Vallahi şaşıyorum o kimseye ki:
“Fazileti fiilde veya izzeti güzellikte veya azameti mal edinmekte görür? Halbuki o nimet, şöhret veya azametin kendisinde muvakkaten (geçici olarak) olduğunu gayet iyi bilir.
Nasıl olur da o nimeti, azameti ve mülkü yaratan ve ona ilelebed sahip olan Kudret’i görmez.
Hücviri, Keşfu’l-Mahcup, s:301
Ahmaktır o kişi ki, kendisine rızık vereni kaşık sanır da kaşığın sahibini görmez, diyordu sanırım
&&&
Kimse işitmesin!
Sebahattin Selek; “Kısaca Milli Mücadele, hele bazı tehlikeli dönemlerde, halka rağmen yapılmıştır…
Durum böyle olduğu halde bu harekete “Milli Mücadele” denilmesi yanlış değildi. çünkü mücadelenin insan kaynağını ne şekilde olursa olsun halk teşkil etmiş ve mali imkanlar halktan sağlanmıştır.” diye yazar.
“Halka rağmen” ama “Halk Yararına Mücadele” yazarın bir buluşu değildir. Türkiye’de “Batı’ya rağmen Batılılaşmak”, “Halk için Halkla mücadele etmek” garip ama Yaygın bir saplantıdır.
Bu Osmanlı yönetici sınıfının halka bakışıdır ve bu zihniyetin temelinde halka güvensizlik yatar.
Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası, s:45
Osmanlıyı batıran İttihad ve Terakki ekibi gibi Cumhuriyeti kuran İttihad ve Terakki ekibi de halkın geleneğini, örfünü, adetini, dilini, dinini aşağılık, geri, vahşi görür. O nedenle geri olan Müslüman halkı “CAĞDAŞ medeniyetler seviyesine çıkarabilmek”, uygarlaştırabilmek, Batılılaştırabilmek, ADAM yani İNSAN edebilmek için onunla savaşmayı BATILI SÖMÜRGECİLERLE mücadeleden öncelikli hedef olarak görür diyor sanırım.
Bunu en açık ifade eden İsmet İnönü olmuştur.
1968 yılında Ulus Gazetesi’ne milli mücadele anılarını anlatırken 2. İnönü Savaşı esnasında ilerlemekte olan düşmandan kaçan bir kafileye rastladığını ve kafiledeki subayları yanına topladığından bahis açar ve sohbet sırasında “Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bana bakın kimse işitmesin; millet düşmanınızdır.” dediğini kendisi söyler.
Şu sonuca varıyoruz:
Günümüz siyasal doktrini, devleti ve onun eylemlerini meşrulaştırmaya yönelik rasyonalizasyon mekanizmasıdır ve resmi gazetecilerle devlet adamlarının giriştikleri tehlikeli entelektüel akrobasinin kaynağıdır.
Jaqcues Ellul, Teknoloji Toplumu, s:345
Dünümüzde Siyaset denen organizasyonun amacı Adaleti sağlamak, toplumu daha iyi ve güzele iletmek, halkın menfaatleri çerçevesinde devlet imkanlarını organize etmek falan değildir.
Yönetici tabakasının ve En zengin zümrenin menfaatlerini millete KENDİ menfaati imiş gibi yedirmeye çalışmaktır
PARA ile satın alınmış gazeteciler ve PARA, Komisyon ve Rüşvetle motivasyon kazanan BÜROKRATLARIN görevi Yönetici zümrenin halka attığı kazıkları Halka ŞİRİN göstermeye çalışmaktır
Senin partin için de benim partim için de durum bu kanaatindeyim
“İnsanlığa karşı suçlar” adı altında üretilen tüm teoriler aynı cinstendir.
Soykırım suçlaması, aslında MAĞLUPLARI savaş suçluları olarak lanetlemek amacıyla hukuki gerekçe üretmek için vardır.
Jacques Ellul, Teknoloji Toplumu, s:345
Daha dün Küreselcilerin şebeği Hayfa Üniversitesinin ve Davos’un Eşcinsel pürüfüsörü Noah Harari “Human Rights are “just a fictional story” (İnsan Hakları denen uyduruk bir hikaye) diyerek Batılı, beyaz, Hristiyan veya Yahudi ve Çok Zengin değilseniz İNSAN HAKLARI sizin için değildir. İspatı Filistin, Lübnan, Yemen, Suriye, Irak, İran, Sudan, Libya, Cezayir, Vietnam, Küba, Venezuela vs’dir” demeye çalıştı sanırım.
&&&
Ahmaklığa devam mı?
Singapur, okul zorbalığına (siber zorbalık dahil) sopayla dövme cezasını getiriyor
The Gaurdian Gazetesi bunu alıp “Çocukların psikolojisi bozulacak” diye eleştirmiş.
Suçluları adam öldürdüklerinde, hırsızlık yaptıklarında, tecavüz ya da gasp ettiklerinde alıp YILLARCA ceza evine attığınızda PSİKOLOJİLERİ bozulmuyor mu?
Üstelik onları ceza evine atınca İŞLERİ ve düzenleri de bozuluyor, Devlet hem yıllarca suçluyu hem de onun yakınlarını bakmak zorunda kalıyor. Çünkü KENDİLERİ gibi, baktıkları insanlar da muhtaç duruma düşüyor. Üstelik özellikle CİNAYET gibi suçlar için hapis cezası ÖDÜL gibi olduğundan ve suçlular sürekli aflarla serbest bırakıldıklarından ceza ÖDÜLE dönüşüyor.
Ve SUÇ oranları ARTIYOR
bunun yerine ŞERİAT’ta Suçlu cezasını ANINDA çekiyor, yıllara yayılmıyor ve günlük hayatına hemen geri dönüyor. İşleri ve sorumlulukları devam ediyor, Devlet onu cezalandırmak için onun cevresindekileri cezalandırmış olmuyor. Suçlu ÖDüllendirilmediği için ve yaptığı kadarı kednisine de yAPILDIĞI için (kısasa Kısas) suç işlemekten korkuyor
Suç oranları düşüyor
Bir MANYAKLIĞIN peşine takıldık. Ülkeyi CEZA EVLERİ doldurduk.
Buna rağmen SUÇ azalmıyor artıyor.
Katiller ceza evine girerken ÇIKINCA “sizi de Öldüreceğim” diye bize parmak bile sallıyor.
https://twitter.com/i/status/2052017924680876327
&&&
Dün gece ABD’nin Denizler Hakimiyetin SONA erdi.
2026 yılının 7 Mayıs gecesi Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar, Amerikan deniz hegemonyasının sonu oldu.
1. Savunma Kalkanının Çöküşü ve Gemilerin Kaçışı (Taktik Yenilgi)
USS Mason ve Truxtun muhasırlarının Gatling CIWS sistemini ateşlemek zorunda kaldığını doğruluyor. Askeri mantıkta, bir gemi CIWS’e (30 saniyelik nokta savunması) başvurduğunda, çok katmanlı savunma kalkanı (SM-2, SM-6) tamamen parçalanmış demektir.
Sonuç?
Milyarlarca dolarlık gemiler, Devrim Muhafızları’nın yoğun füze ateşi altında batmamak için acil geri çekilmek zorunda kaldı.
Amerika, Hürmüz coğrafyasını kaybetti.
2. Tomahawk’lar; Kaçış İçin Örtü Ateşi
Amerikalılar kaçışı gizlemek ve saldıranın Ameri,ka olduğu izlenimini vermek için Kışm ve Bandar Abbas’a Toma HAwk füzeleri fırlattı (Örtü Ateşi)
3- Washington “Denizdeki Yenilgiyi” “Sahte Haberler”le Püskürtmek için harekete geçti.
Demiş özetle haber.
Anlaşılan şu ki: Amerika Hürmüz Boğazını açmak ve kontrol altına alabilmek için oynadığı son kumarı da kaybetti.
Katil kim?
Sattığı otomobilin 1 milyon 600 bin liralık parasını alamadığı için DOLANDIRICILARINI öldüren 76 yaşındaki kanser hastası ilerlemiş KANSER nedeniyle ev hapsi şartıyla tahliye edildi.
Demiş haber.
Şahıslar LAZ’a gelene kadar en az 15 kişiyi dolandırmış. Laz abi defalarca karakola, mahkemeye gitmiş. Sonuç alamamış
sonunda DOLANDIRICILARINI öldürmüş.
Hakimin çalınan bisikleti için 10 dakikada işleyen kanun bu adamcağızı aylarca ES GEÇMİŞ. (Demiş İlhan Bilgin)
Zeyl: Eğer ADALET sistemi ALTTAKİ insanlar için harekete geçmiyorsa, fakirlerin KENDİ ADALETLERİNİ kendilerinin aramaları ANORMAL mi?
DEVLET sadece ZENGİNLERİ ve POLİTİKACILARI korumaya başlamışsa elbetteki ADALETİ kendi ellerimizle aramak zorunda kalacağız.
Zeyl: AİLE müessesini ve ADALET sistemini bu kadar perişan etmenin hesabını hükumet Ahiret’te verebilir mi, bilmiyorum.
