Abdest alırken elin kiri yıkandığı gibi kalbin kirinin de (dünya sevgisinin), yıkanması icap eder.
İstinca edilirken (avret mahalli temizlenirken) zahirdeki (görünen) necasetten necata ermek talep edildiği gibi, batındaki necasetten de (Dünyaya kalp ile bağlanmaktan da) necata ermeyi talep etmek gerekir.
Ağza su alındığı zaman, şüphesiz ki, o ağzın masivanın (boş işlerin) zikrinden de temizlenmesi gerekir.
Hücviri, Keşfu’l-Mahcup, s:354
Abdest boş iş değildir diyor sanırım.
&&&
Kore Savaşında kamuoyunun desteğini almak için dini terminoloji alabildiğine kullanıldı.
Hemen hepsinde işlenen ana fikir “Bu sıradan bir savaş değil İMAN ve KÜFÜR mücadelesi” olduğuydu..
Diyanet İşleri Reisi Ahmet Hamdi Akseki, Kore Harbinin inananlarla inanmayanlar arasında bir savaş olduğunu, Kore’nin “Allah Yolu” olduğunu, ölenlerin “Şehid” sayılacağına dair fetva yayınladı..
Hükumet (Mevlid okuyanların hapse atıldığı dönemde-AHÇ) Süleymaniye’de şehidler için mevlit okutuldu…
Halk sadece medyadan gazetelerden heyecana getirilmiyor dönemin ruhuna uygun olarak Aşıklar da devreye sokuluyordu. Nitekim, tespit edebildiğimiz kadarı ile 1950-53 yılları arasında Aşıklar, Kore konulu 33 adet destan yazdı/yazdırıldı.
Aşık Nihai:
Amerika Cumhur Reisi Truman
Milletine der ki: Cem olun durman
Türk bizle düşmana hiç vermez aman
Cesaret Türklerin, ferman bizimdir
(Cesaret ölüm riski Türklerde EMİR/ferman bizde diyor Truman-AHÇ)
Kağızmanlı Cemal:
“Dokuz yüz ellide Kore Savaşı
Temaşagâh oldu cihana Allah
Birleşmiş Milletler bel bağladılar
Tevrat, Zebur, İncil, Kuran’a Allah
…
Baba Salim:
Derhal Amerika sezdi bu işi
Gördü ki sırtardı ayının dişi
Bıraksa dünyaya kesecek fişi
Ateşe vercek bütün cihanı
O sıralar Washington Büyükelçisi olan Suat Hayri Ürgüplü ise Kore’ye asker göndermenin ABD için önemini “hem kaliteli hem ucuz” olarak tanımlıyor ve “Kore’de savaşan bir Türk askeri 136 dolara, Amerikan askeri ise 5.500 dolara mal olmakta, demektedir.
Mücahit Gültekin, Türkiye-ABD İlişkilerinin Psikolojisi, s:140-5 (Kısaltılmıştır)
Ankara’da NATO toplanıyor.
Acaba toplantılarda Kahraman, Kaliteli ve UCUZ Türk askerine “Allah Allah” nidaları ile Cennete gidiyorsun diyerek, ölüme sürüleceği yeni AMERİKA sömürgeciliği görevleri mi gündemi belirleyecek?
&&&
Türk Üniversiteleri resmi ideolojinin dışına çıkamazlar. (İ.Beşikçi)
Gerçekten de Türk Üniversiteleri Ulu Önder Atatürk’e övgüler yazmanın ötesine geçemiyor. Aslında bu durum pek de şaşırtıcı sayılmaz zira Zengin Zümrenin (Burjuva) yönettiği bir toplumda eğitimin amacı hiç bir zaman gerçekleri bulup çıkarmak değildir. (toplumu itaat ettirmenin yollarını aramaktır-AHÇ)
Her şeyin metalaştığı (paraya taptığı-AHÇ) bir ortamda bu zaten mümkün de değildir. Düzeni yaşatmak ve yeniden yeniden üretmekle görevli kurumlardan o düzeni eleştirmelerini beklemek safdillik olur.
Tersine üniversiteler sorunlara eleştirel yaklaşanları barındırmaz. Onlara kapıları kapar. O kapılar kapanırken genellikle mapushane kapıları açılır.
Düzeni eleştirmeyenlere de kapılar açılır ancak onlar çok farklı kapılardır. Ünvanlar, titrler çoğunlukla mevcut düzeni olumlayanlara ve sisteme bağlılığını ispat edenlere verilir.
Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası, s:101
Şahsiyeti gelişmemiş ülkelerde suç Cinayet, hırsızlık, komisyonculuk, rüşvet, dolandırıcılık değil SİSTEMİ ya da İktidarı veya Devleti elinde tutan zümreyi TEHDİT Etmektir.
Fikret Bey sanırım bu ülke adına Üniversitelerden HİÇ BİR ŞEY beklenemeyeceğini ifade etmek istemiş.
