21 Oca 26 - Çar 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > 2026 > Ocak

Hicret ve Rasûlullah’ın(as) Hicreti (2)

      Rasûlullah’ın( as)Hicreti       Bundan önceki yazımda  “ Hicret “ kavramı üzerinde durmuştum. Bu yazımda ise hicretin Rasûlullah (as) ‘ın şahsında nasıl neşvünema bulduğunu ve bu noktadaki hareket stratejileri  üzerinde durmak istiyorum. Mekke’de bir kişi ile başlayan İslami hareketin, fertten cemaate, cemaatten devlete giden yolda hicretin ne kadar önemli bir yer tuttuğunu ve bu yolda […]

Devamı

Yazışmalardan Notlar: Şehvetin üç nevi & Aile & Kapitalizm & Haber Yorum

Bismillah; Hatem Asamm’ın şöyle dediği rivayet edilir: “Şehvetin üç nevi vardır: Yeme arzusu, konuşma arzusu, bakma/görme arzusu”. Yemek arzunu, (Rızkın Allah’tan olduğuna) itimat ve tevekkül ile Dilini, (sadece emin olduğun, kulaktan, internetten duyma, tahmin ve zan bulaştırmadığın-AHÇ) doğru söz ile, Gözünü harama bakmayarak, baktığına da ibretle bakarak terbiye ve muhafaza et. Hücviri, Keşfu’l-Mahcup, s:180 Gerek […]

Devamı

  Yapay Zekâdaki Hızlı İlerleme Ortamında Aşırı Risklerin Yönetimi

Yapay zekâ alanındaki araştırma ve uygulamalar son yıllarda olağanüstü bir hız kazanmıştır. Özellikle genel amaçlı ve özerk yapay zekâ sistemlerine doğru ilerleyiş, insan benzeri hatta insan ötesi bilişsel kapasitelere sahip sistemlerin ortaya çıkabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Bu gelişmeler büyük faydalar vaat etmekle birlikte, geniş ölçekli ve geri döndürülemez zararlar doğurabilecek aşırı riskleri de beraberinde getirmektedir. Makale, […]

Devamı

Millilik-Yerlilik: Tarihi Toplumun Afyonu Yapmak

Aşağıda, Abdurrahman Arslan’ın “Tarihi Toplumun Afyonu Yapmak”  makalesi özetlenmiştir. Abdurrahman Arslan makalesinde, son dönemde Türkiye’de yaygınlaşan  “yerli ve millî”  söyleminin yalnızca kültürel veya masum bir kimlik vurgusu olmadığını, aksine derin bir ideolojik işlev gördüğünü savunur. Yazar, bu söylemin toplumu tarihsel, siyasal ve ahlâkî gerçeklerle yüzleşmekten alıkoyan bir “afyon” işlevi gördüğü temel iddiasıyla hareket eder. Buradaki […]

Devamı

Acının Gözleri

Bir anne duruyor zamanın ortasında,takvimler sustu,saatler yetim.Gözlerinde dört ayrı gökyüzü yıkılmış,her biri adıyla çağrılmayı bekleyen bir yıldız. Ağlamak diyorlar buna.Hayır.Hayır.Bu, ağlamak değilbu, bedenin artık taşıyamadığı bir yük. Kirpikleri yanık bir ülke sınırı gibi,geceleri kanıyor.Gözleri kızıl,çünkü dünya bakmamayı,kardeşim dedikleri susmayı seçti. Ey suskun insanlık,senin insan hakların nerede başlar,bir annenin gözünde mi biter?Kadın hakları hangi raporda ölür,hangi […]

Devamı

Tefsirlerde İsrâ ve Mirac Hadisesi

İsrâ ve Mirac hadisesi, İslâm düşüncesinde çoğu zaman tek bir bütün olarak ele alınmış olsa da, bu iki konunun aynı şekilde kabul edilmediği görülmektedir. Kur’an’da açık bir nass ile sabit olan İsrâ (İsrâ 17/1), erken dönemden itibaren tartışmasız biçimde kabul edilirken; Mirac, rivayet temelli yapısı sebebiyle yorum, tartışma ve doktrinleşme süreçlerinden geçerek yerleşmiştir.  Sahabe döneminde […]

Devamı

İslam Devleti

Birisi çıksa da şu İslam devleti denenin ne olduğunu izah etse ! “Liberal-laik-parlamenter veya başkanlı demokratik-kapitalist devleti” tanıdık, bildik.. insanlar ne çekiyor elinden; hilebazın önde gideni!.. “Marksist-laik-kamucu-polit bürocu devleti” tanıdık, bildik. İnsanlar ne çekti elinden, zalimin önde gideni!.. “Faşist-laik-militarist-devletçi devleti” tanıdık, bildik. İnsanlık ne çekti elinden, zorbanın önde gideni. Muhafazakar denen sınıfı tanıdık, durduğu hiç […]

Devamı

Hicaz’ın Sosyo-Ekonomik Tarihine Bir Kaynak Olarak el-Muvatta

Farhat J. Ziadeh makalesine, İslâm’ın ilk dönemlerine ve Câhiliye toplumuna dair tarih yazımında hâkim olan kaynak anlayışını sorgulayarak başlar. Gerek Batılı gerekse Müslüman tarihçilerin, erken dönem İslâm tarihini büyük ölçüde Taberî, İbn İshak, Vâkıdî ve Belâzürî gibi siyasî, askerî ve biyografik eserlere dayanarak inşa ettiklerini; buna karşılık hadis ve özellikle fıkıh literatürünün tarihsel bir kaynak […]

Devamı

Mustafa Sabri Efendi’de Kuvve-i Teşriyye – Yasama

Her ideolojinin, dinin, dünya tasavvurunun kurucu kavramları vardır. Mevcudun dışında yeni bir hayat kurmak, sosyal, siyasal, ekonomik, felsefi anlamda yeni bir inşa sürecine girmek isteyenler, bu yapmak istediklerini kurucu kavramlarıyla gerçekleştirir, bu kavramlardan meşruiyet sağlar. Yaklaşık yirmi yıla yakın bir zamandır, bir kısım Müslüman münevverler, yazarçizer ve entelektüeller, sahip oldukları kurucu kavramlarını gerek sözlü alandan […]

Devamı

Muvâfakât Okumaları: Hükümlerin Birinci Nevi: Sebep – 10. Mesele

Bu meselede temel ilke şudur: Şer‘î düzende sonuçlar (müsebbebler), sebeplerin işlenmesi üzerine bina edilmiştir. Şâri‘in sebep merkezli hitabındaki asıl maksat da bu sonuçlardır. Bu çerçeveden bakıldığında, mükellef sadece yaptığı fiille değil, o fiilin doğuracağı sonuçlarla da ilişkilendirilir. Kişi bir sebebi işlerken, çoğu zaman kendi hesabında olmayan, hiç düşünmediği sonuçların meydana gelmesine yol açar. Sebebe yönelme […]

Devamı