23 Şub 26 - Pts 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > İşid’i Bir Üst Akıl mı Kurdu? ( 2 )

İşid’i Bir Üst Akıl mı Kurdu? ( 2 )

IŞİD’in ortaya çıkışı hakkında kamuoyunda sıkça dile getirilen iddialardan biri, örgütün aslında bir “üst akıl” tarafından kurulmuş olduğu düşüncesidir. Ancak hem Müslüman araştırmacıların yazdığı reddiyeler hem de akademik çalışmalar incelendiğinde, bu açıklamanın genellikle ikna edici bulunmadığı görülür. Konuyla ilgili analizlerde hâkim yaklaşım, IŞİD’i dışarıdan tasarlanmış bir proje olarak değil; belirli tarihsel, siyasi ve ideolojik süreçlerin ürünü olarak değerlendirmektir.

Bu yaklaşımın en bilinen örneklerinden biri The ISIS Apocalypse ( IŞİD Kıyameti, 2015) adlı çalışmadır. William McCants, (ABD’de akademisyen ve araştırmacı) bu eserinde IŞİD’in yükselişini komplolarla açıklamanın analitik açıdan yetersiz olduğunu savunur. Ona göre örgüt, özellikle Irak savaşının ardından ortaya çıkan cihadi ağlar, mezhep gerilimleri ve bölgesel siyasi kırılmalar içinde gelişmiştir.

Benzer bir yaklaşım A Theory of ISIS (IŞİD Teorisi, 2017) adlı çalışmada da görülür. Siyaset bilimci Mohamed Mahmoud Ould Mohamedou, (Moritanyalıdır. Uluslararası siyaset uzmanıdır ve uzun süre Avrupa ve ABD üniversitelerinde çalışmış.) IŞİD’i modern savaşların ve devlet çöküşlerinin ürettiği bir fenomen olarak ele alır. Ona göre örgüt, özellikle Irak işgali ve Suriye iç savaşının yarattığı güç boşluğu içinde şekillenmiştir. Bu nedenle IŞİD’i gizli bir planın ürünü olarak görmek yerine, modern Orta Doğu’daki siyasi kırılmaların bir sonucu olarak değerlendirmek daha açıklayıcıdır.

İdeolojik kökenlere odaklanan çalışmalar da benzer bir sonuca ulaşır. Salafi-Jihadism: The History of an Idea (Selefi Cihadizm: Bir Fikrin Tarihi, 2016) adlı eserinde Shiraz Maher, (İngiltere’de akademisyen olup radikal hareketler ve Selefi-cihatçılık üzerine araştırmalar yapar.) IŞİD’in fikir dünyasının uzun bir düşünsel geçmişe dayandığını gösterir. Selefi-cihadî hareketin tarihsel gelişimi incelendiğinde, örgütün fikirlerinin bir anda ortaya çıkmadığı; önceki radikal akımların içinden evrildiği anlaşılır. Bu yaklaşım da IŞİD’i dışarıdan kurulmuş bir yapıdan ziyade belirli ideolojik tartışmaların radikalleşmiş bir uzantısı olarak görür.

Müslüman âlimlerin yazdığı doğrudan reddiyelerde ise mesele biraz farklı bir çerçevede ele alınır. Bu metinler çoğunlukla örgütün arkasındaki siyasi güçleri tartışmaktan ziyade, IŞİD’in dini iddialarını eleştirmeye odaklanır. Örneğin Refuting ISIS: A Rebuttal Of Its Religious And Ideological Foundations (IŞİD’i Çürütmek: Dini ve İdeolojik Temellerine Bir Reddiye, 2015) adlı çalışmada Suriyeli âlim Muhammad al-Yaqoubi, (Suriyelidir. Şam kökenli bir İslam âlimidir ve tasavvufî-geleneksel Sünni çizgide tanınır) örgütün tekfir anlayışını, hilafet iddiasını ve şiddet uygulamalarını klasik İslam geleneği açısından değerlendirerek reddeder. Bu yaklaşımda temel vurgu, sorunun dış güçlerden ziyade yanlış yorumlanmış bir ideoloji olduğudur.

Benzer şekilde çok sayıda âlimin imzasını taşıyan Open Letter to Abu Bakr al-Baghdadi (Ebû Bekir el-Bağdadi’ye Açık Mektup, 2014) başlıklı metin de IŞİD’i ayrıntılı biçimde eleştirir. Kur’an ve hadis referanslarıyla hazırlanan bu metin, örgütün sivillere yönelik şiddetini, köleleştirme uygulamalarını ve tekfir anlayışını İslam hukukuna aykırı bulur. Metinde dikkat çeken noktalardan biri, IŞİD’in dışarıdan yönetilen bir proje olarak değil, hatalı bir yorum olarak değerlendirilmesidir.

Mali kaynakları ve silahları nereden temin ettiği konusuna gelince:

IŞİD’in mali kaynakları büyük ölçüde kontrol ettiği bölgelerde kurduğu savaş ekonomisinden oluşmuştur. Örgüt özellikle “Musul” ve çevresinde hâkimiyet sağladığı dönemde petrol sahalarını, ticaret yollarını ve yerel piyasayı kontrol ederek gelir elde etmiştir. Kaçak petrol satışı, bölgede yaşayanlardan ve işletmelerden alınan vergiler, kontrol noktalarındaki geçiş ücretleri, fidyeler ve kaçakçılık faaliyetleri başlıca finans kaynakları arasında gösterilir. Ayrıca bazı şehirlerin ele geçirilmesi sırasında banka varlıklarının ve devlet depolarındaki paranın örgütün eline geçtiği de rapor edilmiştir. Araştırmalar bu nedenle IŞİD’in finansmanının büyük bölümünün dış devlet yardımlarından ziyade kontrol ettiği topraklarda kurduğu ekonomik düzenden geldiğini belirtir.

IŞİD’in kısa sürede büyük miktarda silah ve askeri teçhizat elde etmesi de benzer şekilde savaş ortamının yarattığı koşullarla açıklanır. Normal şartlarda ağır silahlara ulaşmak oldukça zor olsa da devlet otoritesinin zayıfladığı bölgelerde askeri depoların ele geçirilmesi ve silahların farklı gruplar arasında el değiştirmesi bu süreci kolaylaştırmıştır. Özellikle Musul’un düşmesi sırasında Irak ordusuna ait önemli miktarda silah ve mühimmatın örgütün eline geçtiği belirtilir. Buna Suriye iç savaşında oluşan karaborsa silah piyasaları, eski askerlerin örgüte katılması ve kaçakçılık ağları da eklenince örgütün askeri kapasitesi hızla artmıştır.

Sonuç olarak literatürde ortaya çıkan genel tablo oldukça nettir. Ciddi akademik çalışmalar ve Müslüman âlimlerin reddiyeleri, IŞİD’i basit bir komplo teorisiyle açıklamak yerine; Irak işgali, Suriye savaşı, mezhep gerilimleri, devlet otoritesinin çökmesi ve radikal ideolojik ağların birleşimiyle ortaya çıkmış bir hareket olarak görür. Bu yaklaşım, örgütün neden ortaya çıktığını anlamaya çalışırken tek bir gizli aktöre değil, karmaşık tarihsel süreçlere odaklanmanın daha sağlıklı olduğunu ortaya koyar.

Kaynaklar

1. “United Nations” Güvenlik Konseyi’nin IŞİD finansmanı üzerine hazırladığı raporlar (özellikle 2015–2017 döneminde yayımlanan raporlar), petrol gelirleri, vergi sistemi ve kaçakçılık ağlarını ayrıntılı biçimde belgelemektedir.

2. “Financial Action Task Force”, “Financing of the Terrorist Organisation Islamic State in Iraq and the Levant (ISIL)” raporu, örgütün gelir modelini ayrıntılı biçimde analiz eder.

3. “The ISIS Apocalypse” – “William McCants”, örgütün yükselişinde Irak savaşı sonrası ele geçirilen askeri kaynaklar ve bölgesel güç boşluklarının rolünü açıklar.

4. Uluslararası güvenlik ve ekonomi araştırmaları (örneğin “IHS Markit” analizleri), IŞİD’in gelirinin önemli kısmının petrol, vergi ve kaçak ticaretten geldiğini göstermektedir.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir