Usûl-i Fıkhın Yenilenmesi Tartışmalarının siyasal karşılıkları -1
Soner Duman ve Shaker Jabari tarafından kaleme alınan “Çağdaş Dönemde Usûl-i Fıkhın Yenilenmesi Tartışmaları” başlıklı makalesinin özeti ve bu ekollerinin siyasal karşılıkları hakkında değerlendirmeler.
Çağdaş Dönemde Usûl-i Fıkhın Yenilenmesi Tartışmaları
Modern dönemde fıkıh usûlünün yenilenmesi (tecdit, ihya, ıslah) yönündeki arayışlar, İslam dünyasının Batı karşısında geri kalışına çare bulma amacı taşır. Bu çabalar fıkıh usûlünü tamamen işlevsizleştirmekten tali kaynakları çağa göre esnetmeye kadar geniş bir yelpazeye yayılır ve dört temel ekol altında incelenir. Tarihsel süreçte İmam Şâfiî’nin er-Risâle’siyle müstakil bir ilim olan usûl; Gazzâlî, Şâtıbî ve Şevkânî gibi alimlerce de yenilenme ihtiyacıyla ele alınmıştır. Günümüzde ise usûlde değişime tamamen karşı çıkan katı yaklaşımların aksine, yenilenme hareketlerini yapısal felsefeleri üzerinden ekoller bazında tahlil etmek daha bütüncül bir bakış sağlar.
Çağdaş Akılcı Ekol
Osmanlı’nın zayıflaması ve sömürgeleşme sürecinde, Batı’nın rasyonel ve bilimsel ilerlemesine duyulan hayranlıkla şekillenmiştir. Seyyid Ahmet Han, Rifâa et-Tahtâvî, Muhammed Abduh, Muhammed İkbal ve Muhammed el-Gazzâlî gibi isimlerin temsil ettiği ekol, dini meseleleri salt akıl süzgecinden geçirmeyi ve Mu’tezile yöntemini benimsemeyi savunur. Vahyi sübjektif adalet normlarına tabi kılma ve mucizeleri rasyonel tevil etme riski taşıyan bu yaklaşım, rivayet tefsirini dışlayan çağdaş bir metodoloji önerir. Sünnet konusunda haber-i vâhid hadislerin bağlayıcılığını reddeden ekol, “Mevrid-i nassta içtihada mesağ yoktur” (açık hükmün olduğu yerde içtihat yapılamaz) kuralını da reddederek içtihadın bizzat nassın metni ve gayesi üzerinde yapılmasını savunur. Usûlün pedagojik olarak sadeleştirilmesini, modern meselelerin sınırlı düzeyde sisteme dahil edilmesini ve icma, örf, maslahat gibi tali kaynakların çağa göre esnetilmesini ister. Bu bağlamda Ziya Gökalp’ın fıkıh delillerini toplumsal örfe indirgeyen “ictimaî usûl-i fıkıh” fikri geleneksel usûlcülerce eleştirilirken; Ramazan el-Bûtî de nassı ezen ucu açık maslahatçılığa sert karşı çıkmıştır.
Realist Ekol
Akılcı ekolün soyut teorilerinin pratik hayatta karşılık bulamaması üzerine doğmuştur. Fıkhın toplumsal olguları ve realiteyi ıskalamadan yapılması gerektiğini savunan ekolün öncüleri Hasan et-Turâbî ve Yusuf el-Karadâvî’dir. Turâbî’nin Fıkıh Usûlünün Yenilenmesi eseriyle manifestosunu bulan bu yaklaşım, eski dönemin şartlarına göre üretilen hükümleri aynen bugüne taşımayı yanlış bulur ve küllî bir yenilenmeyi amaçlar. Klasik usûldeki dar “illet kıyası” yerine, tikel nasslardan tümevarımla genel ilkeler üretilmesini sağlayan “geniş kıyas” yöntemini önerir. Ayrıca klasik icma kavramını işlevselleştirerek modern parlamentoların ve meclislerin kararlarına tahvil etmeyi teklif eder.
Modernist Ekol
İslam dünyasının kurtuluşunu, Batılı felsefi yöntemlerin (yapı söküm, hermeneutik, tarihsel eleştiri) İslamî metinlere uygulanmasında görür. Muhammed Arkoun, Hasan Hanefî ve Muhammed Âbid el-Câbirî gibi düşünürlerin temsil ettiği ekol, fıkıh usûlünün klasik hiyerarşisini tamamen altüst eder. Merkezî otoriteyi metinden (vahiyden) alıp insan aklına ve toplumsal realiteye devretmek amacıyla, klasik usûldeki yukarıdan aşağıya (Kur’an-Sünnet-İcma-Kıyas) sıralamasını tersine çevirerek aşağıdan yukarıya Kıyas (Akıl/Olgu), İcma, Sünnet ve Kur’an şeklinde yeniden dizayn etmeyi önermiştir.
Tarihselcilik Ekolü
Fazlur Rahman’ın hermeneutik projesinden etkilenen ekol, Kur’an’ın 7. yüzyıl Hicaz toplumunun somut şartlarına ve dilsel kalıplarına hitap eden tarihsel bir metin olduğunu savunur. Kur’an’ı temelde bir “ahlak ilkeleri kitabı” olarak gören bu yaklaşım, nassın lafzından ziyade indiği dönemin arka planını analiz ederek hedeflediği genel ahlakî ilkeyi bugüne taşımayı amaçlar. Kendi içinde ahkâm ayetlerinin tarihsel olduğunu savunanlar (Mustafa Öztürk gibi) ve kapsamlı tarihselliği savunanlar olarak ikiye ayrılır. Geleneksel fıkıh usûlünü tamamen yok sayarak sistem dışı bırakan tarihselciler, usûlün “evrensellik” ve “umumilik” gibi temel kabullerini, değişmesini istedikleri hükümleri sürekli yeniden üreten bir “hasım/rakip” olarak görürler.
Ekollerinin Siyasal Karşılıkları :
(Devam edecek)
Makale erişim: https://dergipark.org.tr/tr/pub/daad/article/637895
