26 Nis 26 - Paz 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Muvâfakât Okumaları: Vaz’i Hükümlerin İkinci Türü “Şart” Yedinci Mesele

Muvâfakât Okumaları: Vaz’i Hükümlerin İkinci Türü “Şart” Yedinci Mesele

Şer’î hükümlerin   şart konusu, şartın tanımı yapılarak, onun mevcudiyetiyle hükmün varlığının değil, yokluğuyla hükmün yokluğunun kesinleştiği; ardından şartın hükmün sebebinden farkı; şartların kaynağı bakımından yapılan ayrımda, Şâri’ tarafından belirlenen şer’î şartlar ile mükellefin iradesiyle oluşturduğu ce’lî (kişi iradesiyle oluşan) şartlar arasındaki mahiyet farkları ele alındı. Şartın hem aklen hem de şer’an mümkün olması ve meşrut (şarta bağlanan şey) ile arasında makul bir bağ bulunması gerektiği üzerinde duruldu. 7. meselede “şart” kavramının, mükellef tarafından dini bir hükmü (vacibi) düşürmek veya bir yasağı delmek amacıyla kullanıla bilinirliği konusu ele alınmaktadır.

7. Mesele:

Bir şartın yerine getirilmesi veya terk edilmesi, normal şartlarda kişinin iradesine bağlıdır ve bu durum fıkhi sonuçlar doğurur (örneğin; zekat için nisap miktarı malın olması veya evlenerek “muhsan” sıfatı kazanmak gibi). Ancak buradaki temel sorun, kişinin şer’i bir hükmü etkisiz kılmak amacıyla şartlarla oynamasıdır.

1. Kötü Niyetli Tasarrufların Hükmü

Eğer bir mükellef, bir sebebe bağlı olarak doğacak hükmü (neticeyi) engellemek amacıyla şartı kasten oluşturur veya ortadan kaldırırsa, bu eylem batıldır (geçersizdir). Hem akli hem de nakli deliller, dini dolanmak (hile-i şer’iyye) amacıyla yapılan bu tür işlemlerin geçersiz olduğunu gösterir. Örneğin:

  • Zekat ödememek için malları hileli şekilde birleştirmek veya ayırmak.
  • Alışverişte meclis muhayyerliğini (vazgeçme hakkını) yok etmek için kaçar gibi meclisten ayrılmak.
  • Hülle nikahı yaparak dini bir yasağı aşmaya çalışmak.

Şari’ (Allah), bir sebebi bir maslahat (fayda) için koymuştur. Kişinin bu sebebi veya şartı, hükmü iptal etmek için kullanması, Allah’ın muradına zıttır ve bu nedenle yapılan işlem hukuken yok sayılır.

2. İtiraz ve Cevap

İtiraz: Bazıları, “Şart yoksa hüküm de yoktur; kişinin niyeti ne olursa olsun şart gerçekleşmemişse sorumluluk doğmamalıdır,” diyerek zekat nisabını kasten düşürenle ihtiyacı olduğu için düşürenin aynı kefeye konulmasını savunabilir.

Cevap: İslam hukuku niyeti esas alır. Kişinin asıl amacı Allah’ın koyduğu yükümlülükten kaçmaksa, şeriat bu hileyi iptal eder. Sahih bir ihtiyaçla yapılan harcama ile zekattan kaçmak için yapılan hileli bağış aynı değildir.

3. Yapılan İşlemin Geçerliliği Üzerine Yaklaşımlar

Kötü niyetle yapılan bu tür “şartlı” işlemlerin mutlak olarak batıl olup olmadığı konusunda üç temel yaklaşım sergilenmiştir:

  • A) Tamamen Geçersiz Sayma: Kişinin kötü niyetli müdahalesi yok hükmündedir. Yapılan işlem (örneğin emaneten verilen hibe) hukuki sonuç doğurmaz; kişi o yükümlülükten kurtulamaz.
  • B) Şeklen Geçerli Sayma: Bazı hukukçulara göre, yapılan eylem günah olsa da dış görünüş itibarıyla şart gerçekleştiği için hüküm düşer. Örneğin; oruç tutmamak için sefere çıkan kişi günahkar olur ama seferi olduğu için oruç tutması gerekmez. Bu görüş, şekli şartın gerçekleşmesini yeterli görür.
  • C) Hak Ayrımı Yapma (Allah ve Kul Hakkı): * Allah Hakları: Zekat ve ibadetler gibi doğrudan Allah’ın hakkı olan konularda hileli işlemler batıldır, geçersiz sayılır.
    • Kul Hakları: Kişilerin kendi arasındaki tasarruflarda ise şartın gereği (kötü niyet olsa bile) genellikle geçerli kabul edilir.

Sonuç olarak; şer’i bir hükmü etkisiz kılmak amacıyla şartları manipüle etmek, İslam hukukunun genel ruhuna ve Allah’ın kastına aykırıdır. Bu tür eylemler çoğunlukla “batıl” kabul edilerek, hile yapanın amacının aksine hükmedilir.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir