan, yeniden yalnızca Allah’a kul olduğu gün gerçek anlamda özgürleşecektir!

İşte bizim manifestomuz budur.

Bir iktidarın değil…

Bir coğrafyanın değil…

Bir kavmin değil…

Allah’ın yeryüzünde adaletle, şahitlik etmekle sorumlu tuttuğu bütün insanların ortak çağrısı…

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir