Vaz’i Hükümlerin Beşinci Türü
Bu bölüm, İslam hukuku metodolojisinde (Fıkıh Usulü) vaz’î hükümlerin (şart, sebep, mani gibi hukuki çerçeveyi belirleyen hükümlerin) beşinci türü olan Azimet ve Ruhsat kavramlarını ele almaktadır.
Vaz’i Hükümlerin Beşinci Türü: AZİMET VE RUHSAT
Fıkıh usulünde vaz’î hükümlerin beşinci kategorisi “azimet” ve “ruhsat” konusudur.
Birinci Mesele: AZİMET
Azimet, Şâri’in ilk baştan, herhangi bir engel veya hafifletici sebep gözetmeksizin koyduğu, genel ve kalıcı (küllî) hükümlerdir.
- Genel (küllî) olması: Belirli kişilere veya özel durumlara mahsus olmaması, normal şartlar altında tüm mükellefleri ve durumları kapsaması demektir.
- Örnekler: Namaz, oruç, zekat, hac ve cihad gibi İslam’ın temel ibadetleri azimettir. Ayrıca toplumsal düzeni ve dünya saadetini sağlamak için konulan alışveriş (satış), kiralama (icare) gibi sözleşmeler ile cinayetlere uygulanan kısas ve tazminat gibi cezai hükümler de azimet kapsamındadır.
- “Baştan konan” ne demektir? Bu ifade, söz konusu hükmün Allah tarafından ilk defa bir yükümlülük olarak inşa edildiğini ve öncesinde başka bir dini hükmün bulunmadığını ifade eder. Eğer bir hüküm daha önceki bir hükmü yürürlükten kaldırmışsa (nesih), bu yeni ve son hüküm de genel maslahata hizmet ettiği için “baştan konmuş bir azimet” sayılır.
Belli bir sebebe bağlı olarak gelen genel hükümler de azimettir. (Örneğin; Bakara 104, Enam 106, Bakara 198, Bakara 187 ve Bakara 203. ayetlerde geçen emir ve izinler). Bu hükümler, o anki ihtiyaca göre peyderpey gelmiş olsalar da kalıcı ve genel niteliktedirler. Aynı şekilde, genel kurallardan istisna edilen durumlar veya sınırlamalar (tahsisler) da azimet kabul edilir. Örneğin:
- Boşanmada kadının kocasından ayrılmak için fidye vermesi (Bakara 229)
- Kadınlara haksızlık yapılmaması (Nisa 19)
- Savaş hukukunda müşriklerin öldürülmesi emredilmişken, hadislerle kadın ve çocukların bu hükümden istisna tutulması gibi durumlar azimet kapsamındadır.
RUHSAT
Ruhsat, normalde yasak (haram) olan genel bir kuraldan, insanlara zorluk veren haklı bir mazeret (özür) sebebiyle ve sadece o ihtiyacın giderilmesiyle sınırlı olmak üzere istisna edilen geçici, kolaylaştırıcı hükümlerdir.
Ruhsatın tam olarak anlaşılması için şu iki önemli ölçüt vardır:
- Meşakkat (Zorluk) Şartı: Ortada sadece bir ihtiyaç bulunması yetmez, mutlaka aşırı bir zorluğun olması gerekir. Örneğin; sermaye sahibinin ticaret yapamaması sebebiyle ortaya çıkan mudarabe (emek-sermaye ortaklığı), müsakat (bağ-bahçe ortaklığı), karz (ödünç) ve selem (peşin para ile vadeli mal alma) gibi akitler zorluktan değil, genel ihtiyaçtan (hâciyyât) dolayı meşru kılınmıştır. Bu yüzden bunlara fıkıhta teknik olarak “ruhsat” denmez; bunlar genel asıllardır ve zorluk olmasa da geçerlidirler.
- Sadece İhtiyaç Anıyla Sınırlı Olması (Cüz’îlik): Ruhsatlar genel (küllî) değil, geçici ve duruma özeldir. Mazeret ortadan kalkınca azimet hükmüne (asıl kurala) dönmek zorunludur (vacip).
- Örnekler: Yolculukta namazın kısaltılması ve oruç tutulmaması birer ruhsattır; yolculuk bitince namazlar tam kılınır, oruç kaza edilir. Ayakta duramayan birinin namazı oturarak kılması ruhsattır; iyileşince ayağa kalkması farzdır. Susuzlukta teyemmüm etmek ruhsattır; su bulununca abdest almak şart olur. Hayati tehlike anında leş yemek (Bakara 173) ruhsattır, tehlike geçince yine haramdır.
- Özel Durum (Hasta İmama Uymak): Ayakta duramayan bir imama uyan cemaatin de oturarak namaz kılması hadisle sabittir. Buradaki özür cemaatin fiziki zorluğu değil, imama uyme zorunluluğudur. Teknik olarak bir asıldan istisna olsa da tam anlamıyla ruhsat denmez.
FASIL (RUHSATIN İKİNCİ MANASI: GENEL İSTİSNALAR)
Bazen “ruhsat” kelimesi fıkıhta daha geniş bir anlamda, ortada şiddetli bir zorluk (meşakkat) olup olmadığına bakılmaksızın, genel bir yasaktan istisna edilen işlemler için de kullanılır.
- Bu geniş anlamda; yukarıda sayılan mudarabe, karz, selem akitleri, ağaçtaki yaş hurmayı kuru hurma ile takas etme (ariyye), cinayet diyetinin katilin akrabalarına (âkile) yüklenmesi gibi uygulamalar ruhsat sayılır.
- Peygamberimiz’in (a.s.) “Hazırda olmayan malın satışını yasaklayıp, seleme ruhsat (izin) vermesi” buna delildir.
- Ayrıca korku namazı veya ayakta duramayan kişinin namazı gibi temel hayati (zaruriyyât) veya tamamlayıcı durumlarda da bu geniş anlamda ruhsat ifadesi kullanılır.
FASIL (RUHSATIN ÜÇÜNCÜ MANASI: AĞIR YÜKLERİN KALDIRILMASI)
Ruhsat kelimesi sözlükte “yumuşaklık ve kolaylık” anlamına gelir. Bu bağlamda ruhsat, geçmiş ümmetlere yüklenen ağır sorumlulukların ve zor görevlerin İslam ümmetinden kaldırılması anlamına da gelir.
- Bakara 286 (“Rabbimiz, bize ağır yük yükleme”) ve Araf 157 (“Peygamber onların ağır yüklerini indirir”) ayetleri buna işaret eder.
- “Allah azimetlerinin yapılmasını sevdiği gibi, ruhsatlarının yapılmasını da sever” hadisindeki ruhsat, İslam şeriatının genel olarak sunduğu bu kolaylık, müsamaha ve esneklik manasındadır.
FASIL (RUHSATIN DÖRDÜNCÜ MANASI: KULLARIN ARZULARINA VERİLEN İZİNLER)
Bu manada ruhsat, kulların dünyevi zevklerine, ihtiyaçlarına ve arzularına ulaşabilmeleri için onlara alan açan mübah hükümlerdir.
- Zariyat 56 (“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım”) ve Taha 132 ayetleri insanın asıl görevinin kesintisiz kulluk (azimet) olduğunu gösterir. Kulun tamamen Allah’a yönelmesi gerekirken; Allah’ın kullarına dünyevi lezzetler ve evlilik, yeme-içme gibi mübahlar için izin vermesi, Allah’ın bir lütfu olarak “ruhsat” kabul edilir.
- Bu tasavvufi/ahlaki yaklaşıma göre azimet, Allah’ın hakkını gözeterek tüm emir ve yasaklara titizlikle uymak ve kalbi meşgul edecek mübahlardan bile uzak durmaktır. Ruhsat ise kulun kendi nefsi ve hazzı için verilen izinleri kullanmasıdır.
- Bu yaklaşım, manevi hal sahibi veli kullara ve dervişlerini eğiten mürşitlere hastır. Onlar ilmin en sıkı azimetlerini uygulamayı esas alır, ruhsatlardan tümüyle kaçınırlar.
FASIL (SONUÇ VE ÖZET)
Ruhsatın bu dört farklı manası incelendiğinde görülür ki:
- Birinci anlamdaki ruhsat (Zorluk sebebiyle asıl kuraldan geçici istisna): Tüm insanları ilgilendirir. Fıkıh ilminin ve bu bahsin asıl konusu budur; bundan sonraki tüm alt meseleler (füru) bu tanım üzerine inşa edilecektir.
- İkinci ve Üçüncü anlamlar: Sadece şer’i birer terimsel kullanım ve kavramsal açıklamadır, fıkhi alt kurallar üretmez.
- Dördüncü anlam (Mübahlar ve tasavvufi yaklaşım): Sadece özel bir zümreye (veli kullara) has bir hassasiyettir.
Dolayısıyla İslam hukukunda asıl işlenecek ve kurallara bağlanacak olan konu; “baştan konan genel kural” anlamındaki azimet ile “zorluk anında genel kuraldan geçici kopuş” anlamındaki birinci tür ruhsattır.
