07 Kas 26 - Cts 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 42 Cevdet Paşa Meali – Şura Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 42 Cevdet Paşa Meali – Şura Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

Cevdet Paşa Meali, 42 Şura Suresi

Mekke’de nazil olmuş, 53 ayettir

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım

1- Hakim ve melikim

2- İlmim, sem’im ve kudretim hakkı için

3- Sana ve senden evvelki resullere galip ve kadir ve hakim olan Allah, böyle vahiy eder.

4- Göklerde ve yerde olan Onundur. O ali (yüce) ve pek büyüktür.

5- Allah’a şerik (ortak) edilmesinden dolayı, üstlerinden göklerin parçalanıp dökülmesine az kaldı. Halbuki melekler rablerinin hamdıyla tespih eder ve yerde olanlar için istiğfar (tövbe etme) eylerler. Agâh (haberdar olma) olun ki, Allah gafur, rahimdir.

6-  Allah’tan gayri dost ittihaz (edinme) edenlerin ahvaline alimdir. Ve sen onların üzerine vekil değilsin.

7- Mekke ahalisini ve etrafında olanları azap ile korkutmak için sana Arabi Kur’an’ı indirdik. Onları şek ve şüphe olmayan içtima (toplanma) gününden korkut. O gün halkın bir kısmı cennette ve bir kısmı cehennemdedirler.

8- Eğer Allah istemiş olsa idi, onların cümlesini bir ümmet kılardı. Velakin dilediğini rahmetine idhal (dahil etme) eder. Zalimlere dost ve yardımcı yoktur.

9- Allah’tan başka dost mu ittihaz (edinme) ederler? Dost ancak Allah’tır. O mevtayı (ölüyü) diriltir ve her şeye kadirdir.

10- İşlerinizden bir şeyde ihtilaf ettiğiniz zaman, onun hüküm ve faslı Allah’a mahsustur. Rabbim böyle Allah’tır. Ona tevekkül ettim. Tövbe ve rücuum (dönüşüm) Onadır.

11- Gökleri ve yeri yaratan Odur. Cinsinizden zevceler ve hayvanata eşler yarattı ki, yeryüzünde artarsınız. Onun misli hiçbir şey yoktur. O işitir ve görür.

12- Göklerin ve yerin anahtarları ondadır. Dilediğine rızkı yayar ve kısar. O her şeye alim ve vakıftır.

13- Onunla Nuh’a vasiyet ettiği ve sana vahiy eylediğimiz şeyleri ve İbrahim’e ve Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiklerimizi size dinde şer’ buyurdu ki, dinde kaim (devamlı) olunuz. Onda müteferrik (fırka fırka) olup dağılmayınız. Senin onları, ona davet eylediğin şey müşriklere büyük ve güç geldi. Allah dilediğini kendi için ihtiyar eder. Ve tövbe ile rücu (dönüş) edeni de kendisine hidayet eyler.

14- Onlar ancak kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki hasetten dolayı tefrikaya düştüler. Azaplarının vakt-i muayyene (belirlenmiş vakit) tehiri (erteleme) için rabbinden hüküm sebk etmemiş (belirlenmemiş) olsa idi, aralarında hüküm olunurdu. Onlardan sonra kitaba varis olanlar ondan ziyadesiyle şekdedirler (şüphededirler).

15- Bunun için onları dine davet et. Emi olunduğun gibi istikamet et. Ve hevalarına tabi olma ve deki: “Allah’ın kitaptan indirdiğine iman ettim ve aranızda adalet etmekle emr olundum. Allah rabbim ve rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize ve sizin amelleriniz sizedir. Sizinle bizim aramızda hüccet ikamesine (delil getirilmesine) hacet yoktur. Allah aramızı cem (toplamak) eder. Nihayet gidilecek Odur.”

16- Resulün talebine icabet olunduktan sonra, Allah hakkında münakaşa edenlerin hüccetleri (delilleri) rableri indinde (katında) batıldır. Ve üzerlerine Allah’ın gazabı olur. Ve onlara şiddetli azap vardır.

17- O Allah’tır ki, kitabı ve adaleti hak olarak indirdi. Ne bilirsin? Belki kıyamet yakındır.

18- Kıyamete iman etmeyenler, onu istical (acele) ederler. İman edenler ise ondan korkarlar ve onun hak olduğunu bilirler. Agah (haberli olma) olun ki, kıyamette şek (şüphe) edenler pek büyük bir dalalettedirler.

19- Allah kullarına lütuf ve ihsan edicidir. Ve dilediğini merzuk (rızıklandırma) eder. O kavi (sağlam, güçlü) ve kadir ve galiptir.

20- Ahiretin sevabını isteyene, sevabını artırırız ve dünya sevabını isteyene de ondan veririz. Ve ona ahirette nasip yoktur.

21- Allah’ın izin vermediği şeyi, onlara dinlerinde şer’ eden şeriklerimi (ortaklarımı) vardır? Eğer azaplarının tehiri (erteleme) için hüküm sebk etmemiş (önceden verilmemiş) olsa idi, aralarında hüküm kaza cari (yerine getirilme) olurdu. Muhakkak zalimlere elemli azap vardır.

22- Müşrikleri kazandıkları günahlarından korkar görürsün.  Korktukları başlarına gelecektir. İman edip amal-i saliha (salih ameller) işleyenler, cennet bahçelerindedirler. Onlara rableri indinde (katında) her istedikleri vardır. Bu büyük fevzdir (kurtuluş, selamet).

23- İman eden ve salih amel işleyen kullarına Allah bununla tebşir (müjdeleme) eder. Deki: “Ben tebliğ-i risaletim (bana geleni tebliğ için) için sizden ücret istemem. Ancak karabete avdet (akrabalığa, yakınlığa geri dönmek) isterim. Buna riayetle sevap kazanana biz sevabını artırırız. Allah ğafur ve şükre lütf ile mukabele edicidir.

24- Müşrikler Kur’an’ı yalan olarak Allah’a iftira eder mi? Derler. Eğer Allah istemiş olsa senin kalbine mühür vururdu. Allah batılı imha ve kelimatıyla hakkı hak eder. O kalplerde olanları bilir.

25- Kullarından tövbeyi kabul eder ve seyyiatı (kötülüğü, günahı) af eyler ve işlediğiniz şeyleri bilir.

26- İman eden ve amel-i salih (salih amel) işleyenlere icabet olunur ve Allah onlara fazl-u keremiyle (sonsuz lütfuyla) ziyade eder. Ve kafirlere şiddetli azap vardır.

27- Eğer Allah kullarına rızkı yayıp bast (yayma) etse idi yeryüzünde azarlardı. Velakin istediği miktarı indirir. Allah kullarını görür ve habirdir.

28- Ümidi kestiklerinden sonra yağmuru indiren ve rahmetini neşr ile yayan odur. O insanların velisi ve bizzatihi müstehakk-ı hamddir (hamde müstehaktır).

29- Göklerin ve yerin hâlkı (yaratılması) ve onlarda mahlûkattan dağıttığı, Onun asar-ı kudretindendir (kudretinin eserindendir). Dilediği vakit onları toplamaya kadirdir.

30- Size isabet eden her musibet cezay-ı amelinizdir (amellerinizin karşılığıdır). Allah kullarının kusurlarının çoğunu af eder.

31- Siz Allah’ı arzda acz edenlerden değilsiniz. Ve size Allah’tan başka bir veli ve yardımcı yoktur.

32- Denizde dağlar gibi gemiler ayat-ı ilahiyesindendir (ilahi ayetlerindendir).

33- Eğer isterse rüzgarı sakin eder, gemiler denizin yüzünde bila hareket (hareketsiz) dururlar. Bunda her sabır eden şükür ediciye ayet ve ibret vardır.

34- Yahut günahları yüzünden gemileri gark ederdi (batırırdı). Halbuki günahların çoğunu af eyler.

35- Ayetlerimizde mücadele edenler bilsinler ki, kendilerine halas (kurtuluş) çaresi yoktur.

36- Size verilen her şey hayat-ı dünyanın (dünya hayatının) metaıdır (kazancıdır). İman eden ve rablerine tevekkül eyleyenler için Allah indinde (katında) olan daha hayırlı ve devamlıdır.

37- Onlar şunlardır ki: Büyük günahlardan ve fevahişten içtinap (kaçınma) ederler ve gazapları (öfkeli, öfke) halinde af eylerler.

38- Onlar şunlardır ki: Rablerinin davetine icabet eder, namazlarını kılar, işlerini aralarında müşavere (istişare) eyler ve rızık eylediğimizden infak ederler.

39- Ve şunlardır ki: Onlara zulüm isabet ederse, o vakit intikam eylerler.

40- Bir fenalığın cezası, onun gibi bir fenalıktır. Af edip ıslah eyleyenin ecri (mükâfatı) Allah üzerinedir. Allah zalimleri sevmez.

41- Zulüm gördükten sonra intikam edene, itab (azarlama, kınama) için yol yoktur.

42- Ancak itab (azarlama, kınama) ve ceza yolu nasa (insanlara) zulüm edenlere ve bigayr-i hak (haksız olarak) arzda azgınlık yapanlaradır. Onlara elim azap vardır.

43- Ve sabır edip af edene mükâfat olunur. Çünkü bu en büyük işlerdendir.

44- Allah’ın ıdlal (yoldan çıkarma, saptırma) eylediğine ondan başka veli ve dost yoktur. Zalimleri görürsün ki, azabı gördükleri zaman, “bundan kurtulmak için bir yol var mıdır?” derler.

45- Ve onları görürsün ki, cehenneme zilletten korka korka arz olunurlar ve gözlerinin ucuyla bakarlar ve iman edenler: “Asıl ziyan edenler yevm-ü kıyamette (kıyamet günü) nefislerini ve ehillerini hasara sokanlardır. Agah (haberli olmak) olun ki, zalimler daima azaptadır” derler.

46- Onlara Allah’tan gayrı yardım edecek dost yoktur. Ve Allah’ın yolunu şaşırttığına selamet yolu yoktur.

47- Allah’tan onu ret edecek kudreti haiz (sahip) bir şey olmayan kıyamet günü gelmezden evvel, rabbinize icabet ediniz. Ve sizin için o gün bir melce (sığınak, korunak) yoktur. Ve sizin için de inkara da mecal yoktur.

48- Eğer iraz (yüz çevirme) ederlerse biz seni onlar üzerine hafız (koruyan, muhafaza eden) göndermedik. Sana lazım olan tebliğdir. Ve biz insana bir rahmet tattırır isek, onunla ferahlanır. Ve eğer onlara cezay-ı amelleri (amellerinin karşılığı) olarak bir fenalık isabet etse, derhal küfür ederler. Çünkü insan nimete küfür edicidir.

49- Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini hâlk (yaratma) eder ve dilediğine kız ve dilediğine erkek ihsan eyler.

50- Yahut onları erkek ve kız olarak çift eder ve dilediğini de kısır eyler. O bilici ve kadirdir.

51- Allah bir beşere ancak ya vahiy ile veya bir hicap arkasından tekellüm (konuşma) eder. Veyahut bir resul gönderip, izniyle dilediğine vahiy buyurur. O bilici ve hakimdir.

52- Sana da böylece emrimizden birini vahiy ettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Velakin biz Kur’an’ı onunla kullarımızdan dilediğimizi hidayet eylediğimiz bir nur kıldık. Ve sen muhakkak doğru yola hidayet edersin.

53- O yol, göklerde ve yerde olanların sahibi olan Allah’ın yoludur. Ve umurun kaffesi (işlerin tamamı) Allah’a raci (dönme, dönüş) olur.  

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir