26 May 26 - Sal 7:00:am
Koyu Açık

Blog Post

Fikir Yorum > Fikir yorum > Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 37- Cevdet Paşa Meali – Saffat Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an Tercümesi: 37- Cevdet Paşa Meali – Saffat Suresi

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kur’an’ı Kerim’in metni ile birlikte tercümesi 1928 yılında Türk Neşriyat Yurdu tarafından yayınlanmış. Yakup Döğer Bey’in Latin alfabesine çevirisiyle; okuyucunun anlama zorluğu çekeceğini düşündüğümüz kelimeleri parantez içinde sadeleştirerek yayınlıyoruz. (Bu Latin alfabesine çevirinin orijinal Osmanlıca metnine ARŞİV bölümünden ulaşabilirsiniz.) https://fikiryorum.net/arsiv/ahmet-cevdet-pasa-kuran-kerim-meali-osmanca-1/)

37- Cevdet Paşa Meali – Saffat Suresi

Mekke’de nazil olmuş, 182 ayettir.

Rahmet ve inayet sahibi Allah’ın ismiyle başlarım

1- Saf saf duran

2- Şeytanları zecren (zorla, zorlayarak) tard (kovma, uzaklaştırma) eden

3- Vahyi ve ilhamı getirip tilavet eden meleklerle kasem (yemin) ederim ki,

4- İlahınız birdir.

5- Göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin ve maşrıkların (doğuların) rabbidir.

6- Biz dünyanın semasında yıldız ziynetleriyle tezyin (süslemek) ettik.

7- Ve onları itaatten çıkan her şeytandan mahfuz (korunmuş) kıldık.

8- Şeytanlar meleklerin kelamını işitemezler. Her taraftan üzerlerine atılır.

9- Tard (kovma, uzaklaştırma) ve tebaüdleri (uzak olma, ayrılma) için onlara şiddetli ve daimi azap da vardır.

10- Ancak bazıları bir kelam sirkat (çalma) eder ve kaparlar. O zaman da onu derhal parlak bir şihab (kıvılcım, ateş parçası) takip eder.

11- Müşriklere sor ki: Onları hâlk (yaratma) etmek mi güçtür? Yoksa bizim yarattığımız şeylerin mi hâlki güçtür? Biz onları az miktarda balçıktan yarattık.

12- Sen teaccüb (şaşırma) edersen, onlar istihza (alay etme) ederler.

13- Onlara vaaz olunsa, bunu kabul edip düşünmezler.

14- Bir ayet ve mucize görseler, onu aralarında masharaya (maskaraya, alaya) alırlar.

15- “Bu ancak aşikâr bir sihirdir” derler.

16- “Biz ölüp toprak ve kemik olduktan sonra ba’s (yeniden dirilme) olunur muyuz?” derler.

17- “Evvel geçen babalarımız da yeniden dirilirler mi?” derler.

18- De ki: “Evet. Zelil ve hakir olduğunuz halde ba’s (yeniden dirilme) olunacaksınız.”

19- Ba’sleri (yeniden dirilme) ancak bir sayha (çığlık) iledir. O sayhayı müteakip dirilip, kendi hallerine bakarlar.

20- “Vah bizlere! İşte kıyamet günü” derler.

21- Melekler de: “Bu sizin, onu dünyada iken tekzib (yalanlama) ettiğiniz hüküm ve fasıl (ayrışma kararı) günüdür” derler.  

22- “Zulüm edenleri ve zevcelerini ve ibadet eyledikleri şeyleri toplayın.”

23- “Allah’tan başka cümlesini cehennem yoluna götürün.”

24- Ve “Durdurun! Onlar sual olunacaklardır” denilir.

25- Kâfirlere: “Size ne oldu ki, birbirinize yardım etmiyorsunuz?” denilir.

26- Belki onlar o günde Allah’ın emrine teslim olmuşlardır.

27- Birbirine bakarak sorarlar.

28- Bir takımı: “Siz bize yemin ederek geldiniz iğva (ayartma, şaşırtma, yoldan çıkarma) ettiniz” derler.

29- Diğerleri: “Siz zaten mümin değildiniz.”

30- “Bizim sizin üstünüze kudretimiz yoktu. Siz itaatten çıkmış kavim idiniz.”

31- “Şimdi üzerimize rabbimizin azap emri hak oldu. Biz onu tadacağız.

32- “Biz sizi iğva  (ayartma, şaşırtma, yoldan çıkarma) ettik. Çünkü biz de azgınlar idik” derler.

33- O günde cümlesi azapta müştereklerdir (ortaklardır).

34- Biz mücrimlere (günahkârlar) böyle yaparız.

35- Onlara, “La ilahe İllallah” denirse, kibir eder ve büyüklük taslarlardı.

36- “Biz ilahlarımızı, bir divane (deli, mecnun) şair için terk mi ederiz?” derlerdi.

37- Şair mecnun değildir, belki hak ile gelmiştir. Ve resuller sadık oldular.

38- Siz elemli azabı tadacaksınız.

39- Ancak amellerinizin cezasını görürsünüz.

40- Yalnız bizim muhlis (halis, temiz, samimi) kullarımız.   

41- Onlara muayyen (belli, belirli, kararlaştırılmış) rızık vardır.

42- Meyveler vardır. Ve onlar ikram olunurlar.

43- Nimetleri bol cennetlerde.

44- Karşı karşıya tahtlar üzerinde.

45- Etraflarında şarap kâseleriyle dolaşılır.

46- Süt gibi beyaz ve içenleri mütelezziz (lezzet bulan, tat alan) eder.

47- Onda sekr (sarhoşluk) yoktur ve ondan mahmur (içkiden sersemlemiş olmak) da olmazlar.

48- Yanlarında gayet güzel gözlü huriler vardır.

49- Az sarıya meyyal, deve kuşu yumurtası gibidirler.

50- Birbirine teveccüh (bir kimseye bakma) ederek konuşurlar.

51- Onlardan biri: “Benim bir arkadaşım vardı.”

52- “Bana, sen tasdik edenlerden misin? derdi.”

53- “Öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra dirilir miyiz? derdi.”

54- “Acaba onun haline muttali (öğrenmek, vakıf olmak) misiniz?” dedi.

55- Baktı, onu cehennemin ortasında gördü.

56- “Allah’a yemin ederim ki, beni de iğva (saptırma, yoldan çıkarma) edip helak eyleyecektin.”

57- “Eğer rabbimin nimeti olmasa idi, ben de azaba ihzar (hazır etme, hazırlama) olunanlardan olurdum” der.

58- “Biz ölecek miyiz?”

59- “Birinci mevtimizden (ölüm, ölmek) başka. Ve biz azap olunmayacağız değil mi?”

60- “Bu muhakkak büyük bir fevz ( kazanç) ve necattır (büyük kurtuluş).

61- Bunun misli sevap için amel edenler amel etsinler.

62- Ziyafet olarak bu mu? Yoksa zakkum ağacı mı hayırlıdır?

63- Biz o zakkum ağacını zalimler için fitne kıldık.

64- O cehennemin ortasından çıkan bir ağaçtır.

65- Meyvesi, şeytanların başları gibidir.

66- Kafirler ondan yiyecekler ve karınlarını dolduracaklardır.

67- Sonra onlara bunun üzerinden fena kokulu kaynar su içirilir.

68- Sonra gidecekleri yer cehennemdir.

69- Onlar babalarını dalalette buldular.

70- Onların izleri üzerinde giderler.

71- Onlardan evvel de eski kavimlerin ekserisi dalalete düştüler.

72- Biz onlara korkutucu resuller gönderdik.

73- O inzar (uyarma, korkutma) olunanların akıbeti nasıl olduğuna nazar (bakma, görme) et.

74- Ancak Allah’ın muhlis (halis, temiz) kulları helak olmadılar.

75- Nuh, bize nida (seslenme) etti. Biz ne güzel icabet ediciyiz.

76- Onu ve ehlini büyük beladan kurtardık.

77- Onun zürriyetini kıyamete kadar baki kıldık.

78- Nuh üzerine, sonradan gelenler arasında zikr-i cemil (güzel zikir) bıraktık.

79- Alemlerde Nuh üzerine selam vardır.

80- Biz Muhsinlere (iyilik edenlere) böyle mükafat ederiz.  

81- O bizim mümin kullarımızdandır.

82 Sonra diğerlerini boğduk.

83- İbrahim onun tabilerindendir.

84- İbrahim rabbine kalb-i selim (tertemiz, kirlenmemiş) ile geldi.

85- Babasına ve kavmine: “İbadet ettikleriniz nedir?”

86- “Allah’tan başka yalan (yalandan) alihe (İlahlar) mi istiyorsunuz?”

87- “Rabbülalemin (alemlerin rabbi) hakkında ne zandasınız?” dedi.

88- Yıldızlara bir kere baktı.

89- “Ben hastayım” dedi.

90- Kavmi ondan dönerek gittiler.

91- İlahlarına gizlice gidip, “ne için yemiyorsunuz? dedi.

92- “Size ne oldu ki, söylemiyorsunuz?” dedi.

93- Sağ eliyle onlara vurmaya başladı.

94- Kavmi koşarak geldiler ve onu tuttular.

95- İbrahim: “Oyduğunuz şeylere ibadet mi edersiniz?”

96- “Hâlbuki sizi ve yaptığınız şeyleri Allah hâlk (yaratma) etti” dedi.

97- Kavmi: “Onun için bir bina yapın ve onu ateşe atın” dediler.

98- Ona fenalık kastettiler. Biz onları zelil ve alçak ettik.

99- İbrahim: “Ben rabbimin emir ettiği yere gidiyorum. Beni kariben (yakında) hidayet eder” dedi.

100- “Ya rabbi! Bana Salihlerden bir evlat ihsan buyur” dedi.

101- Onu halim (yumuşak huylu) bir evlat ile tebşir (müjdeleme) ettik.

102- Çocuk onunla beraber yürümek çağına geldikte, İbrahim: “Ey oğlum! Rüyamda seni boğazlıyorum gördüm. Sen buna ne dersin?” dedi. Oğlu: “Ey pederim! Sana emir olunanı icra (yapmak) et, İnşallah beni sabır edenlerden bulursun” dedi.

103- Vakta ki (ne vakit), ikisi de kazaya teslim oldular. İbrahim onu yüzüstü yatırdı.

104- Ona: “Ya İbrahim!” diye nida (seslenme) ettik.

105- “Rüyanı tasdik ettin. Biz muhsinleri (iyilik edenleri) böyle mükâfat ederiz.”

106- “Bu aşikâr bir imtihandır” dedik.

107- Ona büyük bir bedel-i kurban (bir cana bedel için kesilen kurban)indirdik.

108- Ve ona sonradan gelenler arasında zikr-i cemil (güzel zikir) bıraktık.

109- İbrahim’e selam olsun.

110- Biz Muhsinleri (iyilik edenleri) böyle mükâfat ederiz.

111- O bizim mümin kullarımızdandır.

112- Onu salihlerden nebi (peygamber) olan İshak ile tebşir (müjdeleme) ettik.

113- Ona ve İshak’a bereket verdik. Ve onların zürriyetlerinden muhsin olanlar ve nefislerine aşikâr zulüm edenler vardır.

114- Biz Musa ve Harun’a minnet (lütuf, kerem, bağış) eyledik.

115- Onları ve kavimlerini büyük beladan kurtardık.

116- Ve onlara nusret (yardım) verdik. Onlar galip oldular.

117- Ve onlara, ahkâmı (hükümler, kanunlar) beyan eder kitap verdik.

118- Onları sıratı-müstakime (dosdoğru yol) hidayet ettik.

119- Onlar üzerine sonradan gelenlere de zikr-i cemil (güzel zikir) bıraktık.

120- Musa ve Harun’a selam olsun.

121- Biz muhsinleri (iyilik edenler) böyle mükâfat ederiz.       

122- Onlar mümin kullarımızdandırlar.

123- İlyas resullerdendir.

124- Kavmine: “Allah’tan ittika (korkma, çekinme) etmez misiniz?”

125- “Ahsanül-hâlikin (yaratıcıların en güzeli) olan Allah’ı bırakarak puta mı ibadet edersiniz?”

126- “Allah sizin rabbiniz ve evvel geçen babalarınızın rabbidir” dedi.

127- Kavmi onu tekzib (yalanlama) ettiler. Onlar azaba ihzar (hazırlama) olunurlar.

128- Ancak Allah’ın muhlis (halis, temiz) kulları azap olunmaz.

129- Onun üzerine sonradan gelenlerde zikr-i cemil (güzel zikir) bıraktık.

130- İlyas’a selam olsun.

131- Biz muhsinleri böyle mükâfat ederiz.

132- O mümin kullarımızdandır.

133- Lut da resullerimizdendir.

134- Biz onu ve bütün ehlini kurtardık

135- Ancak bir acuzeyi (huysuz, suratsız kadın) helak olanlardan kıldık.

136- Sonra mütebaki (geride kalan) kavmi tedmir (helak etme) ettik.

137- Siz sabahları onların yerlerinden geçersiniz.

138- Geceleri de mürur (geçmek) edersiniz. Teakkul (akletme) etmez misiniz?

139- Yunus da resullerdendir.

140- Kaçıp bir yüklü gemiye girdi.

141- Orada kura atılarak, o denize ilka olundu.(atıldı)

142- Onu balık yuttu. O nefsine levm (kınamak, aşağılamak) ederdi.

143- Eğer rabbini tespih edenlerden olmaya idi

144- Ba’s gününe kadar balığın karnında kalırdı.

145- Onu açık bir sahile attık. O hasta idi.

146- Üzerine kabaktan bir ağaç bitirdik.

147- Ve onu yüz bin veya daha ziyade kişiye irsal (gönderme) ettik.

148- Ona iman ettiler. Onları ecellerine kadar hayattan istifade ettirdik.

149- Müşriklere sor: Rabbine kız ve onlara erkek evlat mı mahsustur?     

150- Yahut biz melekleri onların müşahede (gözle görme) eyledikleri halde kadın mı yarttık?

151- Agâh (haberi olan) olun ki onlar iftiralarıyla derler:

152- “Allah’ın evladıdır.” Muhakkak onlar yalancılardır.

153- Yoksa Allah kızları oğullar üzerine tercih mi etti?

154- Size ne oldu ki, böyle hüküm ediyorsunuz.

155- Düşünmez ve tefekkür etmez misiniz?

156- Yoksa elinizde bu hususta aşikâr hüccet (delil) mi vardır?

157- Eğer sadıklar iseniz, kitabınızı getiriniz.

158- Allah ile cin arasında neseb (soy, sop) kıldılar. Cinler de bilirler ki, onlar azaba ihzar (hazırlanma) olunurlar.

159- Allah onların vasıflarından (nitelemesinden) münezzehtir (eksiklik noksanlıktan uzak).

160- Ancak Allah’ın muhlis (halis, temiz) kulları azaba duçar olmazlar.

161- Ey müşrikler siz ve taptıklarınız!

162- Siz halkı ifsat ve iğva (sapma, yoldan çıkma) edemezsiniz.

163- Ancak cehennemlikleri iğva (sapma, yoldan çıkma) edersiniz.

164- Bizden her birimizin bir malum makamı vardır.

165- Ve biz Allah’ın huzurunda saf saf dururuz.

166- Ve biz Onu tespih edicileriz.

167- Müşrikler derlerdi:

168- “Eğer bizim de evvelki kavimler gibi bir kitabımız olsa idi”

169- “Allah’ın muhlis (halis, temiz) kulları olurduk.”

170- Kendilerine gelen kitaba küfür ettiler. Bunun akıbetini (sonuç) kariben (yakında) bilirler.

171- Mürsel (gönderilen peygamberler) kullarımız için hikmetimiz sebkat (önceden geçme) etti.

172- Mansur (yardım edilmiş) olanlar onlardır.

173- Ve askerimiz galiplerdir.

174- Onlardan bir müddet iraz (yüz çevirme) et.

175- Onların başlarına geleceği göster. Kariben (yakın, yakında) onu görürler.

176- Onlar azabımızı istical mi (acele etme) ederler?

177- O azap onların civarlarına nazil olduğunda, inzardan (uyarı, korkutma) mütenebbih (uyanmak, aklını başına almak) olmayanların sabahı ne fena olur.

178- Muayyen (belli, belirlenmiş) vakte kadar onlardan iraz (yüz çevirme) et.

179- Ve bekle. Onlar kariben (yakın, yakında) görürler.

180- Rabbin ve izzet sahibi olan rab, onların vasıflarından münezzeh (eksiklik ve noksanlıktan uzak) oldu.

181- Ve selam resuller üzerine olsun.

182- Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd-ü sena olsun.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir