14 May 26 - Per 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 36- Cevdet Paşa Meali – Yasin Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 36- Cevdet Paşa Meali – Yasin Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

36- Cevdet Paşa Meali – Yasin Suresi

Mekke’de nazil olmuş, 69 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım

1- Ey Muhammed!

2- Hikmet dolu kitap hakkı için.

3- Sen Mürsellerdensin (peygamberlerdensin).

4- Doğru yol üzerinde.

5- Galip ve kadir rahim olan Allah tarafından indirilmiştir.

6- Babaları inzar (uyarılma) olunmamış ve gafil bulunan bir kavmi inzar (korkutma) etmen için.

7- Onların birçokları üzerine azap hak oldu. Onlar iman etmezler.

8- Biz onların boğazlarına, çenelerine kadar zincirler takarız. Başlarını hareket ettiremezler.

9- Önlerine ve arkalarına set kılarız. Ve onları baygın ederiz ki, görmezler.

10- Onları inzar (uyarma) etsen de etmesen de müsavidir (eşittir). İman etmezler.

11- Ancak sen Kur’an’a tabii olan ve gayb ile rahmandan korkan kimseyi inzar (uyarma) ediyorsun. Onu mağfiret ve ala (yüce, güzel) mükâfat ile tebşir (müjdeleme) et.

12- Biz ölüyü diriltiriz ve gönderdikleri şeyleri ve eserlerini yazarız ve her şeyi biz saydık, Kitab-ı mübinde (Levh-i mahfuz) yazılıdır.

13- Kendilerine resuller geldiği zaman karye (şehir) ashabının hallerini onlara misal ver.

14- Onlara iki resul gönderdiğimizde, onları tekzib (yalanlama) ettiler. Biz onları üçüncü resul ile kuvvetlendirdik. Ve “Biz size gönderilmiş resulleriz” dediler.

15- Ashab-ı karye (şehir halkı): “Siz de bizim gibi beşersiniz, Rahman hiçbir şey indirmedi. Siz yalan söylüyorsunuz” dediler.

16- Resuller: “Rabbimiz bilir ki, biz size resulleriz.”

17- “Bizim üzerimize lazım olan ancak aşikâr (apaçık) tebliğdir” dediler.

18- Ehli karye (şehir halkı): “Biz sizinle teşam ediyoruz (uğursuzluğa uğrama). Eğer bu sözlere nihayet vermez iseniz, sizi taşa tutarız ve size bizden elemli azap gelir” dediler.

19- Resuller: “Eğer tefekkür etseniz, sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Siz şüphesiz müsrif (haddi aşan) kavimsiniz”  dediler.

20- Şehrin öte başından koşarak bir adam geldi ve: “Ey kavmim! Resullere tabii olunuz.”

21- “Sizden ücret talep etmeyenlere tabii olun. Onlar vasılı hidayet (hidayete erme, kavuşma) olmuşlardır.”

22- “Bana ne oldu ki, beni yaratana ibadet etmeyeyim. Cümleniz Ona rücu (dönüş) edersiniz.”

23- “Ondan başka ilah mı ittihaz (edinme) ederim. Eğer Rahman bana bir zarar murat ederse, o mabutların (ibadet edilenler) şefaatleri bana hiçbir fayda vermez ve beni azaptan kurtaramazlar.”

24- “Eğer başka ilah ittihaz (edinme) edersem, o zaman aşikâr dalalette olurum.”

25- “Ben rabbinize iman ettim. Beni dinleyin” dedi.

26- Ona, “cennete gir” denildi. O da: “Ne olurdu kavmim bile idiler.”

27- “Rabbimin beni ne için mağfiret (bağışlanma) ettiğini ve mükerremlerden (hürmet edilmiş, saygıya layık) kıldığını” dedi.

28- Ondan sonra akvamına (kavmine) gökten asker indirmedik ve indirmek de bize layık olmadı.

29- Onların cezaları bir tek sayha (çığlık) ile verildi. Onlar derhal helak oldular.

30- Yazık o kullara ki, onlara bir resul geldiğinde onunla istihza (alay) ederlerdi.

31- Onlar görmezler mi ki, onlardan evvel biz ne kadar nesiller helak ettik. O helak olanlar bunların yanına avdet (gelme, dönme) etmezler.

32- Ve cümlesi huzurumuza ihzar (hazır edilecekler, getirilecekler) olunacaklardır.  

33- Müşriklere: “İhya eylediğiniz ve ondan yedikleri hububatı çıkardığınız ölü arz, kudretimize delalet eder bir ayettir.

34- Ve o arzda hurma ve üzüm bahçeleri yaptık ve onda pınarlar akıttık.

35- Bunların meyvelerinden ve ellerinin imal eylediğinden yesinler için, bunlara şükür etmezler mi?

36- Arzın inbat (bitirdiği) eylediği şeylerden ve kendi nefislerinden ve bilmedikleri şeylerden çift çift yaratan Allah münezzehtir (eksiklikten, noksanlıktan uzak).

37- Ve onlara kudretimize delalet eden bir ayet de gecedir. Ondan gündüzü sıyırdığımızda, onlar karanlıkta olurlar.

38- Güneş kendi karargâhında yürür. Bu galip ve kadir ve alim olanın takdiridir.

39- O kamere (ay) menziller takdir ettik. Bunlardan geçerek kuru hurma dalı gibi olur.

40- Güneş aya yetişemez ve gece de gündüzü geçemez. Cümlesi bir felekte yüzerler.

41- Onlara kudretimize bir ayettir ki, zürriyetlerini (soy, nesil) dolu gemiye yükledik.

42- Ve onlar için onun gibi binecekleri bir şeyler yarattık.

43- Eğer istemiş olsak, onları gark (boğma) ederdik. Onların imdadına gelecek yoktu ve kurtulamazlardı.

44- Ancak tarafımızdan rahmet olmak ve ecellerine kadar yaşamak için onları gark (boğulma) etmedik.

45- Onlara, “önünüzde ve arkanızda olan şeylerden ittika (sakının) edin ki rahmet olunasınız” denilir.

46- Ve onlara rabbin ayetlerinden her ne ayet getirsen, ala ondan iraz (yüz çevirme) ederler.

47- Onlara, “Allah’ın size rızık ettiğinden infak edin” denilirse, kâfirler müminlere: “Allah dilerse itam (yemek yedirme, doyurma) edeceklerini biz mi itam edelim? Siz ancak aşikâr dalalettesiniz” derler.    

48- Ve: “Eğer sözünüzde sadık iseniz bu vaat ettiğiniz azap ne vakittir?” derler.

49- Onlar ancak bir tek sayhaya (çığlık) intizar (bekleme) ederler. Onları o sayha (çığlık) meşgul oldukları halde alır.     

50- Ne bir şey vasiyet etmeye ve ne de ehillerinin yanına avdet (dönme) eylemeye kadir olamazlar.

51- Sura üflendiğinde rablerinin emrine münakid (bağlanmış) olarak kabirlerinden çıkarlar.

52- “Vah bize! Bizi mezarlarımızdan kim bais (dirilme) etti?” derler. Onlara, “Allah’ın vadettiği budur, resuller sadık oldular” denilir.

53- O nefha (esinti) bir sayhadır (çığlık). Derhal bütün insanlar huzurumuza ihzar (hazır olma) olunurlar.

54- “O gün bir kimseye bir şeyle zulüm olunmaz. Ve siz de amellerinizle mücazat (karşılık, cezalandırma) olunursunuz” denilir.

55- O gün cennet ehli, cennet işleriyle meşgul olurlar.

56- Kendileri ve zevceleri gölgelerde ve tahtlar üzerinde yaslanırlar.

57- Onlara türlü türlü meyveler ve her istedikleri vardır.

58- Rahim olan rabden kavlen (sözlü olarak) selama nail olurlar.

59- “Ey mücrimler (suçlular, günahkârlar)! Bu gün bir tarafa ayrılınız. 

60- “Ey Âdemoğulları! Sizinle ahit (size ant vermedim mi, emretmedim mi) etmedim mi ki, şeytana ibadet ettiniz. O size aşikâr düşmandır.

61-  “Ve bana ibadet ediniz, doğru yol budur.”

62- “O şeytan sizden birçok halkı dalalete düşürdü. Bunu teakkul (akletme) etmediniz mi?”

63- “İşte size dünyada iken vaat olunan cehennem budur.”

64- “Küfrünüz cihetiyle (sebep, vesile) bugün ona giriniz” denilir.

65- Bugün onların ağızlarına mühür vururuz. Amellerini, elleri bize taktim eder ve ayakları buna şehadet eyler.

66- Eğer dilemiş olsak gözlerini dümdüz ederdik. Yollarını görmeyerek, körü körüne giderler.

67- Eğer istemiş olsak, onları durdukları yerde mesh (dönüştürme, değiştirme) ile hayvan suretine sokardık. Ne ileri, ne geri gitmeye kadir olamazlardı.

68- Mamur eylediğimiz hilkatinde (yaratılış) kuvvetini zaafa tebdil (değişme, değiştirme) eyleriz. Bunu teakkul (akletme) etmezler mi?

69- Biz ona şiiri öğretmedik ve ona da layık olmaz. Bu ancak mevize (öğüt, nasihat) Kur’an’ı mübindir.

70- Diri olanı inzar (uyarma, korkutma) edesin ve kâfirlerin üzerine de azap hak ola.

71- Görmezler mi ki, onlar için mahlûkatımızdan enamı (yaratılmış mahlûkat) hâlk (yaratma) ettik. Onlar ona maliktirler.

72- Ve bunları kendilerine ram (boyun eğme) ve musahhar (boyun eğdirilmiş) kıldık. Onlara binerler ve onlardan yerler.

73- Onlar için o enamda (hayvanlar) menfaatler ve içecek şeyler vardır. Buna şükür etmezler mi?

74- Onlar nusret (yardım) olunurlar zannıyla Allah’tan başka ilah ittihaz (edinme) eylediler.

75- Ve ilahları onlara nusret (yardım) etmeye kadir olamazlar. Kendileri onlar için hazırlanmış askerlerdir.

76- Onların sözleri seni mahzun etmesin. Biz onların gizlediklerini de ilan ettiklerini de biliriz.

77- İnsan görmez mi ki, biz onu nutfeden (meni) hâlk (yaratma) ettik. Sonra bize aşikar hasım oldu.

78- Bizim için misal verdi ve kendi suret-i hâlkini (yaratılış şeklini) unuttu. “Toz halindeki kemikleri kim canlandırır?” dedi.

79- De ki: “Onları ilk defa yapan canlandırır. O bütün mahlukatına alimdir.

80- Odur ki, size yeşil ağaçtan ateş çıkarır. O zaman siz ondan yakarsınız.

81- Gökleri ve yeri hâlk (yaratma) eden, onların mislini hâlk etmeye kadir değil midir? Evet! Kadirdir. Ve O bilici, yaratandır.            

82- Bir şeye irade eylediğinde, emri o şeye, “Ol” demektir. Ve o da olur.

83- Her şeyin melekutu (egemenliği, mülkü) elinde olan Allah, münezzehtir ve Ona rücu (dönme) edersiniz. 

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir