İnsanlar robot değil, tek biçim değil.. Coğrafyası, kültürü, eğitimi, tarihi, dili, milliyeti, geleneği, anlayışı.. farklı.
Bunları tek bir kalıba dökemeyiz.
Dolayısıyla İslami çıkarımları, İslam’dan anladıkları da farklı olacak. Buna mezhep diyoruz.
Sorun, bu mezheplerden birinin İslam budur demesi, İslam’ı tekeline alması, mezhebini din yapmasıdır..
Mezhepler elbet kelami, fıkhi, siyasi olacak. İktisadi olacak.. zaten bunun için var..
Bunu önlemeye çalışmak hem diktatörlük, hem Allaha isyandır: Allah insanları tek bir ümmet olarak yaratmadı.
(Türklerin, Kürtleri Türk yapması gibi bir şey bu! Dilini, milliyetini, reddetmesi gibi bir şey bu. Doğal değil, normal değil.. Müslüman olsalardı Kürtleri o halini reddetmeden İslam kardeşliği içinde buluşmaya çağıracaktı)
Ama Allah Müslümanlara dedi ki, siz, diğerlerinden ayrı bir millet/ümmetsiniz. İnancınız bunu gerektirir. Ortak diliniz, kültürünüz olsun. Durduğunuz yerde kalmayın. Dilinize, vatanınıza saplanmayın. Üste çıkın. Üstte buluşun..
Şu halde İslami ümmet birliğine ihanet eden her mezhep, hududu aşmış, dine dönüşmüştür..
Peki mezhepleri ümmet birliği içinde buluşturacak olan ne? Geçmişte bu iş nasıl yapıldı?
Siyaset. Si-ya-set.. İslami siyaset yoksa her mezhep kendini cennetlik, diğerlerini cehennemlik yapmayı sürdürecek..
Ben ne sunniyim, ne şiiyim.. diyenler ne diyor? Çok şey söylüyormuş gibi yapıp hiç bir şey söylemiyor!
Neymiş, müslümanmış! Hadi ya! Diğerlerinin Müslüman olmadığına sen mi karar veriyorsun?
Neymiş, Kur’an böyle diyormuş! Hadi ya! Senin öyle anladığın/tercüme ettiğin ayetleri Hintli Müslüman farklı anlıyorsa, Hintli kafir mi oluyor!
İddian varsa, müslümanların birliğini konuşacaksın. Neden ayrı gayrılar sebebini konuşacak, çareyi sunacaksın.
Bunu yapmıyorsan, mezhepleri reddediyorum derken kendi mezhebine çağırıyorsun demektir..
Mezhepsizlik diye bir şey icat edenler, aslında kendi mezheplerini tek mezhep yapanlardır.
Ters mi geldi? Buyur o zaman Arabı Türk yap, Hintliyi Kürt yap, İsrailliyi Filistinli yap!
Müslümanlar mezhebi değil, mezheplerin nasıl birlik olacağını,
Kur’ani anlayışlarını değil, Kur’an anlayışlarına göre dünya işlerini nasıl çözeceklerini, İslam ümmetinin nasıl birlik olacaklarını konuşacaklar.
Kur’an’a çağıranlar kendi Kur’an anlayışlarına çağırmayı terk edip, anlayışına göre birlik dirliği sağlamayı konuşmalı.
Kur’an hayat kitabıdır kelam/felsefe kitabı değil!
Siz de merak etmiyor musunuz?
Eskiden Kur’an okuyanlar şeriatçıydı, şeriat getirecekler küfrü bastıracaklardı.
Sonraki Kur’an’cılar işi kelama/felsefeye döktü, devletten siyasetten vaz geçti, nasıl olacaksa marufu emretmekten, münkeri nehyetmekten bahseder oldu, sivilleşti. Hiçbir şeye başkaldırmıyor, Amerikan barışı içinde yaşamayı doğal zannediyor.
Nasıl oldu da bu iş buralara geldi? Kur’an okuyanlarda akıl kalmadı?
Son günlerde İran’a saldıranlara bakıyorum,
Neymiş, İran Suriye olaylarında Müslüman kanı dökmüş!
Ya Türkiye NATO ile ittifak ederek Suriye’ye bulaştığında İsrailli kanı mı döktü?
Tencere dibin kara meselesi ama İran kötü “bizimkiler” iyi!
Akıl bu kadar!
