03 Şub 26 - Sal 9:09:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > “İmparatorluklar Mezarlığı” Afganistan “Pakol” mu “Khula” mı?

“İmparatorluklar Mezarlığı” Afganistan “Pakol” mu “Khula” mı?

   Benim çocukluğumda 1970 li yıllarda Türkiye’de insanların uzak coğrafyalardan takip ettiği belleğimde yer edinmiş iki haber vardı. Biri Muhammed Ali, diğeri Afganistan işgali. Radyo ve televizyonlardan her gün Afgan mücahitlerinin Komünist Sovyet ordusuna karşı direnişi ve kahramanlıklarını gurur ve mutlulukla dinler, sabaha karşı uykudan uyanır TRT de Muhammed Ali’nin boks karşılaşmalarını gözyaşları ile izlerdik. Afgan mücahitlerinin hatıraları ve büyüdükçe kendimi ait hissettiğim dünyanın etkisi ile ilgim çoğaldı. Çok şükür geç olsa da ülkeyi ve insanlarını yakından tanıma ve çok sayıda mücahitle tanışma imkânına kavuştum.

Afganlar ülkelerine “İMPARATORLUKLAR MEZARLIĞI” demekteler. Ülkenin coğrafik yapısını görüp halkın asaletini tecrübe ettikçe bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz.

   Bir ülke düşünün 1979 da Sovyet işgaline uğruyor, tam dokuz yıl bu işgale ufak tefek yardımlar ve çok eski silah ve teçhizatlar ile direniyor, sonunda özgürlüğünü kazanıyor. Ardından işgalin getirdiği istikrarsızlık ortamı ve alan ve rant devşirme kavgaları ile kaşınan ırk temelli sorunlarla iç savaş dönemi başlıyor,  1996 yılında başlayan beş yıllık Birinci Taliban yönetimi, 2001 yılında Batı’nın desteklediği Kuzey cephesinin büyük mücahidi Mühendis Tacik savaşçı pakol adı verilen şapkasıyla tanınan, seküler olmasa da Batı yanlısı  Ahmet Şah Mesud’un 9 eylül 2001 de Taliban tarafından suikastla öldürülmesi sonrasında 11 eylül olaylarının bahane edilip 20 yıllık Amerikan işgali ve nihayetinde nasıl başladığı uzaktan anlaşılması zor ikinci Taliban Dönemi.

   Afganistan’ı ilk olarak 2019 yılında “Cumhuriyet” döneminde yardım gönüllüsü olarak ziyaret ettim. Coğrafi olarak işgalci bir güç tarafından ele geçirilmesinin imkânsız olduğunu ülkenin içindeki hava ve kara yolculuklarımda anladım. Yerel asayiş veya işgalci bir güç hiç bir şekilde yüzde yüz ülkeyi kontrol altına alamaz. İkinci olarak Afgan halkının çok büyük çoğunluğu asla İslam idaresinin aksi bir yönetim grubuna biat etmez, kanının son damlasına kadar savaşır, onurlarıyla ölmeyi tercih ederler. 

20 yıllık Amerikan işgalinde 2025 Haziran’daki 12 günlük Amerika’nın İran’a saldırısında kullandığı B2 bombardıman uçağının Afganistan’daki bölgeleri bombalaması rutin bir eylem idi, her türlü bombalama, katliamlar, yerel işbirlikçileri ile Afgan halkı üzerinde çok ağır bir baskı ve abluka içerisinde dahi halkın büyük bir kısmına diz çöktürmeleri mümkün olmamıştır. 2019 ziyaretimde sokaklarda sadece yerel Cumhuriyet askerlerini görmüş, işgalci güçlerin dolaşmadığını, bir intikal olacaksa askeri araçlara Türk bayrağı çekilerek yapıldığını dinlemiştim.

Nitekim biz de kuzeyde ki Penşir bölgesine bir asker ve Türk bayraklı araçlar ile gitmiştik. Ülkede asayiş bozuk hemen her gün kanlı eylemler olmaktaydı. Birçok batılı devletin elçiliklerine saldırılar yapılıyor yüzlerce insan öldürülüyordu. Hırsızlık, eşkıyalık ve uyuşturucu çok yaygın, sokaklar güvensizdi. Halk yokluk ve fakirlik içinde eziliyor, savaş, terör ile en temel insani haklardan mahrum bırakılıyor, uyuşturucu kullanımı, rüşvet iltimas ile bazı çevreler zenginleşiyor ve zenginlik kaynaklarını Afganistan dışında stoklanıyordu.

   Bu ortamda Pakistan’ın kurduğu Taliban 20 yıllık işgalde öldürülen savaşçılarının çocukları ve gönüllüleri medreselerde eğitiyor, ve saha da büyük askeri güçlere imkanları dahilinde her türlü saldırıları yapıyorlardı.  Taliban savaşçıları Kandahar bölgesinde ve Peştunlar arasında yaygın olarak kullanılaan Khule (Farçadan bize geçtiği şekil Külah ) adı verilen şapka kullanmaktalar. <cumhuriyet döneminde herkesin başında “Pakol”, sonrasında genellikle “Khule” görmeye başladım.

Ülke içinde seyahat ederken yolda ki çok sayıda kazılmış, sonra doldurulmuş çukurlar için niye böyle dediğimde komutan Nezir; Şaka ile karışık. Biz önce Allaha sonra bidona güveniyoruz! Neden ? geceleri bidonlar ile patlayıcıları hazırlar, menfezleri kazıp yerleştirir, sabah askeri konvoylar geçerken patlatırdık, bu şekilde bir süre sonra işgalciler sokağa çıkamaz oldu diye anlatmıştı.

   Taliban’a işgalci güçler ülkeyi altın tepside sunmadı, halkın büyük desteği ile savaşarak işgalcileri çaresiz bırakarak terk etmeleri sonucunda ikinci Taliban dönemi başladı. İşgalciler ile kim savaşıyorsa yönetimi onların alması doğal değil midir? Taliban bunun bedelini ağır şekilde ödemiş 20 yıldan fazla işgalciler ile savaşmış, toprağını korumuştur.

   Bilinenin aksine Taliban tek sesli ve bir yapı değil içerisinde çok sayıda fraksiyon barındıran örgütlü bir güçtür. İşgal sonrası Taliban’ın elinde gerçekten bir enkaz kaldı, fakirlik, işsizlik, tıbbi eksiklikler, el konulan yurtdışı varlıkları, ambargolar sebebi ile ithal edilemeyen teknolojiler, 5 milyona yakın yetim, 2-3 milyona varan uyuşturucu müptelası. Medresede ve cephelerde yetişen askerlerin şehirdeki uyumsuzluğu, kadınların bu iletişimiz hızlı çağında etkilendikleri dünyanın verdiği güçle kurallara meydan okumaları çok zorlamaktaydı.

    Zaman geçtikçe Taliban önce iç güvenliği sağladı ülke içinde güvenlik standartları oldukça yükseldi, uyuşturucu ile mücadelede merkezlerini çoğalttı, tedaviden kaçanları, çevresine zarar verenleri, tecavüzcüleri uyuşturucu satıcılarını etkisiz hale getirdi. Belediye hizmetlerini iyileştirdi ve hızlı ve üretken hale getirdi, birden çok proje ile çölleşen bölgelere su getirmek için imkanları dahilinde ciddi çalışmalar yapmakta.

   Bir ziyaretimde üst düzey bir komutan ile konuşurken, ben kadınlara eğitim hakkının uygun şartlar oluşturularak verilmesi gerektiğini söylemiş, Komutan şöyle cevap vermişti. Biz de üzerinde çalışıyoruz, inşallah tüm aksaklıklara uygun çözümler bulacağız. Ama bize Batının gözüyle bakmayın. Kalem, kâğıt Batının elinde bizi istedikleri gibi çizip resmediyorlar. Bari dostlarımız onların propagandaları inanmasınlar demişti.

   Bu hafta medyaya pompalanan Afganistan Taliban’ı için efendi köle yasa tasarısı ortaya çıkınca yine Batı bir yeni resim çiziyor galiba diye düşündüm, hele ki Cüneyt Özdemirler, diğer medya organları ile köpürtüldükçe kanaatim netleşti, Afganistan’daki dostlarıma sordum henüz yayınlanmayan bir kanun tasarısı var içeriği henüz belli değil, ama her nasılsa özgürlükçü batı yine kalemi kağıdı almış, Müslümanlara, Müslümanları çiziyor, Yerseniz.

   Garip olan artık bizlerinde batının çizdiği resimler ile Taliban’a bakmaya başlamamız. Oysa bizlerin Taliban’a itiraz sebeplerimiz ile Batının sebepleri aynı olamaz. Eğer Batı ile bu konu da ittifak ediyorsanız vay halinize.

   Taliban biz henüz İslam Emirliğiyiz İslam devleti olmak bir süreçtir diye kendilerini ifade etmekteler.    Afganistan İslam Emirliği açısından bu yasal düzenleme, yeni bir hukuk icadı değil; İslam şeriatının ve özellikle Hanefî fıkhının mahkemelerde düzenli ve tutarlı biçimde uygulanmasını sağlayan bir usûl metnidir. Emirlik, uzun yıllar savaş şartları altında sınırlı biçimde uygulanan şer‘î yargı pratiğinin, ülke genelinde kapsamlı ve sistemli hâle getirilmesini zorunlu görmektedir.

Yönetimin temel savunusu: Söz konusu metin bir anayasa değildir; vatandaşları hak ve statü bakımından yeniden tanımlamaz. Bu düzenleme, hâkimlerin hangi yetkilerle ve hangi şer‘î kaidelere göre karar vereceğini belirleyen bir yargı usülnamesidir. Hudûd ve kul hakları gibi alanlarda herkes şeriat önünde eşittir; hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmamaktadır.

   Ta‘zîr cezalarında öngörülen farklılıklar ise eşitsizlik değil, ıslah ve caydırıcılık ilkesinin gereğidir. Hanefî fıkhında yer aldığı üzere, suçun tekrarı, kişinin ahlaki durumu ve toplum üzerindeki etkisi dikkate alınır. Amaç cezalandırmak değil, kişiyi suçtan alıkoymak ve toplumsal düzeni korumaktır. Aynı cezanın herkeste aynı etkiyi doğurmayacağı kabul edilir.

   Mezhep ve akideyle ilgili hükümler, farklı mezhepleri hedef almamaktadır. Şiâ veya gayrimüslimler bu kapsamın dışındadır. Düzenlemenin amacı, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat içinde akideyi bozan ve toplumu tefrikaya sürükleyen bid‘atları önlemektir. Bu, dinin korunması açısından şer‘î bir zorunluluk olarak görülmektedir.

   Sonuç olarak Afganistan yönetimi, bu yasal düzenlemeyi ilahi hükümlere dayanan, tarihsel fıkhî geleneğe yaslanan ve toplumsal istikrarı hedefleyen meşru bir adım olarak savunmaktadır. Modern eleştirilerin ise çoğunlukla şeriatın kendi iç mantığını dikkate almadan yapıldığını düşünmektedir.

 Müslümanlar Taliban yönetimini önemsemeli, küçümsemekten kaçınmalı Batının propagandasının etkisi ile değerlendirmemelidir. Yaşadığımız çağda İslam adına, ağır savaş güçlerine meydan okuyup teslim olmayan, neredeyse hiç yaşamadan şehadete koşan ve sonuç alan örnekler çok değil.

  Taliban Müslümanlar için ciddi bir tecrübedir, Tüm dünya Müslümanları tarafından hüsnü niyet ile yaklaşılmalıdır.  İnşallah hatalarını düzeltip müslümanların yüz akı olacaklardır. Benim temennim ve duam bu şekildedir. O asil halk İslam adaletine layık yegane millettir.

Erol Ergenekon 2 şubat 2026

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir