Ulus Devlet Kiminle Barışır?
Silahların sinematografik bir sahneyi andıran biçimde yakılması, devletin barışı coşkuyla sahiplenmesi, bizi tarihin değiştiğine inandırmak istese de hâlâ ulus-devlet gerçekliği içinde yaşıyoruz. Üstelik bu gerçekliği, postmodernliğin eşiğinde, büyük anlatıların parçalandığı bir zamanda sürdürüyoruz. Devletin ideolojik devamlılığını sağlayan “asil yalan” (noble lie), Rousseau’nun tarif ettiği “sivil din” formunda, bugün de iktidarın meşruiyetini üretmeye devam ediyor. Bu […]