28 Eyl 26 - Pts 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > 2026

Wilfrid Scawen Blunt ile Cemaleddin Efgani ilişkisi

Wilfrid Scawen Blunt (1840-1922) ile Cemaleddin Efgani (1838-1897) arasındaki ilişki, 19. yüzyılın sonlarında İngiliz siyaseti ile İslam dünyasındaki siyasî ve fikrî hareketlerin kesiştiği en önemli örneklerden biridir. Ancak Blunt’ı yalnızca “İngiliz emperyalizmine karşı çıkan anti-sömürgeci bir aristokrat” veya aksine “İngilizlerin gizli ajanı” şeklinde tanımlamak onun siyasî konumunu tam olarak açıklamaz. Blunt,  İngiliz aristokrasisi, parlamento, diplomasi […]

Devamı

20. Yüzyıl İslami Hareketlerde Bir Kırılma Noktası: Seyyid Kutub ve Mirası -2-

3. Tarihsel Seleflerden Farkı: Kriz Tanımındaki Dönüşüm Seyyid Kutub’un düşüncesini Klasik Selefi geleneğinden ve 19. yüzyıl modernistlerinden ayıran temel unsur, krizin mahiyetine getirdiği ontolojik tanımdır. İbn Teymiyye (1263–1328) ve klasik çizgi, temel sorunu toplumda baş gösteren bid’at, hurafe ve akidevi bozulmalarda görmüş; çözümü fıkhi düzlemde tevhidi ameli ve akidevi olarak düzeltmekte aramıştır. Cemaleddin Afgani (1838–1897) […]

Devamı

20. Yüzyıl İslami Hareketlerde Bir Kırılma Noktası: Seyyid Kutub ve Mirası -1-

20. yüzyıl İslami düşüncesi incelendiğinde, sistem içi reformist çizgiden ilkesel ve köktenci bir hatta geçişin en somut simgesi Seyyid Kutub’dur. Bir edebiyat eleştirmeni ve eğitimci olarak başladığı entelektüel yolculuğunu sistem eleştirmeni ve adanmış bir müslüman olarak tamamlayan Kutub, geliştirdiği akidevi-politik söylemle İslami düşünceye yepyeni bir dil kazandırmıştır. Bu çalışma; Kutub’un toplumsal ve siyasal etkisinin kökenlerini, […]

Devamı

Yazışmalardan: Osmanlıda ABD Okulları & Muhalefet

1900’lere gelindiğinde İstanbul ve Anadolu’daki 400’ün üzerindeki Amerikan Okulunda okuyan çocuk sayısı 17.500’ü bulmuştu Aynı tarihte İmparatorluğun genelindeki sultani (orta okul ve liseye hazırlık) ve idadi (lise) okullarında okuyan OSMANLI öğrencisi bu rakamın yarısı yani sadece 6800’dü Amerikan misyonerlik okulları Antep, Arapkir, Tokat, Kayseri, Halep, Maraş, Sivas, Harput, Urfa, Antakya, İzmit, Musul, Diyarbakır, Mardin, Bitlis, […]

Devamı

Farkı Fark Etmek: İmanda Pazarlık Olmaz

İman o kadar kıymetli bir şeydir ki inanan için onun alternatifi yoktur. Dolayısıyla pazarlık konusu olamayacağı gibi pazarlığın olduğu yerde de iman olmaz. Esasen imanı genel anlamda ifade edersek keşfedilmemiş bir hazineye benzer. Onu keşfedemeyenler ona düşman olurlar. Onu keşfedip de kalbin ameline dönüştürenler ise onun uğrunda canlarını vermekten çekinmezler. Kaldı ki iman etmek demek […]

Devamı

Küll ve Cüz: Bütün İle Parçanın Bin Yıllık Hikayesi

“Küll” deyince bugün aklımıza “bütün” kelimesi gelir. Arapça küll (كُلّ) gerçekten de “bütün, hepsi, tamamı, her” anlamlarına gelir. Bunun karşısında cüz (جُزء) vardır; cüz, bir şeyin parçası veya bölümüdür. İlk bakışta sıradan görünen bu iki kelime, İslâm düşüncesinde zamanla çok daha geniş bir anlam kazandı. Çünkü “bütün nedir, parça nedir?” sorusu sadece bir dil sorusu […]

Devamı

İsrail’in Nüfus Mühendisliği: Romanya Yahudilerinin Nakli

Romanya coğrafyasındaki Yahudi varlığı, Antik Çağ’dan Doğu Avrupa’nın komünist rejimler dönemine ve İsrail Devleti’nin kuruluşuna kadar uzanan karmaşık bir toplumsal ve siyasal tarihe sahiptir. Bu tarih; dramatik bir mağduriyet söyleminin ötesinde, 19. ve 20. yüzyıl Doğu Avrupa’sında modernleşme, ulus-devlet inşası, kapitalist dönüşüm ve jeopolitik güç dengelerinin somut bir yansıması olarak incelenmelidir. Modernleşme ve Ulus-Devlet Sürecinde […]

Devamı

Muvâfakât Okumaları: Dinî Hükümlerin ve Yaratılışın Amaçları: 2. Mesele

Şer’i hükümlerin ve toplumsal faydaların (maslahatlar) temelini oluşturan zorunlu ihtiyaçlar (zaruriyyat), ikincil ihtiyaçlar (haciyyat) ve güzelleştirici unsurlar (tahsiniyyat) şeklindeki üç ana mertebeyi açıkladıktan sonra, bu esasların kendi içindeki derinliğini kavramak gerekmektedir. Nitekim ilk meselede ele alınan bu üç ana kategori, sadece kendi temel yapılarından ibaret değildir; her bir mertebenin varlığını pekiştiren, koruyan ve işlevini en […]

Devamı

 “Cüz” Kelimesinin Semantik, Etimolojik ve Diller Arası Serüveni

Arapça جُزْء (cüzʾ) kelimesi, “parça, bölüm, kısım, pay, hisse” anlamları etrafında şekillenen ve Arapça ile İslâmî ilimler terminolojisinde son derece geniş bir kullanım alanı kazanmış bir kelimedir. Türkçedeki cüz, cüzî, ecza, cüzdan gibi kelimeler de bu tarihsel ve kültürel dolaşımın izlerini taşır. Kelimenin Arapçadaki temel anlamı Cüzʾ (جُزْء) kelimesinin son harfi hemze (ء) olduğundan, kökü […]

Devamı

Biz ne arıyoruz

Samimi Müminler… Samimiyet neyin ölçüsüdür? İnançla pratiğin, imanla amelin tutarlılığının veya uygunluğunun ölçüsü. Buna göre bir mümin ve müslümanın samimi olması, olması gerekendir, doğal olandır. Aksi düşünülemez. Bu nedenle birinin ben samimiyim demesi  anormal olur. Peki, toplumsal, siyasal, kültürel, eğitim vb. işlerde, hele ki harekete dönüşen işlerde samimiyet yeter mi? Hayır. Yetmez. Neden? Çünkü bu […]

Devamı