25 Mar 26 - Çar 10:18:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Türk Kimdir Ya Da Kafir Müslüman Savaşı

Türk Kimdir Ya Da Kafir Müslüman Savaşı

Türk kimdir sorusu, aydınlanma sonrası ulus olmaya karar vermiş dünya milletlerinin ortaklaşa sorununun bir parçası olarak, sadece Türk olmaya karar vermiş milletlerin sorusu değildi. Cevaplar da doğal olarak millet özeli hariç olarak hep benzerdi.

Özetle sanayileşmiş sömürgeci devletlerin, sömürgelerindeki menfaatlerinin istikrarı için seküler hukuk, kapitalist iktisat, laik siyaset, rasyonel birey, pozitivist bilim aşamasına geçişin zorunlu sorunsalı ve icat edilmiş cevaplardı..

Soru, evvelinde ve en genelinde Hristiyan ve Müslüman milletine mensup olan insanların artık nasıl birer İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, Hind, Rus, Çin, Arap.. milliyetine mensup olmaları gerektiğiyle irtibatlıydı.

Türk kimdir sorusuna üretilen cevaplar da, cumhuriyetle neticelenen siyasal dönüşümün zorunlu ve esaslı bir sorununa karşılık olarak sanatçıların edebiyatçıların, şairlerin, ilahiyatçıların, eğitimcilerin, siyaset, iktisat, hukuk ve kültür üreticilerinin temel meselesiydi: Her milliyette olduğu gibi burada da üretilen cevaplar benzer olacaktı..

Türk kimdir sorusuna verilen cevaplar, yeni çağda her milliyetin evrensel üretiminin tercümesi olarak; tarihle, dil ile örf ile vatan ile kader birliği ve millileştirilmiş din ile izah edildi.

Neo-liberal döneme geçişte bir şairin “Amerikayla, kafirle savaşan; namaz kılan” insan Türktür aykırı cevabıysa, öznenin Türklükle sınırlandırılması nedeniyle aynı bağlam içindeki farklı versiyonu gösterdi..

Kim kimdir sorusuna verilen bütün cevapların ortak noktası, dinin toplumsal ve siyasal hayattan çıkarılması, bilgi sisteminin Durkheim’ci temelde mitolojik ve metafizik alanda bırakılması, geride bırakılan çağa has kabul edilmesiydi..

Büyük tarihçi ve siyasetçi Ahmet Cevdet Paşanın uyarıları çağdaş tartışmalar arasında kaybolup gittiyse, bu büyük değişimin başarısıyla izah edilebilir:

“Müslüman milletin özgürlük, eşitlik, adalet gibi sorunu yoktur, bu sorunlar sınıflı batılı toplumların sorunudur ve onlar için ilerlemedir” derken her şeyi özetleyen şu cümlesiyle modern tarihe mührünü basmıştı:

“Batılılar imanın yerine vatanı, iman kardeşliği yerine vatandaşlığı koydular..”

Demek oluyordu ki insan artık başka bir evreye geçiyor, din ile ilişkisini ya kopartıyor, ya da şekilsel sembollere indirgiyordu..

Bu anlatılanların neticesini şu iki misalle somutlaştıralım.

1: Lozan antlaşması sırasında Araplar gibi kendilerine de bağımsız bir devlet vaadedilen Kürt elitleri, ileri gelenleri “biz Türklerle iman kardeşiyiz, halifelik ortak bağımızdır” diye reddederken,

Modern çağın Kürt elitleri ve ileri gelenleri “Kürt ulusal hakları ve bağımsız ulus devletleri” için mücadele ediyorlar.

2: Kafir amerika ve Siyonist İsrail ittifakı Müslüman milletin uluslaşmış parçalarına bir bir saldırırken, millileşmiş mezhepleri ve milliyetleri uğruna “tarafsız” kalan sunni devletler, ucu bize dokunmasın diye geride durabiliyor.

Bu iki misal, yazıda bahsedilen soruya verilen cevaplar içinde büyüyen nesillerin, nasıl değiştiğini resmediyor!

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir