14 Nis 26 - Sal 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Muvâfakât Okumaları: Vaz’i Hükümlerin İkinci Türü “Şart” Altıncı Mesele

Muvâfakât Okumaları: Vaz’i Hükümlerin İkinci Türü “Şart” Altıncı Mesele

Şer’î hükümlerin ayrılmaz bir parçası olan şart konusu, Altıncı Mesele’ye gelene dek şu temel eksenlerde şekillenmiştir: İlk olarak şartın tanımı yapılarak, onun mevcudiyetiyle hükmün varlığının değil, yokluğuyla hükmün yokluğunun kesinleştiği vurgulanmış; ardından şartın hükmün sebebinden farkı ortaya konulmuştur. Şartların kaynağı bakımından yapılan ayrımda, Şâri’ tarafından belirlenen şer’î şartlar ile mükellefin iradesiyle oluşturduğu ce’lî (kişi iradesiyle oluşan) şartlar arasındaki mahiyet farkları incelenmiştir. Ayrıca bir şeyin şart olabilmesi için o şartın hem aklen hem de şer’an mümkün olması ve meşrut (şarta bağlanan şey) ile arasında makul bir bağ bulunması gerektiği üzerinde durulmuştur. Nihayetinde, şartın gerçekleşmesi için mükellefin üzerine düşen sorumlulukların sınırları çizilerek, teklifî ve vaz’î hükümler arasındaki ince çizgiye temas edilmiştir.

Altıncı Mesele

Şer’an (İslam hukuku uyarınca) meşrutlarda (kendisi için şart koşulan şeyler) aranılan şartlar iki kısımdır:

a) Teklif hitabına (doğrudan yükümlülük getiren emirlere) yönelik olanlar. Bunlar da ya namaz için taharetin (temizliğin) bulunması, iyi elbiseler giyilmesi, elbisenin temiz olması vb. gibi yapılması istenilen şeylerdir. Ya da birinci kocanın tekrar dönüşü için şart olan hulle nikahı; zekat vermemek için şart olan farklı olanların toplanması, toplu olanların dağıtılması vb. gibi ortaya konulması yasak olan şeyler olurlar. Bu kısımda Şari’in (kanun koyucu) gözettiği kasıd (amaç) açıktır. Birinci türden olanların yapılması, ikinci türden olanların da terki maksuddur (hedeflenmiştir). Hakkında muhayyer (seçimlik/serbest) olunan şart da eğer olursa aynı şekildedir: Şari’in bu gibi şartlardaki kastı mükellefi (yükümlü kişiyi) muhayyer (serbest) bırakmaktır; eğer mükellef dilerse o şartı yerine getirir ve meşrut (şarta bağlı olan durum) meydana gelir; dilerse de yerine getirmez ve böylece meşrut da vücuda (varlığa) gelmez.

b) Vaz’ hitabına (hükümlerin sebep ve şartlarına) yönelik olanlar: Zekatta yılın dolması, zinada muhsanlık (evli ve iffetli olma durumu), el kesmede hırz (malın korunaklı bir yerde muhafaza altına alınmış olması) vb. gibi. Bunların şart olmaları için, Şari’in yapılması ya da terki bakımından bir kastı bulunmamaktadır. Mesela nisabın (zekat alt sınırının) zekat vacib (zorunlu) oluncaya kadar bir sene boyunca bekletilmesi, yapılması istenilen bir şey değildir. Keza zekatın vacib olmaması için nisabın harcanması ve tüketilmemesi (harcanmaması) de istenilmemektedir. Muhsanlık da aynı şekildedir: Zina ettiği zaman recm (taşlayarak cezalandırma) gerekmesi için muhsan olması (bu yüzden evlenmesi) talep edilir denilemeyeceği gibi, zina ettiği zaman üzerine recm gerekmemesi için muhsan olmaması (bu yüzden evlenmemesi) istenilir de denilemez.

Eğer bu türden olan şartlarda bir talep bulunsaydı o zaman vaz’ı hitap (vaz’ı hükümler/hukuki düzenleme niteliğindeki hükümler) dahilinde bulunmazdı. Oysaki, biz bunların vaz’ı hükümler içerisinde olduğunu kabul ediyoruz. Tabii bu durumda bir çelişki olacaktı. Bu konuda hüküm açıktır.

Mükellef şartı yapmak ya da terketmek üzere ona yöneldiği zaman ne olacaktır? Bu durumda şartın mükellefin kudreti (gücü) dahilinde bulunan bir fiil olması açısından mutlaka üzerinde durulması gerekecektir:

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir