İngiliz Temasları, İhvan Üzerindeki Nüfuz Mücadelesi ve Süveyş Krizi (1953–1956)
1953–1954: İngilizlerle yeniden temas iddiaları
1952 Devrimi’nden sonra İngiltere ile Müslüman Kardeşler arasındaki ilişkiler yeni bir aşamaya girdi. İngiltere, Hür Subaylar yönetimiyle Süveyş Kanalı ve askerî varlığı konusunda anlaşmaya çalışırken Mısır’daki diğer siyasi güçlerle ilişkilerini de sürdürüyordu.
Bu dönemde İhvan’ın bazı yöneticilerinin İngiliz diplomatik temsilcileriyle temas kurduğu iddiaları Mısır yönetiminin gündemine geldi. Nitekim 15 Ocak 1954’te hareketin yeniden kapatılması sırasında yönetimin ileri sürdüğü suçlamalardan biri, İhvan’ın emperyalist güçlerle iş birliği yapmasıydı. Mısır yönetimi, üst düzey İhvan mensuplarının Nisan 1953’ten itibaren İngilizlerle temas kurduğunu ileri sürüyordu. Martyn Frampton’ın İngiliz ve Amerikan arşivlerine dayanan araştırması, bu iddiaların dönemin diplomatik ilişkileri içinde önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.
Burada dikkat çekici olan, İngilizlerin Nasır yönetimiyle de aynı dönemde görüşmeler yürütmesidir. Dolayısıyla İngiltere bir taraftan yeni askerî yönetimle anlaşmaya çalışırken diğer taraftan İhvan gibi toplumsal ağırlığı bulunan aktörlerle temas kanallarını açık tutuyordu. Bu durum, İngiliz siyasetinin tek bir Mısır siyasi aktörüne bağlanmadığını gösteriyor.
İngiltere’nin önceliği: Nasır yönetimiyle anlaşma
İngilizlerin temel meselesi, Mısır’daki bütün siyasi hareketleri kontrol etmekten çok, Süveyş Kanalı bölgesindeki askerî ve stratejik çıkarlarını korumaktı.
5 Nisan 1954 tarihli bir Amerikan diplomatik telgrafı bu açıdan önemli bir belge sunuyor. Kahire’deki Amerikan Büyükelçisi Jefferson Caffery, İngiliz Büyükelçisi’nin acil önerisi üzerine iki ülkenin Mısır’daki siyasi durumu birlikte değerlendirdiğini bildiriyordu. Değerlendirmede Hür Subaylar yönetiminin geleceğinin büyük ölçüde İngiltere ile yapılacak anlaşmaya bağlı olduğu belirtiliyordu. Ayrıca Nasır yönetiminin komünizm karşıtı ve Batı ile anlaşmaya açık bir çizgide bulunduğu ifade ediliyordu.
Bu belge, İngiltere’nin 1954 yılında İhvan’ı desteklemekten ziyade Nasır yönetimiyle anlaşmayı öncelikli gördüğünü ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle İngilizlerin İhvan’la temas arayışları, Mısır’daki askerî yönetimi devirmek veya onun yerine İhvan’ı geçirmek şeklinde yorumlanamaz. İngiltere, kendi stratejik çıkarları bakımından uygun gördüğü farklı aktörlerle eş zamanlı ilişkiler geliştirmeye çalışıyordu.
1954: İhvan’ın tasfiyesi ve İngiliz-Mısır anlaşması
1954 yılında İhvan ile Nasır yönetimi arasındaki çatışma derinleşirken İngiltere ile Mısır arasındaki Süveyş görüşmeleri de sonuçlanma aşamasına geldi.
19 Ekim 1954’te iki ülke arasında imzalanan anlaşma, İngiliz askerlerinin Süveyş Kanalı bölgesinden çekilmesini öngörüyordu. Böylece İngiltere, uzun yıllardır sürdürdüğü askerî varlığını sona erdirme sürecine girmiş oldu.
Aynı yıl Nasır yönetiminin İhvan’a yönelik baskısı ağırlaştı. 26 Ekim’de İskenderiye’de Nasır’a yönelik suikast girişimi gerçekleşti. Yönetim bu olayı İhvan’ın tasfiyesi için gerekçe olarak kullandı. Hareketin yöneticileri ve binlerce mensubu tutuklandı; bazıları ağır cezalara çarptırıldı.
Bu gelişmelerin İngiltere açısından sonucu, Mısır’daki siyasi dengelerin önemli ölçüde değişmesiydi. Saray ve geleneksel siyasi çevrelerin yerini ordu merkezli yeni bir iktidar yapısı almıştı. İhvan ise yasal ve açık siyasi faaliyet yürütme imkânını büyük ölçüde kaybetmişti.
1956: Süveyş Krizi ve İngiliz nüfuzunun gerilemesi
1956 yılında Cemal Abdünnasır’ın Süveyş Kanalı’nı millîleştirmesi, İngiltere’nin Mısır üzerindeki geleneksel nüfuzunun son büyük sınavı oldu.
İngiltere ve Fransa, İsrail ile birlikte Mısır’a karşı askerî harekât başlattı. Ancak ABD ve Sovyetler Birliği’nin baskısı, uluslararası tepkiler ve Birleşmiş Milletler süreci sonucunda saldırı sona erdi. İngiltere askerlerini geri çekmek zorunda kaldı.
Süveyş Krizi, İngiltere’nin Ortadoğu’daki eski sömürgeci nüfuz yöntemlerinin ciddi biçimde gerilediğini gösterdi. Mısır’da artık siyasi gücün temel merkezi saray değil, ordu ve Nasır yönetimiydi.
İhvan ise bu gelişmeler sırasında Mısır’da ağır baskı altında bulunuyordu. Dolayısıyla Süveyş Krizi’ni İhvan’ın İngiltere ile ortak hareket ettiği bir gelişme olarak değerlendirmek için yeterli kanıt yoktur. Aksine hareketin İngiliz işgaline karşı geçmişte yürüttüğü mücadele, iki taraf arasındaki ilişkinin ne kadar çelişkili olduğunu gösteriyordu.
Sonuç: İlişki, destek ve kontrol meselesi
1928–1956 dönemindeki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde İngiltere ile Müslüman Kardeşler arasındaki ilişkinin tek yönlü ve sürekli bir iş birliği olmadığı görülüyor. İngiliz yönetimi, İhvan’ı zaman zaman güvenlik tehdidi, zaman zaman komünizme karşı kullanılabilecek toplumsal bir güç, zaman zaman da siyasi temas kurulabilecek bir aktör olarak değerlendirdi.
Dikkat edilmesi gereken husus, İngiliz devletinin Mısır’daki siyasi aktörlerle ilişkilerini kendi stratejik çıkarlarına göre değiştirebilmesidir. Vefd, saray, Hür Subaylar ve İhvan bu politikanın farklı dönemlerde muhatapları olmuştur.
1956 Süveyş Krizi ise bu dönemin kapanışını simgeliyordu. İngiltere’nin Mısır üzerindeki doğrudan askerî ve siyasi etkisi gerilerken İhvan, Nasır yönetiminin baskısı altında yeni bir mücadele dönemine giriyordu. Böylece hareketin sonraki yıllarda Mısır dışındaki yapılanmaları ve uluslararası ilişkileri bakımından da yeni bir tarihsel dönem başlamış oldu.
