14 Eyl 26 - Pts 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Sistem

Türkiye’de halk ile milletvekilleri arasında bir “temsil” ilişkisi var mıdır? En azından II. Meclis’ten bu yana…

Demokrasi, seçim, halk iradesi, milli meclis, milli hükümet… Denenler kimine göre halka açık bir tiyatro, kimine göre okullarda gösterimi yapılan bir piyes!

Bunu halk da bilir, vekiller de. Çünkü halkın menfaatleri ile vekillerin menfaatleri aynı değildir.

Halk bir şeye ikna olmuştur: Hiç değilse seçimlerde adam yerine konmaya, hesaba katılmaya. Vekiller ise başka bir şeye ikna olmuştur: Ya sultan sofrasına oturacaklar ya da halk adına arenada ölümüne çarpışacaklar. Tercih bellidir.

Halk vekilleri anlar. Bu nedenle vekillerin başına bir şey gelirse ona sahip çıkmaz. Çünkü vekil, halk için değil kendisi için çalışmaktadır. Vekillerin davası da halk değildir zaten…

Halk vekillere neden sahip çıkmaz? Menderes’in idamına, Demirel’in sıklıkla düşürülmesine, Özal’ın “öldürülmesine”, Ecevit’in partisinin kapatılmasına, Kürt vekillerin veya seçilmişlerinin tutuklanmasına…

Çünkü halk, bunların kendisi için çalışmadığını bilir; bu nedenle sahiplenmez. Sağ kalanla yoluna devam eder.

Neden mi? Eli silahlılara zorla ödediği haraç, kibar mafyaya verilen hediyeye dönüşmüştür. Tercihin silah mı yoksa hediye mi olduğu tartışılır mı?

Nitekim halkın önüne ne zaman sandık konduysa, seçimi hep devletten yana olan değil, halktan yana olan kazanmıştır.

Bu tanım Mahir Kaynak’a ait…

Özgürlük, eşitlik, adalet, insan hakları, anayasa… Bunlar sahnede birer söylemdir; halk için elma şekeri gibi, tadı bitince kazığı ortaya çıkan hani!

Memlekette tiyatroya gitmeye gerek yok, her gün canlısı oynatılıyor!

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir