31 Tem 26 - Cum 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > HaberYorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 39 – Cevdet Paşa Meali – Zümer Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 39 – Cevdet Paşa Meali – Zümer Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

39- Cevdet Paşa Meali – Zümer Suresi

Mekke’de nazil olmuş, 75 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım

1- Kitabın tenzili (indirilmesi) galip ve kadir ve hakim olan Allah’tandır.

2- Biz sana kitabı hak ile indirdik. Dinde halis olarak Allah’a ibadet et.

3- Ağah olun ki (haberiniz olsun ki), şirk ve riyadan halis din Allah’ındır. Ondan başka mabut ittihaz (edinme) edenler, onlara ancak, “bizi Allah’a yaklaştırsınlar için ibadet ediyoruz” derler. Allah onların arasında ihtilaf eyledikleri şeye hüküm eder. Allah, yalancı ve nimete küfür edici olanı hidayet etmez.

4- Eğer Allah oğul ittihaz (edinmek) etmek murat ede idi hâlk (yaratma) eylediklerinden dilediğini intihab (seçme) ederdi. O bundan münezzehtir. O bir ve kahhar olan Allah’tır.

5- Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceden gündüze ve gündüzden geceye artırır. Güneş ve ayı musahhar (boyun eğdirme) etti. Cümlesi bir vakt-i muayyene (belirli bir vakit) kadar cereyan (akma, akış) ederler. Agâh olun ki (haberiniz olsun ki), O mağfiret eden galip ve kadirdir.

6- Sizi bir nefisten yarattı. Sonra zevcesini ondan yaptı. Ve sizin için en’amdan (deve, sığır, koyun) sekiz çift indirdim. Sizi analarınızın karnında, üç kat zulümat (karanlık) içinde şekilden şekle değiştirerek hâlk (yaratma) eder. İşte rabbiniz Allah böyledir. Mülk onundur. Ondan başka ilah yoktur. Nasıl başkasına ibadet edersiniz?

7- Eğer küfür ederseniz, Allah ganidir. İbadetinde küfre razı olmaz. Eğer şükür ederseniz, sizden razı olur. Birinin günahıyla diğeri günahkar olmaz. Sonra merciiniz (varılacak yer, dönüş) rabbinizdir. Size işlediğiniz şeylerden haber verir. O kalplerde olanları bilicidir.

8- İnsana bir zarar isabet etse, rabbine rücu (geri dönme) ve teveccüh (yönelme) ile dua eder. Sonra onu tarafından bir nimete tebdil (değiştirme) ederse, evvelce ona dua ettiğini unutur ve nası (insanları) yolundan şaşırtmak için Allah’a şerik (ortak) kılar. Deki: “Sen küfrünle az zaman istifade et. Muhakkak cehennem ehlisin.”

9- Bunlar mı, yoksa Allah’a muti (itaat eden) olup gecenin saatlerinde secde eder ve namaza durur oldukları halde, ahiretten hazer (sakınma, çekinme) ve rabbinin rahmetini ümit eder olan mı hayırlıdır? Deki: Bilenlerle bilemeyenler müsavi (eşit) olur mu? Bunlardan ancak akl-ı kamil (kamil akıl) sahipleri mütezekkir olurlar. 

10- Deki: “Ey iman eden kullar. Rabbinizden ittika (korkma, çekinme) edin. Bu dünyada iyilik edenlere sevap vardır ve Allah’ın arzı geniştir. Ancak sabır edenlerin mükâfatları hesapsız verilir.”

11- Deki: “Ben dinimde Allah’a muhlis (ihlasla, samimiyetle) olarak ibadetle emir olundum.”

12- “Ve Müslümanların ilki olmakla emir edildim.”

13- Deki: “Ben eğer rabbime asi olursam, büyük günün azabından korkarım.”

14- Deki: “Ben, kalbim Allah’a halis olduğu halde ibadet ederim.”

15- “Sizde ondan başka dilediğinize ibadet edersiniz.” Deki: “Asıl ziyan edenler, kıyamet gününde kendi nefislerini ve evlat ve ıyallerini (aile, çoluk çocuk) ziyan edenlerdir. Ağah olun ki (haberiniz olsun ki), bu aşikar ve büyük bir ziyandır.”

16- Onlara üstlerinde ateşten gölgelik ve altlarında ateşten yaygı vardır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullar! Allah’tan ittika (korkma, çekinme) edin.

17- Şeytana ibadetten içtinap (kaçınma) edip, Allah’a rücu (dönme) edenlere müjdeler vardır. Kullara müjde et.

18- O kullar ki, kelamı (söz, laf) işitip onun en iyisine tabi olurlar. İşte Allah’ın hidayet ettikleri onlardır. Ve akl-ı kamil (mükemmel akıl) sahipleri onlardır.

19- Bunlar mı yahut üzerine azap hükmü hak olan mı hayırlıdır? Sen cehennemde olanı kurtarabilir misin?

20- Lakin rablerinden ittika (korkma, çekinme) edenlere kat kat bina olunmuş ve altlarından nehirler akan köşkler vardır. Bunu Allah vadetti. Allah vadinden hulf (sözünde durmama) etmez.

21- Görmez misin ki Allah gökten suyu indirip onu arzda pınarlar olarak akıttı. Sonra onunla renk renk mezruat (ekinler, bitkiler) çıkardı. Sonra onların kuruyup sarardığını görürsün. Sonra onları tane haline getirir. Bunda akl-ı kamil (mükemmel akıl) sahiplerine ibret vardır.

22- Allah’ın, İslam için sadrını (göğsünü, sinesini) şerh (açma, yarma) eylediği kimse ki, o rabbisi tarafından nur-u hidayet üzerinedir. Kalpleri katı olanlara benzer mi? Allah’ın zikrinden kalpleri katı olanlara veyl (vah, yazık)! Onlar aşikar dalalettedirler.

23- Allah, kelamın en iyisi olan Kur’an’ı birbirine benzer ve çift çift olarak inzal (inme, indirme) etti. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar. Bu hal Allah’ın onunla dilediğini hidayet buyurmasıdır. Allah’ın idlal (delalete düşürme, azdırma) eylediğini hidayet eden yoktur.

24- Kıyamet gününde en fena azaptan kendini yüzü ile korumaya mecbur kalan, azaptan emin olan kimdir? O gün zalimlere, “amellerinizin cezasını tadınız” denilir.

25- Bu müşriklerden evvel gelenler, resullerini tekzib (yalanlama) ettiler. Ve ümit ve idrak etmedikleri yerden kendilerine azap geldi.

26- Allah onlara dünya hayatında zillet azabını tattırdı. Ve ahiret azabı ise daha büyüktür. Eğer bunu bilseler.

27- Biz bu Kur’an’da tezekkür (hatıra getirme, hatırlama) edeler diye insanlara her türlü misalleri darb (vurma, verme) ettik.

28- İttika (korkma, çekinme) etmeleri için de, eğrilik ve tenakuzdan (çelişki) ari (uzak) olan Arabi Kur’an’ı gönderdik.

29- Allah birbiriyle çekişerek birçok müşterek sahipleri olan recul (adam) ile yalnız bir sahibi olan bir reculü darb-ı misal irad eder (misal verir). Böyle müsavi (eşit) olurlar mı? Elhamdülillah! Belki onların çoğu bilmezler.

30- Sende öleceksin ve onlarda öleceklerdir.

31- Sonra kıyamet günü rabbiniz indinde (katında, yanında) muhaseme (dalaşma, atışma) edersiniz.

32- Allah üzerine yalan söyleyen ve kendine sadık Kur’an geldiğinde onu tekzib (yalanlama) edenden daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirlere yer yok mudur?

33- Sadık Kur’an’la gelen ve onu tasdik edenlerdir ki, muttakilerdir.

34- Rableri indinde (katında, yanında) onlara her istedikleri vardır. Bu muhsinlerin (iyilik edenler) mükâfatıdır.

35- Allah onların işledikleri amellerin fenalarını kefaret (karşılığını verme) eder ve ecri mükâfatlarını (mükâfatlarının karşılığı) amellerinin en iyisinden iyi ile bilir.

36- Allah kuluna kafi değil midir? Müşrikler seni Allah’tan başka taptıkları ile korkuturlar. Allah’ın ızlal (saptırma, azdırma) eylediğine hidayet eden yoktur.

