01 Eki 26 - Per 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Muvafakat Okumaları > Muvâfakât Okumaları: Dinî Hükümlerin ve Yaratılışın Amaçları: 3. Mesele

Muvâfakât Okumaları: Dinî Hükümlerin ve Yaratılışın Amaçları: 3. Mesele

Şâtıbî, temel ilkeleri (asıl / zarûriyyât) incelediği önceki iki meselede; şer’î hükümlerin insan maslahatını koruma amacını ve bu maslahatların derecelerini ortaya koymuştu. 1. Mesele’de temel ilkelerin mahiyetini, 2. Mesele’de ise bu temel ilkelere bağlı olan tamamlayıcı unsurların (mükemmilât / tekmilî maslahatlar) aslın değerini artırmak ve onu korumak için var olduğunu açıklamıştı. 3. Mesele ise bu yapının sınırlarını belirler: Bir tamamlayıcı unsur, hizmet etmekle yükümlü olduğu temel ilkeyi (aslı) ortadan kaldıracak veya imkânsız kılacak bir noktaya gelirse ne olur? Bu bölümde, tekmilî/tahsînî detayların hiçbir zaman ana kuralın/amacın önüne geçemeyeceği ilkesi ele alınmaktadır.

ÜÇÜNCÜ MESELE:

Tamamlayıcı Unsurun Sınırı ve Şartı

Her tamamlayıcı unsurun (tekmile) var olabilmesi için temel bir şart vardır: Tamamlayıcı unsur, hizmet ettiği ana ilkeyi (asıl) ortadan kaldırıcı bir nitelikte olmamalıdır.

Eğer bir tamamlayıcı unsur (mükemmil) dikkate alındığında ana kuralın ortadan kalkmasına yol açıyorsa, iki temel gerekçeyle geçerliliğini kaybeder (itibardan düşer):

a) Mantıksal Çelişki

Ana kuralın yok olması, ona bağlı olan tamamlayıcı unsurun da yok olması demektir. Çünkü tamamlayıcı unsur ile ana kural arasındaki ilişki, sıfat ile nitelenen şey (mevsuf) arasındaki ilişki gibidir. Eğer sıfatı korumaya çalışmak nitelenen şeyin yok olmasına sebep oluyorsa, sonuçta sıfat da yok olacaktır. Dolayısıyla böyle bir durumda tamamlayıcı unsuru dikkate almak, kendi kendisini geçersiz kılmasına yol açar. Bu durum mantıken imkânsızdır (muhaldir). Zihnen kabul edilemeyecek böyle bir çelişki doğmaması için detay niteliğindeki tamamlayıcı unsur göz ardı edilir ve ek şartlara bakılmaksızın doğrudan ana kurala uyulur.

b) Maslahatların Derece Farkı

Ana kural olmaksızın tamamlayıcı maslahatların tek başına var olabileceğini varsaysak bile; ana ilkelerin korunup uygulanması, tamamlayıcı niteliktekilere göre her zaman daha öncelikli ve uygundur. Çünkü aralarında hayati bir önem farkı vardır. (İki durum birbiriyle çeliştiğinde [tearuz], ana kural varken tali unsura öncelik vermenin hiçbir anlamı yoktur.)

Konuyu Aydınlatan Örnekler

  1. Canın Korunması vs. Temizlik/Ahlak (Mürüvvet):
    • Ana Kural (Asıl): Canın korunması zaruri bir esastır.
    • Tamamlayıcı Unsur (Tahsinî): İnsanın edep ve mürüvvetine uygun davranmasıdır. Pis/iğrenç şeylerin (necaset) haram kılınması, insan ahlakını koruyan tamamlayıcı bir unsurdur.
    • Uygulama: Ölüm tehlikesi atlatmak gibi bir hayati zorunluluk (zaruret) ortaya çıktığında, sırf mürüvveti/temizliği korumak için pis bir şeyi yemekten kaçınılmaz. Canı kurtarmak için o pis şeyi tüketmek öncelikli bir görev haline gelir.
  2. Alışverişte Bilinmezlik (Garar):
    • Ana Kural: Ticaret ve alışveriş insanların temel ihtiyacıdır (zaruri).
    • Tamamlayıcı Unsur: Alışverişte belirsizliğin (garar) ve bilinmezliğin (cehalet) bulunmamasıdır.
    • Uygulama: Eğer alışverişte sıfır risk ve mutlak netlik şart koşulsaydı, hayatın akışı içinde hiçbir alışveriş yapılamazdı. Bu yüzden aşırıya kaçmayan küçük belirsizlikler tolere edilir.
  3. Kiralama (İcare) Sözleşmesi:
    • Ana Kural: Kiralama akdi, insanların ihtiyacını karşılayan hayati/önemli (zaruri/haci) bir akittir.
    • Tamamlayıcı Unsur: Ödenen bedelin ve satılan malın akit anında peşin ve hazır bulunması şartıdır (Bu şart elle tutulur eşya satışında kolayca uygulanabilir).
    • Uygulama: Kiralama akdinde konu bir “menfaat”tir ve menfaat zamanla peyderpey ortaya çıkar (bir evde oturdukça kullanım hakkı doğar). Eğer “faydalanma hakkı akit anında hazır ve somut olarak bulunmalıdır” şartı aranırsa, kiralama kapısı tamamen kapanır. İnsanların buna ihtiyacı olduğu için bu tamamlayıcı şart aranmaz ve kiralama geçerli sayılır. (Aynı mantık tedavi veya mübadaşet gibi durumlarda mahrem yerlere bakmanın caiz olması için de geçerlidir.)
  4. Zalim İdarecilerle Cihada Katılmak:
    • Ana Kural: Toplumu ve dini korumak için cihad etmek zaruridir ve cihadın bir lider/idareci kontrolünde yapılması gerekir.
    • Tamamlayıcı Unsur: İdarecinin adil ve ahlaklı olmasıdır.
    • Uygulama: İmam Mâlik’in de belirttiği gibi: “İdareciler zalim diye cihad terk edilirse, bunun zararı bütün Müslümanlara dokunur.” Yöneticinin adaletli olması ana kuralın tamamlayıcısıdır; bu detay bulunmadığı için ana vazife terk edilmez. Bu nedenle hadislerde zalim idarecilerin komutasında da olsa cihada katılım emredilmiştir.
  5. Kötü/Fasık İdarecinin Arkasında Namaz Kılmak:
    • Ana Kural: Namazı cemaatle kılmak dinin sembollerindendir (şiar).
    • Tamamlayıcı Unsur: İmamın adil bir kimse olmasıdır.
    • Uygulama: İmam kötü biri diye arkasında namaz kılmamak, cemaat sünnetini tamamen terk etmeye yol açar. İmamın ahlakı tamamlayıcı bir detaydır; detay eksik diye asıl olan cemaat terk edilmez.
  6. Namazdaki Rükünler ve Avret Mahallini Örtmek:
    • Ayakta Durmak/Rükû (Rükünler): Hastalık gibi durumlarda rükünleri tam yerine getirmek namazın hiç kılınamamasına veya büyük bir eziyete yol açacaksa, bu şartlar düşer; hasta kolayına geldiği gibi kılar.
    • Örtünme (Setr-i Avret): Namazın şartı/güzelliğidir. Örtünecek giysi bulamayan kişinin mutlak örtünme şartı sebebiyle namazı terk etmesi istenmez; imkânı ölçüsünde namazını eda eder.

Özetle: Şeriatın pek çok alanında bu mantık geçerlidir. Gazâlî’nin el-Mustazhirî adlı eserinde mükemmel bir imamda bulunması gereken şartları taşımayan yöneticilerin durumu hakkında yazdıkları da bu kuralın bir örneğidir.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir