28 May 26 - Per 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > “Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Sîretinde Anılan Devlet Çeşitleri”

“Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Sîretinde Anılan Devlet Çeşitleri”

“Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Sîretinde Anılan Devlet Çeşitleri” başlıklı makale, dünyaca tanınmış hukuk doktoru ve tarihçi Prof. Dr. Muhammed Hamidullah tarafından kaleme alınmıştır. Makale, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Mustafa Varlı tarafından Türkçeye tercüme edilmiş ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ekim-Kasım-Aralık 1989 tarihli (Cilt: 25, Sayı: 4) Diyanet Dergisi’nde yayımlanmıştır.

Makale Özeti

Makale, Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde geçen siyasi ve toplumsal yapıları, devlet kavramının tarihsel gelişimiyle bağdaştırarak ele almaktadır. İslam bilimlerinin yanı sıra siyasal bilimlerle ilgilenenlerin de Hz. Peygamber’in hayatında (sîretinde) rehberlik bulabileceği vurgulanmaktadır.

Yazar, devlet kavramını “aynı çevrede yaşayan insanların uyduğu toplumsal düzen” olarak tanımlayarak insanlık tarihindeki en ilkel ve en eski devlet modelinin “aile” olduğunu belirtir. Hz. Adem ve Hz. Havva ile başlayan bu süreç, yeryüzünde nüfusun artmasıyla genişlemiştir. İnsanlar, ekonomik ihtiyaçlar veya güvenlik kaygıları nedeniyle zamanla farklı coğrafyalara dağılmışlardır. Aileler arasındaki çatışmalar ya da zayıf ailelerin güçlülere karşı birleşme ihtiyacı, tarihteki ilk “kabile” yapılarını doğurmuştur. Bu toplumsal örgütlenme; kabilelerden köy ve belde devletlerine, ardından krallık ve imparatorluklara doğru evrilmiştir.

Hz. Peygamber’in doğduğu dönemde Mekke, sınırları tek bir şehirle sınırlı küçük bir “şehir devleti” niteliğindeydi. Ancak dönemin diğer Arap coğrafyalarındaki yapılara kıyasla oldukça gelişmiş, kendine has bir anayasal idareye sahipti. Mekke şehir devletinde tek bir devlet başkanı veya başbakan yoktu; yönetim, şehrin önde gelen on kabilesinin temsilcilerinden oluşan bir idare meclisi (bakanlar kurulu) tarafından yürütülüyordu. Her kabilenin üstlendiği spesifik bir kamu görevi bulunuyordu:

  • Benû Haşim: Kâbe’nin bakımı ve hacıların su ihtiyacını (sikaye) karşılıyordu.
  • Benû Abdi’d-Dâr: Kâbe’nin temizliği, kapıcılığı ve savaş sancaktarlığı işlerine bakıyordu.
  • Benû Ümeyye: Askeri işlerin organizasyonundan sorumluydu.
  • Benû Nevfel: Mali işleri (rifade) yürütüyordu.
  • Benû Esed: Danışma (istişare) ve genel koordinasyon merkezliydi.
  • Benû Temîm: Suçlulara yönelik mali cezaları kesen adli birimden sorumluydu.
  • Benû Sehm: Bedensel cezaları uyguluyor, hazineyi ve vakıf mallarını yönetiyordu.
  • Benû Adiyy: Elçilik ve dış ilişkileri yürütüyordu.
  • Benû Mahzûm: Savaş zamanında süvari birliklerine liderlik ediyordu.
  • Benû Cumah: Oklarla fal bakma ve resmi izin işlerini takip ediyordu.

Bu yönetim modelinin yanı sıra kırk yaşına gelen tüm şehir sakinlerinin katılabildiği bir parlamento yapısı olan “Dâru’n-Nedve” bulunmaktaydı. Ayrıca hac organizasyonu, gümrük faaliyetleri, kabileler arası antlaşmalar ve yabancılara yardım amacıyla kurulan Hılfü’l-Fudûl gibi toplumsal mekanizmalar da Mekke devlet yapısının önemli unsurları arasındaydı.

Hz. Peygamber, peygamberlik öncesi dönemde amcasıyla Bizans İmparatorluğu hâkimiyetindeki Filistin’e, daha sonra da ticaret amacıyla Doğu Arabistan gibi bölgelere seyahat etmiştir. Bu seyahatlerinde Bizans ve Sasani (İran) imparatorluklarının idari sistemlerini, gümrük kanunlarını ve vergi (öşür) usullerini gözlemleme fırsatı bulmuştur. Bu dönemde Arap Yarımadası’nda Dûmetü’l-Cendel, Müşakkar ve Sahâr gibi bölgesel yönetimlerin veya büyük devletlerin koruması altında işletilen, kendilerine has kuralları ve vergi sistemleri olan büyük panayırlar (ticaret merkezleri) bulunmaktaydı. Ayrıca o çağda bölgede Hıristiyanları cezalandıran kısa süreli bir Yahudi devletinin kurulması, Habeşistan Krallığı’nın Yemen’i işgali ve sonrasında Yemenlilerin İran’dan yardım isteyerek Sasanileri bölgeye hâkim kılması gibi çoklu siyasi kırılmalar yaşanmaktaydı.

Hz. Peygamber’e peygamberlik görevi geldikten sonra ise Mekke içinde yeni bir siyasi durum oluştu. Mekkeli müşriklerin resmi kurumları İslam’ı ve Müslümanları tanımadığı için, Hz. Peygamber Müslümanların tüm dini, hukuki ve toplumsal meselelerini kendisi yürütmeye başladı. Bu durum, Müslümanların kendilerine ait özel bir toprakları olmamasına rağmen, Mekke şehir devletinin içinde bağımsız kararlar alan, adeta “devlet içinde bir devlet” yapısının doğmasına yol açmıştır. İslam’ın evrensel niteliği gereği daha bu Mekke döneminde bile dış ilişkiler kurulmuş, farklı bölgelerden gelen topluluklarla siyasi ve hukuki nitelikte yazışmalar ve antlaşmalar yapılmaya başlanmıştır.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir