09 Mar 25 - Paz 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Articles by: Hüseyin Pehlivan

Yurttaşlık Kavramına Dair

Yurttaş kavramı, Batı dillerinde genellikle “citizen” olarak karşılık bulur. Latince şehir anlamına gelen “civitas” kelimesinden türemiştir. Antik Yunan ve Roma’da, özellikle şehir-devletlerinde yaşayan belli hakları olan insanlar için kullanılırdı. “Yurttaş” kavramının Fransız İhtilali sonrası Batı’da yaygın olarak kullanılmaya başlandığını söyleyebiliriz. 1789 Fransız Devrimi, modern yurttaşlık kavramının doğuşunda önemli bir rol oynamıştır. Fransız Devrimi’nin ardından yayımlanan […]

Devamı

Ercüment Özkan’a Göre Devlet ve İslam Devletinin Oluşumu

Ercüment Özkan, devleti birlikte yaşamanın en büyük birimi olarak kabul eder. Bu günkü devlet olma ölçüleriyle tarihteki devlet olma ölçülerini bir birinden pek farklı görmez. “Zira nasıl Kuveyt, İsviçre hatta Monako bugünkü ölçülerde devlet ise, ayrı kimlikleri, kişilikler varsa, Resuİlullah (s.a. ) ‘ın Medine’de teşekkül ettirdiği ve arazisi ile nüfusu ile bugünkü ölçülerden küçük varlık […]

Devamı

Vatan Sözcüğünün Kısa Tarihi

Moderniteyle şekillenen Batının “dil, ırk, toprak” bağlılığıyla harmanlanmış “vatan”kavramı, Müslüman memleketlerde de bilinmekteydi. Fakat Müslüman memleketlerdeki milletin/toplumun “birliktelik harcı” “iman kardeşliği” temelliydi. Bu birliktelik dönem dönem hanedan bağlılığıyla da güçlendiriliyordu. Vatan, vatanseverlik, vatandaşlık veya millet kavramları modernitenin buraya kattığı anlamlarıyla Müslüman memleketlerdeki eski iman kardeşliğinin yerini uzun süre alamamıştır. “Osmanlı” deyimi “millet” anlamında kullanılmıyordu. Emeviler, […]

Devamı

“Efendi” Kelimesinin Kısa Serüveni

Özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve Kafkasya’da Bey, efendi veya usta anlamına gelen bir asalet unvanıdır. Unvanın kendisi ve diğer biçimleri aslen Ortaçağ Yunancası aphentēs’ten türemiştir ki bu da Antik Yunancada Efendi anlamına gelen authentēs kelimesinden gelmektedir. İngilizce Sir’e eşdeğer bir saygı veya nezaket unvanıdır. Osmanlı İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu’nda kullanılmıştır. Kullanıldığında kişisel ismi takip eder ve […]

Devamı

Risalet-Vahy-Kur’an İlişkisi Ya Da Gaybi Bilgiye İman-İnanç meselesi.

Tarihsel zaman dilimlerinde peygamberlerin risalet duyuruları, onların söylediklerini akletmek ve düşünmek yerine şahıslarına yöneltilen eleştirilerle geçiştirilmeye çalışıldığı malumdur. Eleştiri yahut reddiyenin dönemsel müktesebatla vahyin kaynağına, geliş sürecine, alıcısına yapılan ispatlama ithamı, farklı tezler ileri sürülerek devam ettirildi. Her şeye rağmen denmeli ki gaybi bilgiyi ve duyuruyu tasdik etmek bir iman meselesidir; gönderene, nakledene ve alana […]

Devamı

Otoriteye Dair

Otorite, Batı dillerinden dilimize geçmiş olan kelimenin Türkçe sözlük karşılığı “yetke, buyurma, yaptırma” ya da “yasak etme hakkı” ya da “gücü” dendiği gibi; “Bir kimsenin, bilgisi, uzmanlığı, yeterliği sayesinde kendine sağladığı güven” olarak anlamlandırılır. Genel bir ifadeyle niteliklerinin ve etkileşimlerinin sonucu olarak kişiler-varlıklar üzerinde pozitif amelleri olma, varlıklar- kişilerde de buna karşın yükümlülük oluşturan sulta […]

Devamı

Mekke’yi Doğru Anlamak

Mekke’yi Doğru Anlamak Miladi 610 yılında Muhammed “ilahi vahiy” almaya başladığını ilan etmişti. Hz. Muhammed içinde büyüdüğü kültürel atmosferde toplumunun saygın bir mensubuydu. Güvenilirliği ve dürüstlüğüyle meşhurdu. Nebevi tebliğin duyurulmaya başlamasından sonra hem şahsı hem söyledikleriyle ilgili olarak işler tersine döndü. Peygamberliğin ilanından sonra Mekke’de ne oldu da Hz Muhammed ile toplumuyla arasında büyük bir […]

Devamı

Kimler Cahil, Cahiliye Ne?

Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Muhammed (s) ve ashabından bize ulaşan rivayetlerde ve zaman içinde pek çok Müslümanın dilinde önemli bir kavram olması nedeniyle cahil ve cahiliyenin anlamı üzerinde çokça tartışma yapılmıştır. Genel kabul Kur’an’dan önceki hayatın cahiliye, o hayata mensup olanlar cahil olduğu üzerinedir. Cahiliyenin bilgesi, hikmetlisi Ebu’l Hakemin, İslam geldikten sonra cehaletin babası olarak nitelenip […]

Devamı

Çözümün Adresi Gelenek Mi?

İslam fıkıh müktesebatının, yöntem olarak, anayasal değil, metodolojik oluş özelliği sebebiyle, üretildiği ortama, hatta zaman zaman özel olarak soruna has çözümler ürettiğini fark etmiş olmak önemlidir. Söz konusu çözümlerin zorunlu olarak o tarihin örfi, kültürel sosyal hatta ekonomik unsurlarıyla biçim almış, bu etkenlerle donanık bulunduğunu akılda tutmak gerekir. Bu çözümlerin günümüze taşınmasının blok olarak yapılamayacağını; […]

Devamı

Tarih Zindanı Tutuklusu

Müslümanlığın siyasi, sosyal ve iktisadi alanlarda isabetli tutum-davranışlar oluşturabilmesi için tarihi tecrübeden de istifade etmesi gereklidir. Zira bugün içine doğduğumuz tarihin üzerimizde ve kavrayışımızdaki etkisini fark edebilmemiz aynı zamanda tarihi tecrübe ile kurulacak sıhhatli bir ilişkiyle mümkündür. Şu halde “modern politik illüzyonun” kökenini, kendini meydana getiren koşulları ve bugün büründüğü şeklini/araçlarını tespit etmeden onun bir […]

Devamı