37- Ve Allah’ın hidayet ettiğine de ızlal (saptırma, azdırma) edici yoktur. Allah galip ve kadir ve intikam sahibi değil midir?

38- Onlara, “gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, “Allah” derler. Deki: “Eğer Allah bana bir zarar murat etse, o zararı defe, eğer bana bir rahmeti murat eylese, ona men’e Allah’tan başka taptıklarınız kadir olabilirler mi?” Deki: “Allah bana kâfidir. Tevekkül edenler Ona tevekkül eylesinler.”

39- Deki: “Ey kavmim! Siz elinizden geleni işleyin. Bende elimde geleni işlerim. Yakında bilirsiniz.

40- Zelil edecek azabın kime geleceğini ve daima azabın kime olacağını görürsünüz.

41- Biz nas (insanlar) için kitabı sana hak olarak indirdik. Ona ihtida (doğru yola girme) eden kendi nefsine ihtida etmiş olur. Dalalete düşün de, kendi nefsini idlal (yoldan sapma) eder. Sen onlar üzerine muhafız değilsin.

42- Allah müddetleri zamanında insanları vefat ettirir ve ölmeyenleri de uykusunda ruhlarını alır. Üzerlerine mevt (ölüm) hüküm olunanları nezdinde (katında) alıkoyup diğerlerini vakt-i muayyene (belli bir vakte) kadar geri gönderir. Bütün bunlarda tefekkür eden kavim için ayat ve ibretler vardır.

43- Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi ittihaz (edinme) eylediler? Deki: “Onların bir şeye kudretleri yok ise ve bir şeyi teakkul (akletme) edemezlerse, yine onlara tapar mısınız?”

44- Deki: “Bütün şefaatler Allah’ın elindedir. Göklerin ve yerin mülkü onundur. Sonra Ona rücu (dönme, dönüş) edersiniz.

45- Yalnız Allah zikir olunursa, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri burkulur. Allah’tan başka mabutları (ibadet edilen ilahlar) zikir edilirse o zaman sevinirler.

46- Deki: “Gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve hazırı bilen Allah’ım, kulların arasında ihtilaf eyledikleri şeyleri sen hüküm edersin.

47- Yeryüzünde olanların cümlesi kâfirlerin olsa ve onun bir misli de beraber bulunsa, kıyamet gününde azabın şiddetinden kurtulmak için feda ederlerdi. Onlara Allah’tan zan ve hesap etmedikleri şeyler aşikâr olur.

48- Onların amellerinin fenalığı tezahür (ortaya çıkma) eder. İstihza (alay) eyledikleri azap onlara ulaşır.

49- Bir insana zarar mes (temas, dokunma) ederse, bize dua eder. Sonra o zararı tarafımızdan bir nimete tahvil (değiştirme, değişme) eylersek: “Bana bu bildiğim için ve istihkakım (hak etme, layık olma) olarak verildi” der. Öyle değil! Belki bu imtihandır. Velakin bunu ekserisi bilmezler.  

50- Evvel geçen kavimlerde bunu söylemişlerdi. Onların kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.

51- Kazandıkları günahların fenalığı onlara isabet etti. Bunlardan da zulüm edenlerin kazandıkları günahların seyyiesi (kötülük, fenalık) kariben (yakında) onlara isabet edecektir. Ve onlar Allah’ı aciz edemezler.

52- Bilmezler mi ki, Allah dilediği için rızkı bast (yayma, açma) eder ve dilediğinden kısar. Bunda iman eden kavim için ibret vardır.

53- Deki: “Ey nefislerine israf eden Allah’ın kulları! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Allah bütün günahları mağfiret eder. Zira O Gafur-ur Rahimdir.

54- Ve size azap gelmezden evvel O’na tövbe ve rücu (dönüş) ile teslim olunuz. Sonra size yardım eden bulunmaz.

55- Haberiniz olmaksızın bağteten (aniden, birdenbire) azap gelmezden evvel, rabbinizin size indirdiği Kur’an’ın güzel ahkâmına (hükümlerine, kanunlarına) tabii olunuz.

56- Yoksa nefs, “yazık bana! Allah’a karşı kusur ettim ve Kur’an ile müminlerle istihza (alay etme) ediyordum” der.

57- Yahut “eğer Allah beni hidayet etse idi, muttakilerden olurdum” der.

58- Yahut azabı gördüğü zaman, “eğer bir kere daha dünyaya gider isem iyilik edenlerden olurum” der.

59- Evet! Sana ayetleri geldi, onları tekzib (yalanlama) ettin ve kabulden kibir eyledin ve sen kafirlerden oldun.

60- Ve kıyamet gününde Allah üzerine yalan söyleyenlerin yüzlerini simsiyah olmuş görürsün. Cehennemde müstekbirler (kibirli, kibirlenmek) için yer yok mudur?

61- Allah ittika (korkma, çekinme) edenleri sebeb-fevz (kurtuluş, selamete sebep olmak) olan imanlarıyla necata (kurtuluşa) nail eder. Onlara bir fenalık dokunmaz ve mahzun dahi olmazlar.

62- Allah her şeyi yaratandır ve O her şeye hafızdır (koruyan, muhafaza eden).

63- Göklerin ve yerin anahtarları onundur. Allah’ın ayetlerine küfür edenler, ziyan edicilerdir.

64- Deki: “Bana Allah’tan gayrına (başkasına) ibadet etmeyi mi emir ediyorsunuz? Ey cahiller!

65- Sana ve senden evvelki resullere: “Eğer şirk edersen amelini habt (boşa gitme) ederim ve hasirlerden (hüsrana uğramış) olursun” diye vahiy ettik.

66- “Belki Allah’a ibadet et ve şükür edenlerden ol.”

67- Allah’ı hakkıyla taktir etmediler. Kıyamet günü arz tamamen Onun kabzasındadır (elindedir, avuçlarındadır). Ve göklerde Onun yed-i kudretiyle (kudret eli) toplanmıştır. Allah onların şirklerinden (ortaklarından) ali (yüce) ve münezzehtir (eksiklik noksanlıktan uzaktır).

68- Sura nefh (üflemek) olunduğunda, Onun dilediklerinden başka göklerde ve yerde olanlar yıldırım vurmuş gibi ölürler. Sonra sura bir kere daha nefh olunduğunda, cümlesi (tamamı, hepsi) kalkarak kemal-i hayretle bakarlar.

69- Arz rabbin nuruyla parlar, defter-i a’mal (amel defterleri) orta çıkar, peygamberler ve şehitler getirilir. Ehl-i mahşer (mahşer günü toplananlar) arasında hak ile hüküm olunur. Kimseye zulüm olunmaz.

70- Ve her nefse işlediğinin mukabili (karşılık) verilir. Allah onların yaptıklarını pek ala bilir.

71- Ve kâfirler zümrelerle (gruplarla) cehenneme sevk olunurlar. Oraya geldiklerinde cehennemin kapıları açılır ve hazin (cehennem bekçisi) onlara: “Size, sizden rabbinizin ayetlerini okuyan ve sizi bugüne mülaki (kavuşmak) olacağınız ile korkutan resul gelmedi mi?” diye sorar. Onlarda: “Evet geldi! Velakin kâfirler üzerine emr-i azap (azap emri) hak oldu” derler.

72- Onlara: “Cehennemin kapılarından giriniz, orada müebbet (sonsuza kadar, ebedi) kalacaksınız. Orası kâfilere ne fena mekândır” denir.

73- Rablerinden ittika (korkma, çekinme) edenlerde zümrelerle (guruplarla) cennete sevk olunurlar. Oraya vasıl (varmak, ulaşmak) oldukları zaman kapılar açılır ve bekçileri: “Allah’ın selamı üzerinize olsun, iyi şeyler yaptınız. Oraya muhalled (ebedi) olarak giriniz” derler.

74- Onlarda: “Bize vaadini doğru eden ve bize cennetten istediğimiz mekânda oturmak için orasını ihsan eyleyen Allah’a hamd olsun. Bu ne güzel ecir ve mükâfattır” derler.  

75- Melaikeyi (melekleri) arşın etrafını çevirmiş rablerini hamd ile tespih ederler görürsün. Ehl-i mahşer (mahşer gününde toplananlar) arasında hak ve adalet ile hüküm olunur. Hitamında (sonunda): “Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun” denilir.   

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir