Mersiye, geleneksel tanımıyla gidenin ardından dökülen bir gözyaşı, İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki “sagu”dan bu yana süregelen bir yas formudur. Ancak günümüzde, özellikle İran coğrafyasında bu kadim gelenek, bir dini ritüel olmanın çok ötesine geçerek; siyasetin, dijitalleşmenin ve devlet propagandasının merkezi bir aygıtına dönüşmüş durumda.
Dispozitif; bir toplumda belirli bir stratejik amacı (iktidar kurma, kontrol sağlama veya bir düşünceyi yayma) gerçekleştirmek için bir araya getirilmiş mekanizmalar ağıdır. Michel Foucault’nun literatüre kazandırdığı bu terim; sadece yasalar ya da kurumlar değil, aynı zamanda mimari yapılar, milli bayramların, bilimsel söylemler ve hatta sanatsal ifadelerin (mersiye gibi) bir bütün halinde nasıl bir “yönetme teknolojisine” dönüştüğünü açıklar.
Mersiye örneğinde dispozitif; şiirin kendisinden stadyumlardaki profesyonel ışık sistemine, meddahın devlet protokolündeki yerinden YouTube algoritmalarına kadar uzanan o devasa ağdır. Bu ağın tek bir amacı vardır: Dağınık haldeki bireysel acıyı, devletin ihtiyaç duyduğu kolektif ve politik bir enerjiye dönüştürmek. Dolayısıyla mersiye artık bir “tür” değil, toplumu şekillendiren bir iktidar aygıtıdır.
Bir Sosyal Mühendislik Enstrümanı Olarak Meddahlık
İran devlet aklının meddahlık geleneğine sunduğu devasa kurumsal ve maddi destek, bu sanatın bir “yumuşak güç” (soft power) olarak yeniden tanımlanmasını beraberinde getirdi. Meddahlar artık sadece cami köşelerinde ağlayan dervişler değil; devletin iç ve dış politik mesajlarını, Şiilikle örülü kolektif bir hafıza üzerinden halka enjekte eden profesyonel birer sözcü konumundalar. Özellikle Ayetullah Hamaney’in katıldığı büyük toplantılarda icra edilen mersiyeler, dini bir yastan ziyade; dış güçlere karşı meydan okuyan, intikam ve bağlılık temalı politik manifestoları andırıyor.
Dijital Meddahlık: Usta-Çıraktan YouTube Trendlerine
Geleneksel meddahlık; tekkeler, evler ve mahalle camileri gibi mütevazı mekanlarda usta-çırak ilişkisiyle yaşatılırdı. Bugün ise karşımızda, “elektronik kültür ortamı” olarak tanımlanan, stüdyo kayıtlarından sosyal medya kliplerine evrilen bir yapı var. “Dijital Meddahlık” diyebileceğimiz bu yeni fenomen, geleneksel yas ritüelini profesyonel ışık sistemleri, sinematik kurgular ve gençleri cezbeden dinamik makamlarla modernize etti. Bu dönüşüm, mersiyeyi manevi bir bağlılık alanından çıkarıp; karlı bir prodüksiyon endüstrisine ve meddahları da küresel popülariteye sahip dijital figürlere dönüştürdü.
Küresel Sahnede İki İsim: Kerimi ve Rasuli
Bugün uluslararası arenada milyonlarca izlenen performanslar, bu dönüşümün en somut kanıtlarıdır. Mahmud Kerimi, klasik “roze” tekniğini1 devasa stadyum prodüksiyonlarıyla birleştirerek geleneği “şov” estetiğiyle harmanlarken; Mehdi Rasuli, özellikle Azerbaycan Türkçesiyle yaptığı icralarda politik ve kimliksel mesajları dijital dünyanın hızına adapte ediyor. Bu performanslar, “devlet propagandası” ve “modern icra” karşılaştırması için mükemmel birer laboratuvar sunuyor. Geleneksel mersiye “teselli” ararken, bu modern performanslar “harekete geçirmeyi” hedefliyor.
Sonuç
Sonuç olarak mersiye, artık sadece ölenin erdemlerini anlatan hüzünlü bir metin değil; dijital dünyanın imkanlarıyla donatılmış, politik bir direnç ve devlet eliyle yürütülen bir sosyal mühendislik projesidir; Michel Foucault’nun kavramıyla ifade edersek “dispozitif”tir. Mersiye ve meddahlığın Safevîlerden bu yana devam eden siyasi karakterinin, günümüzde dijitalleşme ve İran devlet politikalarıyla nasıl bir “propaganda endüstrisine” dönüştüğünü anlamak gerekir. Bu yeni dönemde meddahlar, sadece dini figürler değil, aynı zamanda devletin sosyal mühendislik projelerinin kilit aktörleri haline gelmiştir. Yasın ve anmanın bu kadar profesyonelleştiği ve araçsallaştığı bir çağda, “dijital meddahlık” devlet eliyle köpürtülerek hem kimliği koruyan bir sığınak hem de ideolojiyi yayan bir hoparlör işlevi görüyor. Bakalım Türk Müslümanlığındaki mevlidin böylesi “pop” bir dönüşüm geçirme potansiyeli olacak mı?
Örnek:https://www.youtube.com/watch?v=v3HieHKFk0o&list=RDVFeY4sHGc-c&index=2
Örnek:https://www.youtube.com/watch?v=55mIdpZmK1M&list=RDVFeY4sHGc-c&index=4
Meraklısına ilgili makale erişim adresi:
https://dergipark.org.tr/en/pub/trakyasobed/article/1540089.
“Geleneksel icrada ‘roze’, Farsça telaffuzuyla Rovze), Şii matem geleneğinin en temel, köklü ve lirik icra formudur. Enstrümansız ve anlatı odaklı bir yas formu olarak bireysel tefekküre dayanırken; modern ‘dijital meddahlık’ bu tekniği ritmik altyapılar ve görsel prodüksiyonlarla birleştirerek kolektif bir mobilizasyon aracına dönüştürmüştür. Böylece klasik roze, statik bir hüzün ritüeli olmaktan çıkıp, dijital dispozitifin dinamik ve ideolojik bir bileşeni haline gelmiştir.”
