İlim ancak öğrenmekle, fıkıh ise tefakkuh etmekle elde edilir. “إِنَّمَا الْعِلْمُ بِالتَّعَلُّمِ، وَالْفِقْهُ بِالتَّفَقُّهِ”
Bu rivayet, ilim öğrenmenin ve derin bir anlayış kazanmanın insanın gayretiyle ilişkisini anlatması bakımından dikkat çekicidir. Özellikle “Tefakkuh sonradan kazanılabilir mi?”, “Bilgi sahibi olmakla bir şeyi gerçekten anlamak arasında fark var mıdır?” ve “İnsan anlayışını geliştirmek için nasıl bir çaba göstermelidir?” sorularına kapı aralar.
Fakat rivayetin anlamını incelemeden önce, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) nispet edilen sözün hadis ilmindeki durumunu belirlemek gerekir. Çünkü bir sözün anlamlı ve hikmetli olmasıyla Hz. Peygamber’e ait olduğunun sabit olması ayrı meselelerdir.
1. Rivayet, Muâviye b. Ebî Süfyân’dan (v. 60/680) nakledilen şu lafızla meşhurdur:
“Ey insanlar! Öğreniniz. İlim ancak öğrenmekle, fıkıh ise tefakkuh etmekle elde edilir. Allah kimin hakkında hayır dilerse ona dinde derin bir anlayış verir.”
Rivayetin bazı nakillerinde “Allah’a kulları içinden ancak âlimler gereğince saygı duyarlar” (Fâtır 35/28) ayeti veya ümmetten bir topluluğun hak üzere varlığını sürdüreceğine ilişkin ek bölümler de yer alır.
Kelimelerin Anlamı:
- el-İlm (الْعِلْمُ): Bilgi, zihinde hâsıl olan şey.
- et-Teallüm (التَّعَلُّمُ): Öğrenme faaliyeti; bilgi edinmek için çaba göstermek.
- el-Fıkh (الْفِقْهُ): Bir şeyi kavramak; dinî anlamda dinin hükümlerini ve inceliklerini derinlemesine anlamak.
- et-Tefakkuh (التَّفَقُّهُ): Derinlemesine anlamaya, kavrayış ve idrak kazanmaya yönelmek.
- Yufakkihhu (يُفَقِّهْهُ): Ona anlayış kazandırır, onu derin kavrayış sahibi kılarlar.
2. Rivayetin Kaynakları ve Aktarılış Biçimleri
Rivayet temel hadis kaynaklarında üç farklı biçimde karşımıza çıkar:
İmam Buhârî (ö. 256/870), el-Câmiʿu’s-Sahîh adlı eserinin Kitâbü’l-İlim bölümünde “İlim ancak öğrenmekle elde edilir” kısmını senedini vermeden muallak (senedinin başından bir veya birkaç râvisi düşürülerek aktarılan hadis) olarak nakletmiştir.
Taberânî (ö. 360/971), el-Muʿcemü’l-Kebîr adlı eserinde Muâviye b. Ebî Süfyân’dan (v. 60/680) gelen uzun metni kesintisiz senediyle aktarır. Ancak senedinde ismi açıkça belirtilmeyen müphem (kimliği ismiyle açıkça belirtilmemiş râvi) bir şahıs bulunmaktadır.
Beyhakî (ö. 458/1066) el-Medhal ile’s-Süneni’l-Kübrâ adlı eserinde, İbn Ebî Âsım (ö. 287/900) ise el-İlim adlı eserinde rivayetin daha uzun versiyonlarını farklı senet kanallarıyla aktarmışlardır.
Burada karıştırılmaması gereken ayrı bir rivayet mevcuttur. Ebü’d-Derdâ’dan (ö. 32/652) nakledilen “İlim öğrenmekle, hilim ise hilim sahibi olmaya çalışmakla elde edilir” sözü farklı bir rivayet ailesine aittir. Dârekutnî (ö. 385/995), bu sözün merfû (Hz. Peygamber’e nispet edilen) yollarının zayıf olduğunu, korunmuş ve doğru biçiminin Ebü’d-Derdâ’ya ait mevkuf (sahabiye ait söz) bir nakil olduğunu belirtmiştir.
3. Senet Bakımından Hadis Âlimlerinin Değerlendirmeleri
Hadis âlimleri rivayetin sıhhat durumu üzerinde tek bir görüşte birleşmemişlerdir:
İbn Hacer el-Askalânî (ö. 852/1449), Fethu’l-Bârî adlı eserinde senedinde ismi açıkça belirtilmemiş bir râvi bulunduğunu söylemekle birlikte, rivayetin başka yollarla desteklenmesi sebebiyle derecesinin hasen (sahih kadar güçlü olmasa da delil alınabilir nitelikteki güvenilir hadis) olduğunu ifade eder. Bedreddin el-Aynî (ö. 855/1451) de bir Buhârî şârihi (hadis kitabını açıklayan ve yorumlayan âlim) olarak bu görüşe katılır ve senedi hasen kabul eder.
Buna karşın İbnü’l-Mülakkın (ö. 804/1401), Şerhu’l-Buhârî eserinde rivayetin senedinin kesintili (münkatı’) olduğunu savunarak farklı bir değerlendirmede bulunur. Dârekutnî (ö. 385/995) ise benzer lafızdaki “hilim” rivayetinin Ebü’d-Derdâ’ya (ö. 32/652) ait mevkuf bir sahabi sözü olduğunu belirterek metinlerin ayrıştırılması gerektiğine dikkat çeker.
4. Metin Bakımından Rivayet Ne Söylüyor?
Rivayet, yüzeysel bilgi edinme ile derin kavrayış arasındaki farkı açıkça ortaya koyar:
- “İlim ancak öğrenmekle elde edilir” (إِنَّمَا الْعِلْمُ بِالتَّعَلُّمِ): Bilginin çabasız kazanılamayacağını gösterir. İbn Hacer el-Askalânî (ö. 852/1449), buradaki sahih ilmin peygamber mirasından ve ehil kişilerden öğrenilmesi gerektiğine işaret eder.
- “Fıkıh tefakkuhla elde edilir” (وَالْفِقْهُ بِالتَّفَقُّهِ): Ezberlemek ile anlamak aynı şey değildir. Tefakkuh; bilgiler arasında bağ kurmayı, delilleri anlamayı ve işin özünü kavramayı ifade eder.
- Zihinsel Süreç ve İrade: Arapça teallüm ve tefakkuh kalıpları bir süreci ve gayreti gösterir. Ancak devamında gelen “Allah kimin hakkında hayır dilerse ona dinde anlayış verir” ifadesi, bu çabanın ilahi yardım ve nasiple tamamlandığına dikkat çeker.
5. Rivayetten Çıkarılacak Pratik Sonuçlar
- Sürekli Öğrenme: İlim doğuştan gelen durağan bir yetenek değil, emek verilerek işlenen bir süreçtir.
- Derinleşme Gayreti: Yüzeysel malumatla yetinmeyip bilginin arka planını ve uygulanabilirliğini sorgulamak gerekir.
- Usul ve Kaynak Güvenilirliği: Öğrenme faaliyetinin ehil kişilerden ve doğru metodolojiyle yapılması esastır.
6. Nihai Değerlendirme: Bu Rivayeti Nasıl Aktarmalıyız?
Hadis tenkidi bakımından en ihtiyatlı yaklaşım, rivayetin farklı lafızlarını ve isnatlarını birbirinden ayırmaktır.
- “İlim öğrenmekle, fıkıh tefakkuhla elde edilir” sözü Muâviye’den merfû olarak nakledilmiştir. İbn Hacer ve Aynî senedini hasen görürken İbnü’l-Mülakkın senette kesinti bulunduğunu belirtir.
- “Allah kimin hakkında hayır dilerse ona dinde anlayış verir” cümlesi, Buhârî ve Müslim’de sahih olarak yer alan hadisle de sabittir. Ancak bu durum, uzun rivayetin bütün ifadelerinin aynı sıhhat derecesinde olduğunu göstermez.
- “İlim öğrenmekle, hilim ise hilim sahibi olmaya çalışmakla elde edilir” sözü farklı bir rivayet ailesine aittir. Bunun senet değerlendirmesi tefakkuh rivayetiyle karıştırılmamalıdır.
Sonuç olarak tefakkuh rivayetinin anlamı, ilim öğrenmeyi ve derin kavrayış için gayret etmeyi teşvik eder. Fakat bu anlamı kabul etmekle rivayetin her lafzının sahih olarak Hz. Peygamber’e ait olduğunu söylemek aynı şey değildir. Hadis ilminde metnin anlamı, senedin durumu ve farklı nakil yollarının birbirini destekleyip desteklemediği ayrı ayrı değerlendirilir.
Bu ayrımın kendisi de rivayetin konusu bakımından öğreticidir: Derin anlayış arayışı, yalnızca bir sözü öğrenmekle değil, o sözün kaynağını, anlamını ve delil değerini de araştırmakla gerçekleşir.
