04 Tem 26 - Cts 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > VideoYorum > “Halk Üniversitesi” Programında Abdurrahman Arslan Söyleşisi

“Halk Üniversitesi” Programında Abdurrahman Arslan Söyleşisi

Arif Kaya’nın sunduğu “Halk Üniversitesi” programına konuk olan sosyolog ve yazar Abdurrahman Arslan, modern dünya, Müslüman zihniyeti ve toplumsal değişimler üzerine derinlikli eleştiriler sunmaktadır. 1947 Van doğumlu olan ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Arslan, yazı yazmaktan ziyade sözlü kültüre ve tefekküre önem veren bir düşünürdür,. Kitaplarının çoğu, dergilerdeki yazılarından veya kendisiyle yapılan söyleşilerden derlenmiştir,.

Arslan’a göre içinde yaşadığımız modern çağ, “geveze” bir çağdır ve insanlara sükut etmeyi unutturmuştur. Sükutu sadece susmak değil, derin bir içsel düşünme ve tefekkür hali olarak tanımlayan yazar, günümüzün görsel kültürünün insanı derinlemesine düşünmekten alıkoyduğunu savunur,. Ona göre Müslüman entelektüellerin en büyük açmazı, Batı’da gördükleri kavramları (sosyoloji, felsefe, özgürlük vb.) İslam’da aramaları ve bulamayınca bir aşağılık kompleksiyle İslam’ın eksik yorumlandığını iddia etmeleridir,,. Arslan, İslam’da Batılı anlamda bir sosyoloji veya felsefenin olamayacağını, çünkü bu disiplinlerin Batı’nın kendi tarihsel ihtiyaçlarından doğduğunu belirtir,.

Müslümanların bugünkü durumunu “iki zihinli bir akıl” olarak betimleyen Arslan, bedenlerin modern dünyanın taleplerini yerine getirdiğini ancak zihnin Müslüman kalmaya çalıştığını ifade eder,. Bu durumun amellerin sekülerleşmesine, dilin ise dindar kalmasına yol açtığını; evin içinde ve dışındaki ahlakın birbirinden ayrıldığını savunur,. Aile yapısındaki bozulmaya da dikkat çekerek, Türkiye’de doğum oranlarının düşmesini ve aile politikalarının Avrupa Birliği’nden yapılan tercümelerle yürütülmesini sert bir dille eleştirir,.

Siyasi ve toplumsal düzlemde ise Müslümanların kendilerini sadece anti-Kemalizm veya dış güçleri (Batı, Yahudilik vb.) suçlamak üzerinden tanımlamalarının bir entelektüel sığlık yarattığını dile getirir,. Ona göre, Kemalizm olmasaydı bile Müslümanların zihinsel potansiyeli bugünkü noktadan farklı olmayacaktı. Gazze konusuna da değinen Arslan, oradaki direnişin küresel sisteme bir başkaldırı ruhu taşıdığını, ancak Türkiye’deki bazı dindar kesimlerin bu durumu sadece bir “fenomen olma” çabasıyla ve yüzeysel bir destekle geçiştirdiğini iddia eder,.

Son olarak, Müslümanların mevcut modern paradigmanın dışına nasıl çıkabileceği üzerine kafa yorması gerektiğini belirten Arslan, asıl maharetin modern akışa kapılmamak ve bu akışa direnç göstermek olduğunu vurgular,. Müslüman entelektüelin görevinin, bu akışın toplumu nereye (bir uçuruma mı yoksa bir çağlayana mı) götürdüğünü sorgulamak ve ayaklarını sabit kılarak bu sürece ram olmamak olduğunu ifade eder.

söyleşinin tamamı:

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir