Enflasyon, Hayat Pahalılığı Kimin İşi.
Memleketin “dindarları” neden politik ve hatta resmi söyleme kolay ikna oluyor, da gerçeği söylemden ayıramıyor? Bilgisiz mi, tecrübesiz mi, akılsız mı?
Dindar politikacılar da diğerleri gibi neden gerçeği değil de alışıldık propagandayı tercih ediyor, halkı yanıltarak haylazlık yapıyor?
Bu millet/halk/yurttaş hatta anayasada Türk denenler, neden bu kadar her denene aldanıyor?
Enflasyonu bizzat yaratan devlet neden suçu hep üreticiye/arza, tüketiciye/talebe, iç-dış gelişmelere, finansal erişimdeki zorluğa bağlıyor, da kendini berat ettiriyor?
Oscar ödüllü ve şöhretli iktisatçı Freidman enflasyonu özetlemiş: Devlet “hırsızlığı” diyor. Ne üretici, ne tüketici enflasyon yapmaz, yapamaz. Paranın değeriyle devlet/merkez bankası oynar; dolayısıyla üretimin maliyeti yükselir, tüketicinin alım gücü düşer: Buna yasal dolandırıcılık dense yeridir!
Sen paranın değeriyle oynayacaksın, üreticinin girdilerinin maliyeti yükselecek, mecburen ürün zamlı çıkacak, fiyat değişecek; diyeceksin ki ey üretici fahiş fiyata satıyorsun! Nerde görülmüş böyle üretim? Tüketiciye diyeceksin ki tasarruf et, talep enflasyonu yaratma! Nerde görülmüş zorunlu tüketim mallarından kısmak?
İktidar her ne taraftansa değişmiyor, “islamcı” da olsa, “halkçı” da olsa fark etmiyor,
“Hırsızlığa” mali boyut atlatıyor.
Ataları da böyleydi bunların, Türkçülerin; sonradan icat muhafazakarların hatta…
Neden hırsızlık? İktidar olarak para basmaya tek yetkili oldukları için. Paranın değerinde oynayıp üretici tüketici herkesi zora düşürdüğü için.
Her şeyden ve illa adaletsiz vergi toplamayı, yetmedi memlekette yaşayan, doğacak olan, mirası dolayısıyla ölen herkese ait müşterek mülkleri sattıkları için.
İyi beceriyorlar!
Yesinler bunların dindarlığını, milliyetçiliğini, davasını, takvasını..
Bunlara ateş yakışır herkesin kazancıyla, geçimiyle oynadıkları için! Veyl olsun bunlara!
Bunlarda
“vatan savunması” yapanları mı ararsın,
“Millet sevdalısı” olanları mı ararsın,
“Halkçı-cumhuriyetçileri”mi ararsın,
“emekçi” sosyal demokratları” mı ararsın,
“ezancı-bayrakçı-tekçi” devletçileri mi ararsın.
Sorsan tümü bir şeye sevdalı, bir davası olan davalı.
Sorsan tümü milli mücadeleci, istiklal harbi yapmış gazi.
Bu halka/millete/Türklere de bunlar mı lazım!
Kim demişti “son Müslümanlar Çanakkale’de öldü, Din-i Mübin-i İslam için. Kalanlar asker kaçaklarıydı, eşkıya idi, batıyla uzlaşık tüccardı, satılık gazeteciydi, fırıldak üniversiteliydi. Rum’un Ermeni’nin mallarına çökenlerdi. Kürdün iflahını kesenlerdi. Cumhuriyeti kuranlardı. Arkadan gelenler atalarının yolundan gittiler..
Deli Dumrul çırak olamaz bunlara!..
Beyler;
bu memlekette “elit” yoktur. Çünkü elitliğin tarihi, geleneği, birikimi yok. Görgü, kültür, ahlak okuyarak kazanılmaz. Parayla elde edilmez. Köken ister. Birikim ister. En az üç nesil miras ister.
Elit yoksa kim var? Gördüklerimiz. Halk. Yığın. Günlük düşünen, haftalık yaşayan, aylık düşleyen. Türkler tarihte de bu günkü gibiydiler. Bu nedenle Selçuklu ve Osmanlı bunları devletten uzak tuttuydu. Cumhuriyet öne çıkarttı, hayrını görecekleri için!..
Cumhuriyet bunlara dayanarak, kullanarak, gaza getirerek hilafeti ve saltanatı kaldırdı. İkisi de razıydı.
Şimdi birileri bu Türk’e İslam giydiriyor, birileri vatan savunduruyor, birileri devletin sahibi yapıyor.
Evet, ne kadar doğru demiş diyen; “etrak-ı bi idrak” bunlar. Bu hakikati duyunca çıldıranlar, aynada kendini görünce aynayı kırıyor!
Medine İslam devleti kaç yıl sürdü diye soranlar,
geçmişin eliti müslüman olunca küllü elit olanların kurduğu devlet, sistem, neden onlar ölünce, diğer üç kağıtçı elitin eline düştü diye sormalı.. soruyu doğru soracaksın..
Elit illa Müslüman olmaz, gavurların da eliti var çünkü.
İslam, vasat insanı eline alır, elinden tutar, yükseltir, elit yapar, seçilmiş kişi yapar.. desem, yeni bir din mi icat ediyorsun derler!
Abdest namaz oruç hac nereye gitti diye sorarlar!
İslam Türklüğü Kürtlüğü, erkekliği kadınlığı, siyahi olanı sarıyı, Kürtçe konuşanı İngilizce konuşanı, Türk ilinde/yurdunda yaşayanı Arap ilinde/yurdunda yaşayanı.. Doğal sayar. Bu farklılığı yok saymaz.. Ama bunların hiç birine bir özellik, bir üstünlük atfetmez.
Alır bunları eline, yukarı çıkartır. Kalite katar. Kaynaştırır. Ahlak adalet hakkaniyet öğretir. Başka bir millet formunda yeniden yoğurur..
İslam yoksa, o farklılıklar yesin bir birini, zaten yiyip duruyorlar sen üstünsün yok ben üstünüm diye. Böyle de olmuyor mu?.
Yesinler bir birini yiyenler; dava mava diye söylemin arkasına sığınarak! Ölsünler bu yolda, ölüyorlar da! Demek ki cehennem boşuna yaratılmamış!
Doğal farklılık olarak Türk olsan ne yazar, Kürt Arap Rus olsan ne yazar? Türkçe konuşsan ne yazar, Kürtçe Arapça Rusça konuşsan ne yazar? Türk ilinde/vatanında yaşasan ne yazar, Kürt Arap Rus vatanında yaşasan ne yazar. Neysen osundur, o sınırlar içindesindir.
İslam olmayı öğrenemediyse insanlar, doğal farklılıkları bir şey sandıysa topluluklar,
Allah başından beri konuştuğu, uyardığı, peygamberler biteviye hatırlattığı, salihleri habire gösterdiği halde…
Ne diyelim, yarışsınlar birbiriyle, üstünlük için yesinler bir birini! İslami bir devlet, bir küresel İslam barışı kurulana dek!..
Ne iştir bilen anlatsın bize,
Amerikan barışı/sistemi altında yaşıyorsun, sistemin imkanlarından istifade ediyorsun, sistemin istikrarı için ölüyorsun… sonra müslümanım falan diyorsun!!
Bu ne menem bi Müslümanlıktır? Nerde görülmüştür? Tarihi, kökeni, dayanağı, referansı var mıdır?
Bana (bir süredir) İran hariç, Amerikan barışını/İslam’ını/esenliğini reddediyorum diyen bir ülke gösterir misiniz?
Geçiniz, yok İran şöyleydi, yok böyleydi propagandasını, İran ne ise o, ve tüm dünyada Amerikan İslam’ına/teslimiyetine karşı olan tek devlet,
İran’ın desteğiyle Gazzeliler, Lübnanlılar, Yenenliler tek millet. Var mı başka? Bu madıl islamlıktır böyle! Geçelim bu söylemi! Neden mi?
Çünkü hem Allah, hem Amerika ilah, iki ilahlı bir dünya! Biz nasıl bir köleyiz iki efendimiz/ilahımız var böyle?! İlahların şefaatçileri de var; bakınız Amerika’nın dostlarına, müttefiklerine! Ortaklarına!
Bakınız abdestli namazlı liderlere!
İslam’ın barışını/esenliğini bilmeyenlere ne anlatılabilir?
Amerikan barışı içinde yaşayanlara! Bunun istikrarını destekleyenlere! (Dünya barışı, uluslararası hukuk-toplum, bu düzenin istikrarı..denen)
(Her seçimde demokrasi kazandı diyenler, sandık-irade buyuranlar)
(Partilerden birini seçip bu düzenin istikrarı için onu iktidar yapanlar)
Neyin istikrarı, düzeni ve barışı bu? Kimin esenliği/düzeni bu?
Ah be Muhammed, İsa, Musa, İbrahim, Nuh..-sizlere selam olsun- ne diye zamanınızın barışını sağlayanlarla kavga ettiniz! İstikrarı, düzeni bozdunuz? Bize nice anlatıldı sizin hikayeniz?!!
İki ilahlı yaşamı İslam bilmişiz, sanmışız muhteremler!
Keşke diyeceğimiz gün yakındır!
(Kimse bizden Amerika’yı yık yak falan diye beklemiyor,
önce kendimizi bi yıkalım, bu bize Amerikan barışına razı değilim dedirtir, bu küfür-şirk dedirtir, bir hala yola sokar, sonra elimizden gelen neyse onu yaparız! Ne gelirse. Geliyorsa.
Elimizden gelen bi şey yoksa, dilimiz var. Bunu konuşmak cihadın kralıdır. Her şey konuşarak başlar çünkü. Bundan sonra başımıza bi şey gelirse, ki muhakkak gelecektir, sabrederiz..
bu da yoksa Allah bizi affetsin!)
