05 May 26 - Sal 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 35-Fatır Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 35-Fatır Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

35- Cevdet Paşa Meali – Fatır Suresi

Mekke’de nazil olmuş, 45 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım.

1- Göklerin ve yerin hâlıkı (yaratıcısı) olan ve melekleri iki, üç ve dört ve dilediğini daha ziyade kanatlı elçiler kılan Allah’a hamd olsun. Allah her şeye kadirdir.

2- Allah’ın nasa (insanlar) fetih edeceği rahmeti imsak (cimrilik) eden ve imsak eylediği şeyi de ondan başka irsal (gönderme) eyleyen yoktur. Allah galip ve kadir ve hakimdir.

3- Ey nas (insanlar)! Allah’ın üzerinize olan nimetlerini zikir edin. Sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah’tan başka hâlık (yaratıcı) var mıdır? Ondan gayrı ilah yoktur. Nasıl iftira edersiniz?

4- Eğer seni tekzib (yalanlama) ederlerse, müteessir olma. Senden evvel resuller tekzib olundular. Bütün umur (işler) Allah’a raci (dönüş) olur.

5- Ey nas (insanlar)! Allah’ın vadi haktır. Sizi hayat-ı dünya (dünya hayatı) ve Allah ile aldatan şeytan mağrur (gururlanmak) edip aldatmasın.

6- Muhakkak şeytan size düşmandır. Onu düşman ittihaz (edinme) ediniz. O kendi taraftarlarını cehennemlik olmaya davet eder.

7- Kâfirlere şiddetli azap vardır. İman edip salih ameller işleyenlere de mağfiret (bağışlanma) ve büyük mükâfat vardır.

8- Kendisine fena amel tezyin (süslü) olunup onu iyi gören, mazhar-ı hidayet (hidayete erme) olan gibi midir? Allah dilediğini ızlal (delalete düşürme, saptırma) dilediğine hidayet eder. Onların üzerlerine hasretle nefsini tazib (eziyet verme) etme. Allah onların işlediklerini daha iyi bilir.

9- O Allah’tır ki, rüzgarları gönderir ve onlarla bulutları kaldırır. Onları ölü arza sevk eder ve onunla ölümünden sonra arzı ihya eyleriz. İşte bais (yeniden dirilme) ve neşir (yayma) de böyledir.

10- İzzet isteyen Allah’a itaat etsin. Çünkü izzetin cümlesi Allah’ın elindedir. İyi kelime Ona suud (yükselme) eder ve salih amel onu yükseltir. Seyyiatı (günah, kötülük) gizli ve hilekârlıkla icra (yapma) edenlere şiddetli azap ve mekre (tuzak) mukabil mekir vardır. Onlar batıl ve fasit olurlar. 

11- Allah sizi topraktan sonra nutfeden hâlk (yaratma) etti. Sonra sizi çift yaptı. Bir dişi bir şeye hamil (yüklü, yüklenmek) olmaz ve onu vazı (koyan) etmez ki, Allah onu bilmesin. Bir mamurun (bakımlı, güzel) imarının artması veyahut noksan olması her halde kitapta yazılıdır. Bütün bunlar Allah’a kolaydır.

12- Biri tatlı ve şarabı (içmek) kolay ve diğeri acı ve tuzlu iki deniz bir olur mu? Her ikisinden de taze et yersiniz ve onlardan kendinize hilyeti (süs eşyası) çıkarırsınız. Siz Allah’ın fazlından medar-ı maaşınızı (geçim vasıtası) talep edesiniz için, gemileri denizlerde suyu yararak gider görürsün. Bunlara şükür etmeniz layıktır.

13- Geceyi gündüze ve gündüzü geceye sokar, güneşi ve ayı musahhar (boyun eğdirme) kıldı. Cümlesi bir vakt-i muayyene (belli bir vakit) kadar yürürler. İşte rabbiniz olan Allah böyledir. Ve mülk ve tasarruf Onundur. Ondan başka ibadet eyledikleriniz hurma çekirdeğinin tomurcuğuna bile malik değillerdir.

14- Dua ederseniz, duanızı işitmezler. Eğer işitseler size cevap veremezler. Ve kıyamet günü şirkinizi inkâr ederler. Sana bunları her şeyden haberdar olan Allah gibi, kimse haber vermez.    

15- Ey nas (insanlar)! Siz Allah-u Tealaya fakirlersiniz. Allah ise gani ve bizatihi hamda müstahaktır (layıktır).

16- Eğer istese sizi izale (yok etme, ortadan kaldırma) edip yerinize yeni bir halk getirir.

17- Bu Allah’a güç değildir.

18- Birinin günahıyla, biri günahkâr olmaz. Eğer birini onu yükletmek için çağırsan, akrabası bile olsa ondan bir şey yüklenemez. Ancak sen gayb ile rablerinden korkanları, namazlarını ikame edenleri inzar (uyarma) edersin. Kendini temizleyen, kendi nefsi için temizlenir. Nihayet gidilecek yer Allah’tır.

19- Ama ile gözlü bir olmaz.

20- Zulümat ile nur da müsavi (eşit) olmaz.

21- Gölge ile kızgın güneş de bir olmaz.

22- Ölülerle diriler de bir olmazlar. Allah dilediğine işittirir ve sen mezarlarda olanlara söz işittiremezsin.

23- Sen ancak korkutucusun.

24- Biz seni müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik. Hiçbir ümmet gelip geçmedi ki, ancak ona bir korkutucu geldi.

25- Eğer onlar seni tekzib (yalanlama) ederlerse, onlardan evvelkiler de resullerini tekzib ettiler. Resulleri onlara aşikâr mucizeler, sahifeler ve parlak kitaplarla geldiler.

26- Sonra küfür edenleri ahz (almaz, alış) ve helak ettim. Azabım nasıl oldu?

27- Görmez misin ki, Allah gökten su indirdi ve onunla renkleri muhtelif (çeşitli) meyveler çıkardık. Kezalik (yine, bunun gibi) dağlardan renkleri muhtelif beyaz, kırmızı ve gayet siyah yollar peyda (meydana getirme) eyledik.   

28- Bunun gibi insanlardan, hayvanlardan ve eti yenir hayvanat-ı ehliyeden (ehil hayvanlar), renkleri muhtelif (çeşitli) yarattık. Ancak kullarından alimlerdir ki, Allah’tan korkarlar. Allah galip ve kadir gafurdur.

29- Onlar, Allah’ın kitabını tilavet (okuma) edenler, namazlarını kılanlar, kendilerine rızık eylediğimiz şeylerden gizli ve aşikâr olarak infak edenler, kesadı (yokluk, azlık) olmayan ticareti ümit eyleyenlerdir.  

30- Allah Teala onların ecir ve mükafatlarını ifa (yapma, yerine getirme) eder. Ve buna fazl-u kreminden de (cömertçe, bolca) ziyade (fazla) eyler. Zira O gafur ve şükre mukabele (karşılık) edicidir.

31- Sana kitaptan vahiy eylediğimiz haktır ve kendinden evvelki kitapları tasdik eder. Allah kullarını görür ve hallerinden haberdardır.

32- Sonra kullarımızdan ayırıp seçtiklerimize kitabı miras ettik. Onlardan nefse zalim, yine onlardan muktesit (tutumlu), yine onlardan Allah’ın izniyle hayrata (hayır işleri) koşanlar vardır. İşte bu büyük fazl-u keremdir.

33- Onlar Adn Cennetlerini görürler ve orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler ve elbiseleri ipektir.

34- “Bizden hüznü izale (giderme, yok etme) eden Allah’a hamd olsun. Muhakkak rabbimiz gafur ve şükre mukabele (karşılık) edicidir” derler.

35- “Bize ebedi ikamet edilecek dar-ı ahireti (ahiret yurdu) fazl-u kereminden (ilahi lütuf) ihsan eden O, rabbimizdir. Orada bize yorgunluk, külfet ve müşkülat (güçlükler, engeller) temas etmez” derler.

36- Kâfirlere cehennem ateşi vardır. Orada ölmezler ki, kurtulalar. Ve onlardan azap tahfif (hafifletme) edilmez. Biz bütün nimete kafir olanları böyle mücazat (cezalandırma) eyleriz.

37- Onlar: “Ya rabbi! Bizi buradan çıkar. İşlediğimizin gayrı olarak salih amel işleyelim” diye feryat ederler. Onlara, “tezekkür (hatırlama) edeceklerin tezekkürlerine kifayet (yeterli) edecek kadar sizi dünyada yaşatmadım mı? Ve size korkutucu resul de geldi. Şimdi azabı tadınız. Zalimlere yardımcı yoktur” denilir.

38- Allah göklerin ve yerin mugayyebatını (gayb olanı, bilinmeyenleri) bilir ve O kalplerde olanları da bilicidir.

39- Sizi arzda (yeryüzü) geçen kavimlere halef (yerine geçen) kılan Odur. Küfür edenin küfrü kendi aleyhinedir. Kâfirlere küfürleri, rableri indinde (katında, yanında) gazaptan başka bir şeyi artırmaz. Ve kâfirlere küfürleri ancak hasar ve ziyan artırır.

40- Deki: “Allah’tan başka ibadet ettiklerinizi görüyor musunuz? Yerden ne hâlk (yaratma) eylediklerini bana gösterin. Yahut onların semada iştiraklerimi (ortaklık, ortak olma) vardır? Yahut onlara bir kitap mı verdik ki, o kitaptan bu halleri öğrenmişler. Ne öyle ne böyledir. Belki zalimlerin birbirine vaat eyledikleri şeyler ancak aldatıcı şeylerdir.

41- Allah zail (yok olma, ortadan kalkma) olmamaları için gökleri ve yeri tutar. Eğer onlar zail olsalar, Allah’tan gayrı onları tutacak kim vardır? Allah halim ve gafurdur.

42- Müşrikler, eğer kendilerine bir resul gelse, dünyadaki ümmetlerin en ziyade hidayet bulanı olacaklarına Allah ile kuvvetli yeminler ederler. Onlara nezir (uyarıcı) geldiğinde bu, onlarda ancak nefret ve firarı arttırdı.

43- Fena mekir (tuzak) ancak sahibine la-hak olur. Onlar evvel geçen akvamın (kavimler) sünnetlerine mi intizar (bekleme) ederler. Allah’ın sünnetinde tebdil (değişme) bulamazsın. Allah’ın sünnetinde tahvil (başka bir duruma geçme) bulamazsın.

44- Onlar arzda seyr-ü seyahat edip kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olduğuna nazar (bakmak) etmezler mi? Onlar bunlardan daha kuvvetli idiler. Allah Teâlâ’yı göklerde ve yerde bir şey aciz edemez. O bilici ve kadirdir.

45- Eğer Allah nası (insanlar) kazandıkları ile muaheze (hesaba çekme) etmiş olsa idi, yeryüzünde bir yürüyen bırakmazdı. Velakin onların azabını vakt-i muayyene (belli bir vakte) tehir (erteleme) eder. Ecelleri geldiğinde azap olunurlar. Allah kullarının hallerini görücüdür.        

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir