Konumuz İmam Şâtıbî’nin usûl-i fıkıh alanındaki başyapıtı el-Muvâfakât’ın “Ruhsatlar” (ya da genel anlamda teklifî/vaz’î hükümler) bölümündeki Dokuzuncu Mesele‘dir.
Şâtıbî, bu dokuzuncu meselede ruhsatı doğuran sebeplerin (hastalık, yolculuk, ikrah vb.) aslında dinin “bizzat gerçekleşmesini hedeflediği” asıl amaçlar olmadığını, aksine azîmet hükümlerinin uygulanmasını geciktiren veya engelleyen geçici maniler (engeller) olduğunu vurgular.
Önceki sekiz meseleyle mantıksal bir köprü kurarak metnin tamamını kavramak gerekirse, önceki konuların kısa özeti ve bu dokuzuncu meseleyle olan organik bağı şu şekildedir:
Şâri’in (Cenâb-ı Hakk’ın) teklifî hükümlerdeki asıl muradı kullarını zorlamak değil maslahatlarını (faydalarını) korumak olduğundan (1. Mesele),
dinin genel yükümlülükleri asıl/genel kural olan “azîmet” üzerine kurulmuş ve her mükellef öncelikle bu asli emirlerle muhatap kılınmıştır (2. Mesele).
Ancak insanın yaratılışındaki zayıflık ve karşılaştığı olağanüstü güçlükler gözetilerek (3. Mesele),
meşakkati kaldırmak ve kullara kolaylık sağlamak amacıyla ikincil hükümler yani “ruhsatlar” meşru kılınmıştır (4. Mesele).
Bu ruhsatlar, asıl olan azîmet hükmünü kökten iptal etmeyip sadece geçici durumlar için bir genişlik ve serbestlik sunduğundan (5. Mesele);
mükellef, ruhsatı bir kaçış veya dinî yükümlülükleri dolanma aracı kılmamalı, zira ruhsatın varlığı azîmetin asıl olma vasfını ve Şâri’in ilk kastını ortadan kaldırmaz (6. Mesele).
Ruhsatın kullanımı kişinin kendi durumundaki zaruret ve ihtiyaca endeksli olduğundan (7. Mesele),
azîmeti terk edip ruhsata sarılırken ne dinî sınırları gevşetmek ne de nefsi hevalara uydurmak meşru görülür (8. Mesele);
işte tam bu noktada Dokuzuncu Mesele kapsamı devam ettirir:
Ruhsatı doğuran sebepleri (hastalık, yolculuk gibi zorlukları) bizzat ortaya çıkarmak veya bunları yapay olarak üretmek Şâri’in maksadı değildir. Çünkü bu sebepler azîmet hükmünün işlemesini engelleyen birer “mani”dir ve nasıl ki bir kimsenin sırf ibadetten kaçmak için mani üretmesi batıl ise, ruhsat sebeplerini de sırf azîmetten kaçmak için araçsallaştırmak dinde hükümsüzdür.
